"Kürdistan’ın tehlikeli bağımsızlık oylaması", bu ABD de yayınlanan New York Times gazetesinin Güney Kürdistan’daki bağımsızlık referandumuna ilişkin başlığı. Gazete devamında bağımsızlık referandumunu;

 "Iraklı Kürtlerin pazartesi günü düzenlediği referandum düşüncesizce, tehlikeli ve çok anlaşılırdı.

Düşüncesizceydi çünkü sadece Irak’ta değil, aynı zamanda İran, Türkiye ve Suriye’deki Kürtler arasında da muhtemelen hayata geçirilemeyecek büyük umutlar yarattı.

Tehlikeliydi çünkü bu arzu, dünyanın en az istikrarlı bölgelerinden birinde bir dizi alarmı tetikliyor.

Ve anlaşılırdı çünkü çok az halk bu kadar uzun zamandır, böylesine büyük bir bedelle ve bu kadar az başarıyla bağımsızlık hayali kurmuştur" bu sözlerle yorumluyor. 

Referandum gerçekleştirildi. Ortada bir sonuç var. Komşuların bu referandumu yok hükmünde saymaları da Kürt halkı için yok hükmündedir. Tehdit ve savaş naraları ile Kürtleri sindirmek mümkün değil. O halde Kürdistan Bölgesel Hükümetinin diyalog çağrılarına yanıt vermek, bölge devletleri, özellikle Irak için önem taşıyor. Diplomasi ve siyasi çözüm çabaları acilen devreye girmeli. 

Batıdan yükselen bu eleştiri Kürtler için, komşularının nefret söylemi kadar yaralayıcı olmuştur. 1991’de itibaren her türlü özveri ve fedakarlıkta bulunan Kürtleri "düşüncesiz", referandum kararlarını ise "tehlikeli" bulmak haksız bir eleştiri olarak değerlendirilecektir. Her halk gibi Kürt halkınında geleceğini belirleme hakkı vardır. Bu hakkı nasıl kullanacağı ancak Kürt halkının özgür iradesi ile vereceği karara bağlıdır. 

Bağımsızlık referandumuna ilişkin yapılan kimi yeni açıklamalar bu krizin başka bir boyuta evrileceğini gösteriyor.

Referandum sonuçlandığına göre artık bu yeni durum üzerinden konuşmak ve krize ilişkin tutum almak gerekir diye düşünüyorum. Önemli olan Kürtlerin bu krizi nasıl yönetecekleri ve Kürt halkının kazanımlarını büyüterek nasıl geleceğe taşıyacakları sorunudur.

Başta en sert eleştiriyi yönelten kimi güçlerin tutum değiştireceklerine yönelik kimi işaretler mevcut.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü yaptığı son açıklamada; 'derin hayal kırıklığı duyulduğu' duyduklarını açıkladıkladıktan sonra; "ABD'nin Kürdistan halkı ile tarihi ilişkileri devam edecektir" yönlü açıklaması kimilerini hayal kırıklığına uğratacaktır. 

Rusya Federasyonu ise taraflara "diyalog" telkininde bulunarak bir anlamda gerilimi düşürmek için çağrıda bulundu.

Ancak "Komşular" aralarındaki derin tarihi anlaşmazlıkları bir tarafa bırakarak Kürt düşmanlığı üzerinden yeni bir pakt oluşturdular. Tahran, Ankara ve Bağdat’tan yükselen seslere neredeyse aynı. Güney Kürdistana "ambargo" ve ortaya çıkan halk iradesini boğmak!

Hatta, "biz kapıları kapatırsak bunlar aç kalır" naraları atılmaya başlandı. Amaç aynı: Kürdü yok say, inkar et, halklarını tanıma, sagı duyma ve aç bırakarak kendine köle kıl!

Artık Kürtler yüz yıl önceki kürtler değil. Anlamak istemedikleri işte bu gerçek. 

Ne yaparlarsa yapsınlar artık Kürt halkını istedikleri gibi yönetemezler. Referandumda açığa çıkan irade, Kürt halkının kendi geleceğini belirleme konusunda attığı tarihi bir adımdır. Başkalarının korkuları, kaygıları ve çıkarları için Kürt halkı geleceğini hiçbir güce ipotek ödenmez.

Elbette dostların kimi eleştirileri olacaktır. Ancak bilinmeliki bu halk sandık başına gitti ve iradesi BAÐIMSIZLIK yönünde tecelli etti. 

Şimdi Güney Kürdistan’da açığa çıkan irade topyekün saldırı altında. 

Buna karşı en tarihi hamle Kürtlerin bir an önce ulusal birlik yönünde adım atarak Ulusal Kongre’yi ilan etmeleri olacaktır. Tek dayanağımız halkımız ve onun tarihsel direniş geleneğidir. Halkımızdan başka sığınacağımız bir güç yok. Tarihi bağımsızlık referandumuna bu perspektifle yaklaşmak ve değerlendirmek gerekir. Bunu halklarımızın bir başarısı olarak görmek demokratik ulus paradigmasını güçlendireceği gibi Rojava’da açığa çıkan demokratik deneyimin bütün Ortadoğu için bir umut olacaktır.