15 Ağustos Atılımı'nın öncülerinden Komutan Mahsum Korkmaz'ı (Agît), 1 Ağustos 2006'da uğradığı bir saldırı sonucu yaşamını yitiren HPG Meclis Üyesi Ramazan Toptaş (Sarı İbrahim), Ağustos 2005 yılında yazdığı yazısında anlatıyor: 


Kayalık bir sırtı tırmanarak ilerliyorduk. Geceydi, hava soğuktu. Mart ayı sonlarında olmamıza rağmen tırmanmakta olduğumuz Gabar’ın yüksekleri hala karla kaplıydı. Kar, gecenin ayazından donmuştu.
Bir yerde izlere rastladık. Agît arkadaş eliyle dokunarak izleri inceledi: "Bu izler taze ve düşmana ait izler. Dikkatli ilerleyin" diyerek uyardı. Yeniden yürüyüşe geçtik. 


Yürüyüş kolumuzun öncüsü, Deşta Lalalı Abdurrahman’dı. Başka kimler vardı, şimdi anımsamıyorum. Fakat Agît arkadaş ile aramızda Xirxila Kemal (Veli Tayhan) ile Selim (Fevzi Aydın) arkadaşların olduğunu anımsıyorum.
Tırmandığımız sırtta bir yerde silahlar üzerimize çalışmaya başladı. Pusuya düşmüş ve düşmanla iç içe girmiştik. Önümüzde büyük bir kayalık yükseliyordu. Düşman, önümüzü kesen bu kayalıkta pusuya yatmıştı. Saat gece yarısından sonra 2-3 suları olmalıydı.


Çatışma sırasında bulunduğum siperden ön saflara bakarken Selim ile Hayri’nin donmuş karın üzerinde parende atarak, aşağı vadiye doğru çekildiklerini gördüm. Bir süre sonra onlardan biraz daha ileride Agît arkadaşa benzeyen uzun parkeli birinin daha kar üzerinde parende attığını gördüm. 


Çatışma fazla sürmedi. Sanırım en fazla yirmi dakika veya yarım saat sürmüştü. Biz de donmuş karın üzerinden parende atarak, aşağı vadiye indik. Vadide arkadaşlar toplanmıştı. Orada Metin (Kalender İlhan) arkadaşın yaralı olduğunu gördüm. 


Bizim de gelmemizle birlikte sayım alındı. Agît ve Lezgîn arkadaşlar yoktu. Metin arkadaşın dışında başka yaralımız da yoktu. Agît arkadaşın şehadeti aklımızdan bile geçmedi. Sanırım asla istemediğimiz bir durum olduğu için Agît arkadaşın şehadetini düşünmeden, onun daha önceden belirlenmiş buluşma yerimize geleceği inancıyla pusu noktasından hızla çekildik. Agît arkadaşın Lezgîn ile gruptan koptuğuna ve buluşma noktasına geleceğine inanıyorduk. Akşam BBC haberlerine kadar buluşma noktasında bekledik. Agît arkadaş gelmedi. Akşam BBC’den şahadet haberini aldık. 


Pusuda yanımızda olan, fahat daha sonra kaçıp JİTEM’de kontralık yapan Bozan (Kemal Emlik), Agît arkadaşı kendisinin vurduğunu söyledi. 



***


Aradan bunca zaman geçmesine rağmen Agît arkadaşın yokluğunu bugün daha çok hissediyorum. Onu her zamankinden daha çok arıyorum.


O bir insan sarrafıydı. İnce derin ve keskin bir gözlemci; titiz ve kararlı bir uygulayıcıydı. Alışılagelmişin dışında sade paylaşımcı, eşitlikçi, bütünlükçü bir komutandı. Aramızda asla ayırım yapmazdı. Kimseye günübirlik yaklaşmaz, her birimizle gerçekliğe uygun düşen örgütlü, ileriyi gören, kalıcı ilişkiler kurup geliştirirdi.
Ast-üst, emir komuta kalıplarının dışında ve çok ötesinde, sanırım üzerinde özel olarak durulup mutlaka tanımlanması gereken karşılıklı ilişkilerimiz, bağlarımız ve bağlılıklarımız vardı. Bu bağları, bağlılıkları ve ilişkileri büyük bir emekle kuran, özenle besleyip geliştiren o idi.


Bir komutan olarak, herkese gücüne, imkanına göre yaklaşırdı. Hiçbirimizden gücümüzü aşan bir çalışma, görev istemezdi. Kimi, hangimizi, nerede ve ne zaman değerlendireceğini bilirdi. Hepimizi yeteneğimize, gücümüze göre örgütleyip çalıştırırdı.


İnsan onun yanında kendini görebiliyor, pratikleşip işlev kazanıyor, yaşamda ve mücadeledeki gerçek yerini bularak, gerçek rolünü oynayabiliyordu. 


