Riha’da (Urfa) iki yıldır 500 bini aşkın Suriyeli sığınmacıya her alanda hizmet vermeye çalışan Hayata Destek İnsani Yardım Derneği’nin Ruh Sağlığı bölümünde çalışan Mehmet Ali Akıl, sığınmacı çocukların resim yaparken siyah rengi sıklıkla kullandığını, bununda savaşın etkisini gösterdiğini söyledi. 

Suriye’deki iç savaş ve DAİŞ çetelerinin zulmünden dolayı göç etmek zorunda kalan milyonlarca insandan aralarında çocukların da bulunduğu yüz binlercesi Urfa’ya geldi. Kentte kurulan Tel Hamut, Süleyman Şah, Harran, Kobanê ve Viranşehir kamplarında hala 200 bin, kent genelinde ise 500 bine yakın sığınmacının bulunduğu belirtiliyor. Bu sayıdaki sığınmacılara yardım eli uzatmaya çalışan insani örgütlerden biri ise Hayata Destek İnsani Yardım Derneği. 2005 yılında İstanbul merkezli kurulan dernek, 4 yıldır Suriye’deki savaştan dolayı Türkiye’ye sığınan mültecilere yardım eli uzattığı gibi 2 yıldır da Urfa’da çalışmalarını yürütüyor.

Vaka yönetimi, psikososyal destek, ruh sağlığı, yaşam becerileri ve çocuk işçiliği alanlarında sığınmacılara ve çocuklarına destek sunan dernek, savaşın bıraktığı tahribatı silmeye çalışıyor. Bütün savaşlarda olduğu gibi Suriye’de yaşanan savaşın da en çok çocukları etkilediğini söyleyen Hayata Destek Evi Urfa Vaka Yönetimi Başkanı Leman Yıldırım, derneklerinin uluslararası bir kurum olduğunu afet, göç, savaştan etkilenenlere destek amaçlı kurulduğunu ifade etti. 


En çok çocuklar etkilendi

Urfa’ya gelen, savaştan etkilenmiş mültecilerin sınır kentlerinde yaşamlarını sürdürebilmeleri için eğitim, psikososyal ve sağlık alanında çalışmalar yaptıklarını söyleyen Yıldırım, çoğunlukla çocuklara hizmet verdiklerini çünkü her savaşta olduğu gibi Suriye savaşında da en çok çocukların zarar gördüğünü ifade etti. 

Vaka yönetimi eğitimlerine katılan 24 yaşındaki Evin Batran, savaştan etkilenen binlerce Kobanêli’den biri. 1 yıl önce Türkiye’ye geldiğini söyleyen Batran, Hayata Destek Evi ile birlikte savaşın yaralarını az da olsa iyileştirmek için mücadele ettiklerini belirtti. Savaşın dilinin, renginin olmadığını dile getiren Batran, “Bir süre Suruç sınırında görev yaptım. Sınırı geçen herkes ağlıyordu, çünkü topraklarını geride bırakıyorlardı. Yeni bir ülkeye geliyorlardı fakat tam olarak nereye gideceklerini bilmiyorlardı. Bizler biraz daha şanslıydık, meslek sahibiydik ve az da olsa Türkçe biliyorduk” dedi. 

İlk olarak Suruç Belediyesi’nin kurduğu çadır kentlerde görev yaptığını ve buralarda kalan Kobanêli çocukların neredeyse tamamının psikolojisinin bozuk olduğunu söyleyen Batran, savaşın çocuklarda büyük bir iz bıraktığını, bunu çocukların duydukları her sesten korkup saklanmalarından ve oyuncaklarının silah olmasından anladıklarını belirtti.


Kadınların yükü artıyor

2014’den beri derneğin Ruh Sağlığı bölümünde çalıştığını belirten Mehmet Ali Akıl ise görüştüğü çocukların neredeyse hepsinde aynı problemleri tespit ettiğini belirtti. Çocukların, resim yaparken siyah rengi sıklıkla kullanmasını savaşın etkisini hala üzerlerinden atamadıklarının göstergesi olarak yorumlayan Akıl, şu tespitleri yaptı: “Çocuklar yaptıkları resimlerde savaşı simgeleyen figürler çiziyor. Henüz 6 yaşında olan bir danışanım, yaptığı resimlerde sürekli uçak çiziyor. Bu uçaklardan, ‘Bizim ülkemizde bunlardan çok vardı’ diye bahsediyor. Şiddet içerikli hikaye anlatıyor ve çoğu çocuk altını ıslatıyor. Bunlar yaşanan kirli savaşın çocuklar üzerindeki etkileri. Yeni bir yaşama alışma konusunda da zorluk çeken çocuklar dil bilmedikleri için ikinci bir bariyerle karşılaşıyorlar.” 

Savaş mağduru kadınların da en az çocuklar kadar etkilendiğine değinen Akıl, “Suriyeli kadınlar ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de daha çok sorumluluk alıyor. Bundan dolayı kadınlarda stres bozukluğuna rastlıyoruz. Özellikle çocuklarını kurumumuza getiren kadınların bir süre sonra psikolojik desteğe ihtiyaçlarının olduğunu tespit ediyoruz. Bu durumu kabul etmeyen kadınlar, daha çok çocuklarının psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüp merkezimize getiriyor” dedi. 


 DİHA/RIHA