Günümüz dünyasında her geçen gün daha fazla kadın, erkek egemenliğindeki işlerde çalışıyor. Kadın gerillalar da zorlu dağ koşullarında ‘erkek mesleği’ olarak adlandırılan işlerde çalışıp başarı gösteriyor. 

 Medya Savunma Alanları’nda her çalışma alanında olduğu gibi teknik alanında da karma birimler örgütlendirilmiştir. 

Sabit bir mekanı olmayan gerillada teknik kullanımı, zaruri ihtiyaçlar temelinde olup ihtiyaçlar bulunulan alana, yürütülen çalışmaya göre biçimlenebiliyor. Kimi yerlerde telsiz veya farklı elektronik cihaz kullanımı nedeniyle elektrik ihtiyacı için jeneratör, güneş, rüzgar ve sudan yenilebilir enerji üretiliyor, bunların onarım, bakım işlerini gerillanın teknik birimleri karşılıyor. 

Ancak YJA STAR’ın teknik birimi, sadece kadınlardan muzdarip. YJA STAR gerillaları kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere kendi teknik birimini kurmuş. 


‘Bazen teknikçi olduğumuza inanmıyorlar’

Amara’nın gerillaya katılmadan önce teknikle hiçbir bağı olmamış. Şimdi ise gerillada teknik onarım faaliyetleri yürütüyor. Amara toplum içerisinde kadına biçilen role dikkat çektikten sonra birimin çalışmasını anlatıyor:  

“Kadın tekniğe yabancı olarak bilinir. Genellikle ev işleri ile uğraşır, zira kadına dayatılan rol bununla sınırlıdır. Bu, kadının doğasına ters bir durumdur aslında. Kadının toplumsallıktaki rolünü açığa çıkaran PKK’dir. PKK’de her çalışmanın kadın yönü vardır. Biz de şu anda gerilla toplumsallığı içerisinde teknik çalışmalar yürütüyoruz. Bu konuda ilk teknik kadın birimiyiz. Arkadaşlarımız da çok alışık değil bu duruma. Bazen herhangi bir bölüğe gittiğimizde, teknikçi olduğumuza pek inanmıyorlar. Arızalı cihazları tamir ettiğimizi gördükten sonra sıraya dizilip, kimisi bozuk saatini, kimisi radyosunu vs. getiriyor. Tabii bu durumdan gayet memnunuz. Sistemsel önyargıları kırıyoruz nihayetinde. Bu çalışmayı büyütme ve yaygınlaştırma gibi bir hedefimiz var. Her alandan kadın yoldaşlarımız birimimizde eğitim aldıktan sonra kendi alanlarına gidip alt birimler kuruyorlar.”


‘Yüzünüzü görmesem içimde kalır’

Noşînda bir yıllık gerilla. Dağda bir kadın teknik birimi olduğunu duyar duymaz, çalışmaya dahil olmak istiyor. Şu anda eğitim görüyor. 

“Gerillada kadınlar çok yönlü. Bu bana heyecan veriyor. Bu çalışmaya geçeli çok olmadı. Bazen dağ tepe gezip görevlere çıkıyoruz. Şu anda eğitim sürecindeyim, o nedenle usta bir arkadaşla birlikte hareket ediyorum. Pratik daha öğretici oluyor. Bazen arkadaşlar bozulan bir jeneratörü uzun yollardan tamir için sırtlayıp bize getirmek durumunda kalıyor. Bunun yerinde biz o tepelere çıkıp, tamir edip dönüyoruz” diyor, ardından bir anısını anlatıyor: ”Bir keresinde böyle bir görev için yola çıkmıştık. Geceydi. Yolu tanıyan bir erkek yoldaşımız bize eşlik etti. Tanışma esnasında hangi çalışmada olduğumuzu sordu. ‘Teknikçiyiz heval’ deyince şaşırdı. Cebinden çıkardığı fenerini yüzümüze tuttu. ‘Kusura kalmayın heval, ben ilk defa kadın teknikçiler görüyorum. Yüzünüzü görmesem içimde kalır’ dedi. Yanımdaki arkadaş da gülerek, ‘bak Noşînda yoldaş, demek ki doğru yoldayız’ dedi. Genelde çok olumlu tepkilerle karşılaşıyoruz.”


