Umut ve özgürlüğün sembolü olan Kobanê’de direniş  kesintisiz sürüyor. Bir yandan Kobanê direnişine destek vermek için her kesimden insan sınıra akarken, öte yandan Kobanê ile dayanışma  etkinlikleriyle dünyanın her yerinden Kobanê'ye ulaştırılan nefes direnişi büyütüyor. 
Geçtiğimiz günlerde Stuttgart'ta Kobanê ile dayanışma gecesine katılan Cemil Qoçgîrî'yle 2014'te gittiği  Mahmur kampı ve  Kürdistan'ın 4 parçasındaki sanat çalışmaları izlenimleri ve Kobanê'ye dair konuştuk.

Bize son çalışmalarınız ve Kürt sanatı ve müziği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bence Kürt müziğini yapmak için, Kürdistan'ı, Kürt halkını bilmek, tanımak lazım. Bu iki şeyi tanıyabilmek için, 2014'te Mahmur kampına kadar müzik araştırması için gittim. Çünkü, sahne benim müzik alanımın en son noktasıdır. Benim alanım, bu konuda araştırmak, incelemek, derlemektir. Onun için, Kürdistan'da gezerek, halkla oturup konuşmak, onları hissetmek ve mümkün olduğu kadar onları canlı canlı dinleyebilmek istiyorum. Çünkü bu çok büyük bir kültürdür. Bölgelerdeki farklılıklarıyla Kuzeyde Botan, Dêrsim, Bingöl, Amed gibi şehirlerde nenelerin, dedelerin, pirlerin geldiği zengin bir kültür ortamı bulunuyor. Aynı şekilde Doğu Kürdistan'da folklorik yapısı çok zengin olup, Güney Kürdistan'ın dengbêjlik kültür geleneği çok farklı bir zenginlik ihtiva eder.

Sizce sanat ve siyaset birbirinden kopuk, farklı şeyler midir?
Bence sanat ve siyaset birbirinden farklı ve üstün değildir. Ama bu iki şeyi birbirine boğdurmamak lazım. Çünkü sanat siyasetsiz olmadığı gibi siyasetin de sanatla kombinesi gerekir. Ama tarihte sanatın siyasete boğulduğu oldukça çoktur. Onun için, bu konuda iyi araştırma yapmak ve sanatı iyi değerlendirmek gerekir. Sanat ve siyaset yaparken bunların farkında olmak lazım diye düşünüyorum.

Sayın Qoçgîrî siz Kobanê ile dayanışmak, Kobanêlilere bir nefes vermek için konserlere katılıyorsunuz, Kobanê hakkında düşündüklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Yukarda söylediklerimle birlikte şunu belirtmek istiyorum. Kobanê bunlardan farklı değildir. Tarihimizde hep Kobanê'ler oldu. Mesela 1915 Ermeni soykırımı, 1921 Qoçgîrî Katliamı, 1937-38 Dêrsim Soykırımı, 1978 Maraş Katliamı, 1993 Sivas Madımak Katliamı, daha sonra Gazi Katliamı, 1988 Halepçe Katliamı ve yine 2011 Roboski Katliamı da birer Kobanê Katliamıydı. Bunlar birbirinden farklı olaylar değildir. Hepsi bende birer damardır. Bütün bu acıların toplamıdır Kobanê. Eğer ben bunu göremiyor ve hissedemiyorsam, duyamıyorsam bu da bir ihanettir. Yaşadığımız coğrafyanın toprakları üzerinde yüzyıllardır Ermeni, Asuri, Kürt vd. halklarına katliamlar yapıldı. Bu topraklar, katledilen bu halkların çocuklarının ortak topraklarıdır. Benim görevim elime silah alıp, oraya gitmek değildir. Benim misyonum bu haksızlıklara karşı uluslararası sahnede, dünyaya bu olanları sanatla anlatmaktır. Sanat da bir silahtır. Öldüren değil, çekilen acıyı ve ölümü anlatmak. Aslında bu tavır ve eylem bir nevi ilaçtır. Ben  Kobanê'de direnen kadınların direnişlerinden dolayı karşılarında saygıyla eğiliyorum. Bütün Dünya halklarının bu direnişi iyi anlamalarını istiyorum. Rojava ve Kobanê'de yapılan devrimle bütün dillerin, dinlerin, ırkların ve cinslerin barış içerisinde ekolojik bir ortamda nasıl bir arada yaşayabildiklerini gösterdiler. Bunun iyi anlaşılması lazım. Bizler de bu devrim ve direnişin daha iyi anlaşılabilmesi için sahnelerde taşıyıcılığını sanatla yapacağız!

Cemil Qoçgîrî Kuzeybatı Dêrsim'in Sivas İmranlı bölgesinden Kızılbaş kökenli bir ailenin çocuğu olarak, 1980 yılında Almanya'nın Diusburg kentinde doğar. Günümüz Aleviliğinin Zerdüştlük inancının öğretileri, kendi müziğini şekillendirmesinde büyük rol alır.  İlk solo albümü Aşk-ı Pervaz 2004 yılında çıkar. Hakan Aday ile birlikte 2005 yılında  Munzur'un Yaşayan son Dervişleri'ni 'Sarraf / Dêrsim Halk Şarkıları' adlı belgesel niteliği taşıyan müzik videosunu çeker. 2007 yılında ise ikinci solo albümü olan 'Heya/Songs From Qizilbaş' yayımlanır.  Sanatçının Aşık Veysel'den bir türkünün de yer aldığı ve toplam 12 eserden oluşan Hiva Zeri- Golden Moon- Cemil Qoçgîrî 2012 albümü Ahenk Müzik etiketiyle raflarda yerini aldı.


GÜL GÜZEL/STUTTGART