- Araştırmacı Sezgin Tüzün, Nisan’ın ikinci yarısı ile Mayıs ayının, vaka sayısının arttığı, ölümlerinin yoğunlaştığı bir dönem olma tehlikesini taşıdığını söyledi.
Araştırmacı Sezgin Tüzün, Türkiye’nin 40 günlük korona salgınlı fotoğrafının, kabaca neler söylediğini yazdı.
Tüzün, BirGün’deki yazısında, Türk hükümetinin açıkladığı rakamları baz alarak incelediği ilgili bölümler şöyle:
İlk 21 günlük dönemde; 11-31 Mart arasında (ki bu İtalya’nın ilk bir aylık dönemine karşılık geliyor) Türkiye’de günlük ortalama 644,3 vakaya rastlanmış. Her gün bu vakalardan 50,5’i yoğun bakıma alınmış ve onların 11,6’sı iyileşirken 10,2’si yaşamını yitirmiş. Demek, ilk 21 günlük dönemde korona testi pozitif çıkanların yüzde 1,58’ini kaybetmişiz. Hastalığı ölümle sonuçlananlar, yoğun bakıma alınanların beşte biri (yüzde 20,17’si). Bu dönemde hastalığın iyileşme (yüzde 53,17) ya da ölümle (yüzde 46,83) sonuçlanma oranları iyileşme yönünde biraz ağırlık kazansa da, hastaların iyileşme-ölüm oranları birbirlerine çok yakın.
Salgının 21–30’uncu günlerinde, Mart’ı izleyen ilk on günlük dönemde (1-10 Nisan) günlük ortalama vaka sayısı 3349,8’e yükselirken, yoğun bakıma alınan hasta sayısı 236,1’e, iyileşen hastaların sayısı 218’e çıkıyor. Bu dönemde ölümle sonuçlanan günlük ortalama vaka sayısı 69,4 olarak gerçekleşiyor. Bu rakamlar bize, korona tanısı konmuş ve testi pozitif çıkmış her yüz vakadan 2,07’sinin, yoğun bakıma alınanların yüzde 29,39’unun hastalığının ölümle bittiğini, sonuçlanan toplam vakaların 75,85’inde iyileşme, yüzde 24,15’inde ölüm yaşandığını gösteriyor. Bu anlamı ne yazık ki, sonuçlanan her 4 salgın hastalık vakasından 1’inin ölümle bitmesi.
İkinci on günlük (31– 40’ıncı günler, 11-20 Nisan arası) dönemde günlük ortalama vaka sayısı 4395,1’e yükseliyor. Bu vakaların 314,1’i yoğun bakıma alınırken, 123,2’si yaşamını yitiriyor. Günlük ortalama iyileşen hasta sayısı ise 1100,7. Bu dönemde vaka başına ölüm riski yüzde 2,80, yoğun bakımda ise ölüm oranı yüzde 39,22’ye yükseliyor. Ölüm ya da iyileşmeyle sonuçlanmış vakalar arasındaki ölüm oranı bu dönemde yüzde 10,07’e düşerken, iyileşme oranı da yüzde 89,93’e ulaşıyor. İyileşme artıyor, ama yoğun bakım ölümleri azalmıyor.
Daha salgının başında
Sergilenen rakamlar özetlenecek olursa ilk 20 günde ulaşılan 100 birimlik koronalı hasta sayısı, Nisan’ın ilk on gününde 350’ye, ikinci on gününde 670’e yükselmiş durumda. Buna karşın vaka başına ölüm oranları Mart’ta 1,58 iken, Nisan’ın ilk on gününde 2,07’ye ve ikinci on günde de 2,80’e yükselmiş. Kabaca ilk 20 günün vaka başına ölüm oranı son 10 günde iki katına çıkmış, yoğun bakımda ölüm oranı da (yüzde 20,17’den yüzde 39,22’ye) artmaya devam ediyor ve günlük ortalama yoğun bakıma giriş sayısında da düşme yok. Dünya rakamlarına göre Türkiye’nin rakamları daha az ölüme işaret ediyor ama Türkiye salgının dünyaya kıyasla daha bir başında.
Mevcut bilgiler ışığında
Yukarıda sergilenen sayıların olumlu değerlendirilebilecek yönleri olduğu gibi, olumsuz değerlendirilecek yönleri var. Ama bu sayıları doğru değerlendirebilmek için başka bilgilere (bunların doğruluğunu test etmeye) de gereksinim var. Fakat mevcutla yetinip o bilgiler ışığında değerlendirme yapılacak olursa şunlar çıkıyor ortaya:
- Vaka sayıları göreli olarak yavaşlar gibi olsa da, vaka artışı devam ediyor,
- Yoğun bakıma gereksinim duyma oranı azalma eğilimi yansıtıyor olsa da yoğun bakımda ölüm oranlarının yükselmesi bir tehlike işareti,
- Türkiye’nin 81 ilinde de korona bulaşlı hasta mevcut ve çoğunda da ölümler yaşanmış. İstanbul’un ülke nüfusu içindeki payının üç-dört katı bir oranla salgına maruz kalması salgının seyri açısından öncelik/sonralık verisi sunuyor. Salgının bulunduğu evre göz önüne alınarak açıklanan verilerin İstanbul (ile eş konumlu yerler) ve diğer yerler olarak gruplandırıp izlenmesi ve açıklamaların da bu ayrıntıda yapılması gelişmelerin doğru-sağlıklı değerlendirmelerini mümkün kılacak -şeffaf- bir yaklaşım biçimi kaçınılmazdır. Çünkü bugünün İstanbul’u yarının diğer yerleri için ölçüt oluşturuyor olabilir.
- İstanbul grubu hastalığın en üst yaygınlık seviyesine diğer yerlerden iki-üç hafta önce ulaşabilir. İstanbul dışında salgının yaygınlığının 2-3 katına çıkması kimse için bir sürpriz olmamalı. Çünkü Türkiye’nin nüfus dağılımıyla salgının yayılma dağılımları çok farklı.
Türkiye’nin İstanbul dışında kalan yerleşimleri için bu olgu ile daha da geç karşılaşılabilir. Bu Türkiye için sürpriz olmamalı. Ayrıca salgınlar sadece tıbbi başarılarla sonlandırılamaz, doğru ve sağlıklı politik kararlara gereksinim var. Bu da ancak, bilimsel bilgi ve doğru karar alma mekanizmalarıyla yapılabilir. İSTANBUL