‘Biz tekniği ihtiyaç dahilinde kullanıyoruz’

Tolhildan eski bir gerilla. Bir süredir teknik birimi ile birlikte kalıyor ve hayli ilerleme sağlamış. Günümüzde tekniğin toplumu oyalama politikalarının bir parçası haline getirildiğini vurgularken şöyle diyor: 

“Tekniği modernitenin yapı taşları olarak da nitelendirebiliriz. Birçok devlet, ekonomisini teknik endüstri üzerinden kurmuş ve yaşam düzeyini de bu temellerde ifade etmiştir. Böylelikle toplumsallık ve kültür asimilasyona uğramıştır.

Günümüzde teknik kullanımı inanılmaz derecede yaygın ve bağımlılık oluşturan bir düzeyde. Sistem bu politikasıyla bütün yaşamı tekniğe hapsediyor, toplumsal ilişkileri zayıflatıyor ve toplumsal olaylar karşısında duyarsızlık oluşturmak istiyor. Tekniği toplumda bir amaç haline getiriyor. Biz tekniği amaç değil ihtiyaç dahilinde kullanıyoruz. Bazı çalışmalarımızı daha iyi yürütebileceğimiz bir araçtır sadece. Yani tekniği bir bütün olarak reddetmiyoruz, toplum yararına en uygun kullanım ve üretme biçimlerini uyguluyoruz.”


‘Doğaya müdahale etmiyoruz’

Dilbirîn, sivil yaşamında ufak tefek teknik işleriyle uğraşmış ama ilk defa dağda bunu bir meslek olarak yürütüyor. Dağda teknik kullanımının da bir ideolojik çerçevede olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bazı yerlerde doğaya hiçbir şekilde zarar vermeyecek şekilde çok küçük su enerji sistemleri kuruyoruz. Kurarken su yatağına, bulunduğu doğaya hiçbir müdahalede bulunmuyoruz. Yani teknik çalışmalarımız ideolojik olarak da ekolojik çerçevededir. Doğanın bütünlüğü esas alınır.”


Bir gün savaşçı, bir gün teknikçi, bir gün kervancı…

Gerilla Lorin, kısa bir süre önce savaşın yoğun yaşandığı alanlardan gelip, kış üslenmesi döneminde teknik birimine düzenlenmiş. Gerillanın savaşın yanında birçok farklı çalışmalar da yürüttüğünü, bu çalışmaların emek ve duygu boyutunu birkaç örnekle ifadelendiriyor:

“Kısa bir süre önce savaşın yoğunlaştığı bir alandaydım. Düzenlemem buraya yapıldığı vakit şaşırmıştım. Çünkü farklı bir emek alanıydı. Çoğu zaman tepeleri, mevzileri, gerillanın olduğu her yeri geziyor ve araç gereçleri onarıyoruz. Gerillada çok küçük şeyler bile çok kıymetlidir. Mesela bir şehit arkadaştan kalan bir kol saati. Bazı arkadaşlarımız saatlerini çok önemserler. Bunun nedeni bir hediye veya şehit arkadaştan kalan bir anı olmasıdır. O saati tamir ettiğim vakit çok mutlu oluyorlar. Onlar mutlu olunca ben de yaptığım işi seviyorum. Dün bir mevzide savaşıyordum, bugün burada teknikçiyim, yarın bir yerde kervancı olurum, şikeft (mağara) yaparım, bir tepede nöbetçi olurum, bir sonraki gün yine elimde silahım mevzide savaşçı olurum. Yani biz her zaman gerillayız. Birçok farklı işler yaparız ama savaşmamız gerektiği yerde de savaşırız.”