Uluslararası Koalisyon’un verdiği sözleri yerine getirmediğini ve işgal saldırılarının durdurulması için hiçbir pratik adım atmadığını belirten Rêdûr Xelîl, direnmeye devam edeceklerini vurguladı.

QSD Genel İlişkiler Sorumlusu Rêdûr Xelîl, Türk devletinin işgal saldırılarına ilişkin önceki gün basın toplantısı gerçekleştirdi. Haksız bir saldırıyla karşı karşıya kaldıklarını belirten Xelîl, şunları söyledi: DAİŞ’e karşı tüm güç ve irademizle direndik. Tüm dünya ve insanlık değerlerini koruduk ve sonucunda 11 bin şehit ve 22 bin yaralı gibi ağır bir bedel ödedik.

Bugün tüm dünyanın gözleri önünde şehit düşenler, DAİŞ’in sözde hilafetin başkenti ilan ettiği Reqa’yı özgürleştirenlerdir. Bugün dünyanın gözleri önünde şehit düşenler, Baxoz’u özgürleştirerek tüm dünyayı DAİŞ teröründen koruyanlardır.

Kuzey-Doğu Suriye, halklarımızın fedakar direnişiyle Suriye’nin en güvenli bölgesi oldu. Tek bir gün bile Türkiye için tehdit oluşturmadık ve Türkiye’ye doğru tek bir kurşun sıkmadık.

Kuzey-Doğu Suriye halkları olarak Suriye’nin başka bölgelerinden yüz binlerce göçmen başta olmak üzere Irak ve Şengal’den yüz binlerce mülteciye evlerimizi açtık. Bu göçmen ve mülteciler ile yemeğimizi paylaştık ve asla Türkiye’nin yaptığı gibi bu mülteci ve göçmenler üzerinden bir şantaj uygulamadık, siyasi çıkarlarımıza alet etmedik.

DAİŞ’liler dünya için tehdit

Ağır savaş koşullarına rağmen halen bu mülteci ve göçmenleri koruyoruz. Ayrıca adeta her an patlamaya hazır bir bombaya dönüşen binlerce DAİŞ elemanı ve on binlerce DAİŞ’li aileyi halen kamplarımızda tutuyoruz. Bu durum da tüm dünya için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Türk devleti, DAİŞ’lilerin kaçmasına olanak sağlayabilmek için Qamişlo’daki cezaevini bombaladı. Türk devleti daha sonra Hesekê’de DAİŞ’lilerin tutulduğu cezaevine bombalı araçla saldırıda bulundu. Tüm dünya, bu büyük tehlikeyi görmezden gelmeye devam etmektedir.

Yanımızda savaşmalarını istemiyoruz

DAİŞ karşıtı mücadelemizde birçok müttefikimiz bulunuyordu. Toplumsal kültür ve ahlakımız gereği, her daim müttefiklerimize sadık olduk ve birlik içerisinde bulunduk. Tüm uluslararası anlaşmalar, yasalar ve görevlerimizi yerine getirdik. Türkiye ile varılan anlaşmaların sonucu sınır hattındaki tüm mevzilerimizi kaldırdık ve müttefiklerimiz Türkiye’nin tehditlerine karşı bizlere garanti verdi. Ancak bu müttefiklerimiz, bizlere hiçbir bilgi verme gereği dahi duymadan zalimce bir karar ile güçlerini sınır hattından çektiler. Türkiye’nin barışçıl halkımıza dönük saldırıların kınanması ve siyasi tavır açıklamaları ile ekonomik yaptırım kararlarının devam ettiğini görüyoruz. Ancak bu açıklama ve kararlar, uzun süreçte etkili olsa da acil ve yakın süreçte bir etkide bulunmayacaktır. Şu an için acil bir şekilde saldırıları durduracak bir karar alınmalıdır.

Savaşçılarımız 4 yıldır Uluslararası Koalisyon güçlerini koruyor ve ortak hareket ediyor. Ancak bu savaşçılarımız şu an Uluslararası Koalisyon güçlerinin gözleri önünde savaş uçakları ile bombalanıyor ve şehit ediliyor. Türkiye’nin saldırıları DAİŞ’in yeniden canlanmasını artık tehdit etmiyor çünkü DAİŞ Qamişlo ve Hesekê ile diğer bölgelerde yeniden canlanmış durumda. Şu an iki cephe ile savaş halindeyiz. Biri DAİŞ diğeri de Türk devletidir. Müttefiklerimize, sorumluluklarını ve verdikleri sözleri bir an önce yerine getirme çağrısı yapıyoruz. Uluslararası Koalisyon’dan savaşçılarını savaş cephelerine göndermesini istemiyoruz. Söz verdikleri gibi Türk savaş uçaklarına hava sahasını kapatmalarını istiyoruz. Bunu da çok kolay bir şekilde yapabilirler.

Akrabalarımızı nasıl öldürebiliriz?’

İşgalci Türk devleti, savaşçılarımızın moralini bozmak için sivilleri direkt hedef alıyor. Bu sivil saldırıları sadece Kuzey ve Doğu Suriye sınırları içinde değil aynı zamanda Türkiye sınırları içinde de yaşanıyor ve Türkiye bu katliamlardan bizi sorumlu tutuyor. Bu mantık suçlamalar kabul edilemez. Sınırın her iki yakasındaki Kürt, Arap ve Süryanilerin akraba olduğunu herkes biliyor. Halkımızı ve akrabalarımızı nasıl öldürebiliriz?

Köleliği asla kabul etmiyoruz

Özgürlüğün sözünü veriyoruz ve bize dayatılan köleliği asla kabul etmiyoruz. Onurlu bir yaşam için kutsal direnişimizi sürdüreceğiz.