KENAN KIRKAYA/MA/ANKARA

Ekonomideki gidişatı değerlendiren ekonomist Mustafa Altıntaş, bütün olumsuz gelişmelerin birbirini tetiklediğine dikkat çekerek, refaha ulaşmanın tek yolunun “barış politikası” olduğunu vurguladı. 

Ekonomide tüm ibrelerin negatifi göstermesine rağmen hükümet kanadının iyimser açıklamaları bizzat Erdoğan’ın sermayenin kaçma hazırlığı yaptığı yönündeki açıklamasıyla bozuldu. Sürece kısık sesle itiraz eden TÜSİAD, en son yaptığı Yüksek İstişare Konseyi toplantısında, “Özgürlük alanının genişletilmesi” talebinde bulunarak yaşananları özetledi. Veriler üzerinden değerlendirme yapan ekonomist Mustafa Altıntaş, “Mutsuzluk verileri”nin süreci özetlediğini dile getirdi. 

 

İşsizlik ve pahalılık

Ekonomist Altıntaş, mutsuzluk oranını belirleyen iki değişken olduğunu belirterek, “Bunlardan biri işsizlik oranıdır. İkincisi pahalılık yani enflasyondur” dedi. Altındaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çalışabilir nüfusu ve onunla ilgili kitleleri ilgilendiriyor bu işsizlik. Çünkü her birey emeğini iş gücü piyasasına sunmak ve oradan elde edeceği gelire göre hayatını sürdürmek ister. Ekim 2017’de işsizlik rakamları çift hanelidir. Ağustos rakamı da, yüzde 10.6’dır. 

 İkinci gösterge pahalılık dediğimiz kişilerin geliri yükselmez iken fiyatlar yükselirse bu da reel gelirinin azalması demektir. Oraya baktığımızda çift rakam görüyoruz. TÜİK’in son verilerine göre, bu rakam 12.98’dir. Şimdi bu iki rakam memnuniyetsizlik kat sayısını artırmaktadır.” 

 

Büyüme, ikili kıskaçta

İşsizlik ile büyüme arasındaki bağa dikkat çeken Altıntaş, “Üretim iki faktör tarafından belirlenir, biri sermaye diğeri işgücüdür. Türkiye gibi ülkelerde en az yüzde 7 gibi bir büyümeyi korumamız lazım. Bunu Türkiye 1965’ten sonra iki 5 yıllık planda gerçekleştirdi. Bu dönemde yaklaşık 6,5’lük bir gerçekleştirdik ama ondan sonra Türkiye’nin genellikle durağan bir büyüme hızı var. En son TÜİK’in büyüme hızı 2017 başında yüzde 5,17 olarak açıklandı. Bu büyüme hızı Türkiye gibi artan iş gücüne yeterli istihdamı yatacak düzeyde değildir” diye konuştu. 

 

Politik istikrar şart

Dış ticaret verileri üzerinden ekonomiyi analiz eden Altıntaş, şunları ifade etti: “Türkiye’nin ulusal gelirini artırmasının bir yolu da sizin mal ve hizmetlerinize dışarıdaki talebin artması yani ihracatın artmasıdır. Ama dış ticaret verilerine baktığımızda dış satımda yüzde 9’luk bir artış yaşanmış. Bu şu demektir, yabancıların sizin mallarınıza olan talebinin 14 milyar dolar civarında olduğunu gösterir. Ama yabancı mallara yönelik artış yüzde 73,9’dur. Aradaki fark 7,3 milyar liradır. Artış ve mutlak rakam devasa bir rakamdır. Türk lirasının erimesinin nedeni nedir. Bu artış dolara olan talebi artırıyor o nedenle dolar değerlendirmesi demektir. Bu da yabancı malların Türk lirası karşılığında değerinin artması ve dolayısıyla enflasyon demektir. Türkiye gibi ülkelerin önemli bir sorunu da istikrarlı bir politik ortamın olmamasıdır.”  

Türkiye’nin döviz fiyatları artışında iki konunun baskısı altında olduğunu kaydeden Altıntaş, şöyle devam etti: "İthalatın ihraçla karşılanma oranının düşmesidir. Bir dolarlık mal sattığınızda bir dolarlık mal alıyorsanız dış ticaret açığınız olmaz. Ama sizin yabancı mallara olarak gereksiniminiz artıyor. Biz dışarıya 10 dolarlık mal satıyoruz ama 100 dolarlık mal alıyoruz. Aradaki farkı da başka kaynaklardan karşılıyoruz.” 

Bu dengenin “tüketiciliği” özendirdiğini anlatan Altıntaş, “Cep telefonlarındaki değişime bakın. Cebinde ekmek parası olmayan insanlar taksitle binlerce liralık cep telefonu alıyor” dedi.

 

Refaha ulaşmanın yolu 

Bütün olumsuz ekonomik göstergelerin bir birini tetiklediğini ve olumsuz gidişatı beslendiğini sözlerine ekleyen Altıntaş, ekonomik refahın barışla sağlanabileceğine vurgu yaparak şunları söyledi: “1990’dan bu yana Ortadoğu ve Orta Asya fiili bir işgal altında ve savaş halini yaşıyor. Bu da silah sanayinin kar etmesi demek. Türkiye ne yapıyor örneğin kimden silah alacağım yarışına giriyor ve Ruslardan silah almasını da büyük bir başarı olarak gösteriyor. Esasında insanlarımızın eğitiminde kullanabileceğimiz kaynakları, bölgemizdeki savaşın bir aktörü olarak insanları öldürmek için kullanıyoruz. O nedenle dünyadaki barışın sağlanması için Türk insanının çabası önemli ölçüde kendi refahının artmasını sağlayacaktır. Barışa olan ihtiyacımız sadece barışa olan tutkumuzdan dolayı değil, eğer gayrisafi milli hasılanızı artırmak istiyorsanız tez elden barışı sağlamanız gerekiyor.”