Demokratik Özerklik Yönetimi Avrupa Temsilcisi Sînem Mihemed, QSD içerisinde bütün halk kesimlerinin yer almasının siyasi bir zafer olduğunu ve dünya güçlerinin bu siyasi zafer karşısında Suriye krizinin çözümü için destek vermek zorunda kaldığını belirtti.

Demokratik Özerklik Yönetimi Avrupa Temsilcisi Sînem Mihemed, Türk devletinin Rojava ve Kuzey Suriye topraklarına yönelik saldırına ilişkin ANHA’dan Nûrhat Hesen ve Fîdan Ebdullah’a konuştu. Türk devletinin Rojava ve Kuzey Suriye saldırılarına ilişkin konuşan Sînem Mihemed, şunları söyledi: “Rojava Devrimi’nin başlamasıyla beraber Türk devletinin de bu toprakları saldırıları başladı. Türkiye, Rojava topraklarına saldırmak, sivilleri hedef almak ve bölgenin kültürel dokusunu değiştirmek için siyasi, askeri ve diplomatik her alanda çete gruplarına destek oldu.”

Türk diktatörlüğüne acı darbe

Bu saldırılarla Türk devletinin Demokratik Özerklik Yönetimini darbelemek, Kürt halkının iradesini kırmak ve Rojava halkını göçe zorlamak istediğini vurgulayan Sînem Mihemed, şöyle devam etti: “Kürt halkı ve bölgenin diğer halklarının gücü ve iradesi sayesinde demokratik ulusun temelleri atıldı. Bu durum Türk diktatörlüğüne acı bir darbedir.”

Türk devletinin çete grupları aracılığıyla doğrudan Efrîn Kantonu’na saldırdığını belirten Sînem Mihemed, “Türk devlet faşizmine karşı halkımızı koruyacak ve demokratik-federal bir Suriye’yi inşa edeceğiz” dedi. 

Mihemed, Suriyeli bütün halkların QSD içerisinde yer almasının ve DAIŞ çetesinin Suriye topraklarından temizlenmesinin dünya kamuoyunda önemli bir etki yaptığını vurguladı. 

Rojava temsilcilerinin diplomatik faaliyetlerine ilişkin ise şunları söyledi: “Demokratik Özerklik Yönetimi ve diğer devletlerin diplomatik ilişkileri sonucunda teröre karşı bir koalisyon oluşturuldu. Terörist gruplara karşı savaşan güçlerimiz bütün dünya çapında destek gördü. ABD ve Rusya QSD, YPG ve YPJ güçlerine destek oldu. Suriyeli bütün halkların QSD içinde yer alması başlı başına siyasi bir zaferdir. Dünya güçleri, bu siyasi zafer karşısında Suriye krizinin çözümü için destek vermek zorunda kalmıştır.”