Agît arkadaş, yaşamda ve mücadelede ciddiydi. Yaşamda alabildiğine şakacıydı. Koşullar uygunsa bize her fırsatta takılırdı. Kendisine yapılan yerinde şakalara da bayılır, özellikle kendisi hicvedildiğinde de kahkahalarla gülerek, bundan büyük haz duyardı. Yaşamın ve mücadelenin her alanında önde ve öncüydü. Her zaman titiz, örgütlü ve planlıydı. 


Bize inisiyatif tanır, gelişmemiz için hepimize ayrı ve özgün yaklaşımlar gösterirdi. Gelişip irade sahibi olmamızı, bu temelde özgürleşmemizi ister, bizde bu yönde küçük de olsa bir gelişme gördüğünde buna memnun olur, bu alanda beklenmedik gelişmeler olduğunda adeta çocuklar gibi sevinir, gelişme gösteren arkadaş ile daha yakından ilgilenir, ona daha çok güç verirdi.


Tıkandığımız yerde inisiyatifliydi. İşin, görevin mahiyeti ne olursa olsun geçer, kendisi yapardı.
Doğru bildiğini uygulamada ısrarcıydı. Bazen bu yüzden yalnız kaldığı oldu. Fakat doğru bildiğinde ısrar ederek bunu aşmayı başardı.


Hemen her konuda bize danışır, görüşümüzü alır, ısrarla görüş belirtmemizi isteyerek bizi yaşamın ve mücadelenin doğrudan içine çekerek her alanına katmaya sorumluluk yüklemeye, hesap alıp hesap vermeye büyük özen gösterirdi.


Çevresiyle ortama ve koşullara göre paylaşabileceği şeyleri paylaşır, ötesine geçmezdi. Zayıf yanlarını dışa vurmazdı.


Duyguları ve mantığı, vicdanı ve aklı birbirinden kopuk değildi. Küçük ya da büyük, basit ya da karmaşık, her konuda karar öncesi süreçte duyguları ile mantığını, vicdanı ile aklını iç içe bütünlüklü olarak kullanırdı. Onun kararları her zaman sağduyunun kararları olurdu. 


Yaşamın ve mücadelenin her alanında ölçü ve ilke sahibiydi. Agît arkadaşın sahip olduğu ölçüler ve ilkeler, Önderliğin ve örgütümüzün ölçü ve ilkeleriydi. Onun bu ölçü ve ilkelerin dışına çıktığını hiç görmedim. Aramızdan hiç birimizin bu ölçü ve ilkelere karşı duruş ve davranışımızı, onun hiçbir zaman ve hiçbir biçimde kabul ettiğine tanık olmadım.


Bu ilke ve ölçülerin dışına çıkıldığında tamamen katı ve kesinlikle ödünsüzdü. Bu ölçü ve ilkelerin dışına çıkan kim olursa olsun, Agît arkadaşın kararlı duruşuna ve ödünsüz uygulamalarına çarpardı. Ölçülerin ve ilkelerin aşındırılıp aşılarak çiğnenmek istenildiği yerde, Agît arkadaş kişisel ya da siyasal ayrıcalık, denge, kişisel bağ ve ilişki gözetmezdi. İlkesiz ilişki ve politika yoktu onda. Grup içinde kullanmacı bir zihniyetle kendine özel yaşam alanı açmaya çalışan Zeki'ye (Şemdin Sakık); "Yetiştiğin ve geldiğin ortamı biliyoruz. Ağa çocuğu olabilirsin. Fakat burada ağalık yapamazsın! Sana burada ağalık yaptırmayız" demişti. Bu, Zeki’nin kişiliğinde ortaya çıkan çirkinliğe karşı ilkesel tutumuydu. Grup içinde Zîver'in bedensel temizlik sorunu vardı. Ortamda Zîver’in bu durumuyla yakıdan ilgilenirdi. Onu bir yandan bedensel temizliğin gereği ve önemi üzerine bilgilendirirken, pratikte de yemeklerden önce yanında götürüp ellerini yıkatarak, banyo fırsatı olduğunda yanında banyoya götürerek eğitmeye çalışırdı. 


Ölçüler ve ilkeler içinde tamamen sakin ve olağanüstü paylaşımcı, verici bir insandı. Ölçülerin ve ilkelerin dışına çıkanlar için de asla baş edilemez bir karşıt, yenilmez bir savaşçıydı. 


Katılıkla esnekliği, ikna ile sertliği iç içe başarı ile uygulardı.


Her şeyde ve her konuda çok doğal, çok büyük bir paylaşımcıydı. Agît arkadaş için paylaşmak, paylaşımın özellikle verme boyutu, mutluluk ve sevinç kaynağıydı.