DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, "75 belediye başkanımız ve 4 bin üyemiz şuan tutuklu. HDP ile tutuklu sayısı 10 bini geçiyor" dedi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, Eşbaşkan Vekili Gülcihan Şimşek, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) MYK üyeleri ve görevinden uzaklaştırılan DBP'li belediye eşbaşkanları, basın mensuplarıyla Amed’de bir araya geldi. 

Yüksek, Eşbaşkan Sebahat Tuncel ile birlikte belediye eşbaşkanlarının tutukluluk durumuna dikkat çekerek, “Tutuklamalar hukuki değil. Başta Eşbaşkanımız olmak üzere tüm tutuklu belediye eşbaşkanlarımızın derhal serbest bırakılmalıdır. 1 Kasım seçimlerinden bu yana 4 binden fazla üyemiz tutuklandı. 75 belediye başkanımız şuan tutuklu. HDP’liler ile birlikte tutuklu sayısı 10 bini geçti. Arkadaşlarımızın tamamı siyasi faaliyetlerinden dolayı tutuklu bulundukları için bırakılmalarını talep ediyoruz. Giderek Türkiye’de cezaevi siyasetin bir aracı haline getirildi. Yargı siyasetin aracı haline getirildi” dedi.

Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeleri devam eden Anayasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksek, şunları söyledi: “Binlerce siyasetçi tutuklu olduğu ve OHAL zemininde anayasa tartışmaları bile mümkün değildir. Demokratik bir anayasa oluşturulmasını biz de istiyoruz. Türkiye’de bugüne dek anayasalar OHAL dönemlerinde düzenlenmiştir. 1924 anayasası ile Türkiye yönetildi. Bu da savaş koşullarında düzenlenen anayasadır. 1960’da darbe anayasası düzenlendi. Yine OHAL ve savaş döneminde gerçekleşti. 1980 anayasası meclisin feshedildiği, bugün olduğu gibi belediyelere kayyum atanan bir dönemde çıkarıldı. Baskı ortamında anayasa yapıp topluma kabul ettiriyor."

Bu dayatmayı kabul etmiyoruz

Şu anda tüm bu kesimleri dışarıda tutarak anayasa dayatıldığını kaydeden Yüksek, şöyle devam etti: "Bu dayatmayı kabul etmiyoruz. Tek taraflı anayasa yapılmasını yanlış buluyoruz. Bu biçimi desteklemiyoruz. Kürt halkı da içinde bulunmadığı bir anayasayı desteklemiyoruz. Bir ülkenin kaderi kişilere teslim edilemez. Başa kim gelirse gelsin, toplumun hak ve özgürlüklerini engellenmeyeceği bir işleyiş olmalıdır. Gücün merkezileşmesi değil, dağıtılması esas alınması gerekiyor. Bu nedenle yerelden demokrasi tezini savunuyoruz.

Toplum 'dur' diyecek

Yanlış bir süreç işliyor. Meclis’ten geçse bile referandumda ‘Evet’ çıkmaz. Gerilim ortamında bu kadar kendine ve parti çıkarlarına göre çıkarılmak istenen anayasa çerçevesi toplum tarafından onay görmeyecektir. Gözlemlerimiz budur. Partimizin gördüğü, çözüm süreci askıya alındıktan sonra ülkenin geldiği durum, ekonomik bunalım ve savaş ortamı değerlendirildiğinde AKP hükümetine ders vermek ve dur demek için fırsat kolluyor. Toplum referandum ile AKP’ye ‘dur’ diyecek. Aylardır ülke yüzde 51’i görmediği için gündeme getirmedi. MHP ile vardığı uzlaşma ile Meclis Genel Kurulu’na getirdi. Ancak geçemeyecek."

Gazetecilerin, kayyum atanan DBP’li belediyelerin hukuki sürecine ilişkin sorularını da yanıtlayan Yüksek, “PM toplantısında ele alınan temel konulardan biri. Çalışmalarımız sürüyor, hukuk komisyonumuz başvurularda bulundu. Uluslararası hukuk alanında görüşmelerimiz var. Çünkü kayyum hukuki değildir. Türkiye’nin var olan siyaset ortamında sonuç almak mümkün değil, ancak sonuç alacağız” dedi.

Avrupa ve Federe Kürdistan’a yaptığı ziyaret ve temaslarına ilişkin konuşan Yüksek, “Avrupa ülkeleri Türkiye’de var olan siyaset ortamını doğru bulmuyor. Ülkelerin Türkiye’ye doğrudan müdahalesinin mümkün değil. Kısa bir zamanda Ulusal Birlik Kongresi’nin yapılmasını planlıyoruz. Güney Kürdistan yönetiminin de bu yönde talepleri var. Türkiye ile temaslarında özgür siyaset yürütülmesi gerektiğini aktardıklarını belirttiler. Yeni temaslarımız ve ziyaretlerimizde gerçekleştireceğiz” dedi.  


 AMED