- DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Rêber Apo'nun koşullarında hiçbir değişiklik olmadığını belirterek, "Bir an önce düzeltilmeli ki süreci yönetebilsin. Bir kişinin değil, bir sürecin koşullarından söz ediyoruz" dedi.
MGK'nın son toplantısında 'çerçeve yasa'nın gerektirdiği kararları almamasını eleştiren DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis'in tavrını hatırlatarak, halk iradesinin MGK’nın insafına bırakılamayacağını söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, parlamento muhabirleri ile Meclis’te düzenledikleri kahvaltıda bir araya geldi. Koçyiğit, Türkiye'nin birçok krizle karşı karşıya olduğunu ve bu krizlerin bedelini Türkiye’nin tüm halklarının ödediğini söyledi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Bu sorunların çözümü için Meclis’in bir yol haritası ortaya koyması gerekiyor. 'Çerçeve yasa' Meclis’te büyük bir oyla kabul edildi. Yasanın uygulanması için bu yeni yasama döneminde beklentimiz var” dedi. Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Temelli, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Belirli bir takvim yok
Bir gazetecinin Kürdistan Özgürlük Hareketi üyelerinin dönüşüne ilişkin sorusuna yanıt veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Yasanın uygulanması için MGK’nın tespit ve teyidine ihtiyaç var. Bunun için elimizde belirli bir takvim yok. Yasanın bir an önce uygulanmasını umuyoruz. Heyetimiz, Sayın Cevdet Yılmaz ile komisyon çalışmaları konusunda görüşme yaptı. Ayrıca Meclis Başkanı ile Meclis’te görüştük. Sayın Öcalan bu sürece stratejik ve kararlı bir şekilde bakıyor. Sayın Öcalan’ın koşulları her bakımdan süreci etkileyebilir. Elbette koordineli bir şekilde çalışmalara başlanması sürecin hızlanmasını etkiler" diye konuştu.
Yeni yasalarla desteklenmeli
Toplumun birçok kesiminin ve siyasi partilerin İmralı Adası’na gitmek istediğini belirten Sezai Temelli ise şunları söyledi: “Ne yazık ki bu konuda hâlâ hiçbir adım atılmadı. Gerekli koşullar oluşturulmadı. Meclis’te bir yasa çıktı ama her şeyi bu yasaya yükleyemeyiz. Yasanın yürürlüğe girmesi için MGK onayından geçmesi gerekiyor. MGK onayının geçmesi için de Meclis’in rol alması lazım. Temel beklentimiz Meclis’ten ve kurulacak komisyondan bu yönde. Bu 'çerçeve yasa'nın yeni yasalarla desteklenmesi gerekiyor; tıkanıklıkların aşılması da siyasetle mümkündür. Meclis kendini devlet bürokrasisinde sıkıştırmamalı ve güçlü bir zemin olmalıdır.”
Sadece iktidar ile yetmiyor
Süreci yalnızca iktidar ile değil, toplumun tüm kesimleriyle yürütmek istediklerini belirten Temelli, “Elbette bizim bakışımız ile iktidarın bakışı farklı. Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesinin merkezinde yer alıyor. Kalıcı bir çözüm için asıl mesele bu süreçtir” dedi. Koçyiğit ise Kürt sorunu demokratik biçimde çözülmeden Türkiye’nin de demokratikleşemeyeceğini vurgulayarak, şunları dile getirdi: “Kürt sorununun çözümü için elimizden geleni sonuna kadar yapacağız ve tüm imkânları kullanacağız ama bu, Mersin’deki belediyeye yönelik operasyona, fon gasplarına sessiz kalacağımız anlamına gelmiyor.”
Bir kişinin koşulları değil
Rêber Apo'nun koşullarına ilişkin bir soruya daha cevap veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sayın Öcalan’ın koşullarında hiçbir değişiklik yok. Bir ev yapılmış ama gazeteciler hâlâ gidemiyor ve Sayın Öcalan’ın özgür çalışma koşulları da oluşmuş değil. Sürecin başmüzakerecisi olan Sayın Öcalan’ın koşulları bir an önce düzeltilmeli ki süreci yönetebilsin. Bu nedenle bir kişinin koşullarından değil, bir sürecin koşullarından söz ediyoruz" dedi.
DEM Parti de eleştiriliyor
Toplumun birçok kesimiyle görüştüklerini belirten Temelli, kendilerine yönelik eleştirilerin de olduğuna dikkat çekerek, "İktidar hâlâ somut bir adım atmadı. Son günlerde MGK toplantısı yapıldı. Büyük bir beklenti vardı ama MGK toplantısı Türkiye’de hiçbir şey yokmuş gibi geçti ve 27 Kasım’da yeniden toplanacaklarını söylediler. Yasanın uygulanması bir kez daha iki ay ertelendi. Bu nedenle toplumun iktidara olan güveni düşük” şeklinde konuştu.
Toplumun iktidara güvenmediğini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit ise şunları söyledi: “Toplum diyor ki, madem Kürt sorununun çözümünden söz ediliyor, neden Sayın Öcalan’ın koşulları iyileştirilmiyor? Neden Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve siyasi tutuklular tahliye edilmiyor? Özellikle neden hasta tutuklular bırakılmıyor? Neden ana dili hakkı yerine getirilmiyor? Ana dili toplumun esas gündemi. Bizi de eleştiriyorlar, ‘neden daha fazla gündeme getirmiyorsunuz’ diyorlar.”
Dil ve zihniyet değişmeli
Sürecin diline dair sorulara cevap veren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu sorun ‘terör’ çerçevesinde ele alınamaz. Bu sorun inkârdan kaynaklanıyor. PKK neden değil, bu sorunun sonucudur. Bu nedenle dilin ve kimliğin tanınması ile Kürtlerin statüsünün anayasada yer alması gerekiyor. ‘Teslim oldular, yenildiler’ diyen bir dil sürece zarar veriyor. İktidar medyası hâlâ eski dilden vazgeçmiş değil. Elbette biz de dilimizi değiştireceğiz ama dil kullanımımıza yönelik eleştiri ‘kimliğinizi ve dilinizi inkâr edin’ şeklinde olursa bu kabul edilemez. Dilimizin daha genişlemesi ve toplumu kucaklaması gerekiyor. Tüm toplum kesimlerini kucaklayan Demokratik Cumhuriyet Hareketi’ni başlatmak istiyoruz. AKP’ye yönelik eleştiriler de sistemden kaynaklanıyor. AKP’den önce de baskı ve şiddet vardı. Baskı ve şiddet yalnızca AKP’ye indirgenerek okunmamalı.”
Temelli de şunları ekledi: "Halk iradesinin üzerinde hiçbir iradeyi görmüyor ve kabul etmiyoruz. Bu nedenle halk iradesi MGK’nın insafına bırakılamaz. Barış dilini kullanmaya ihtiyacımız var.” ANKARA