
"Roboskî'yi unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız" diyerek katliamın olduğu yere yürümek isteyen sivil toplum örgütleri ve Roboskîli aileler, devlet güçlerinin saldırısıyla karşılaştı. BDP Milletvekili Ayla Akat, "Aileler özür dahi dilemeyen devletten adalet talep etmek için yürümek istedi ancak yine devletin zulmüyle karşılaştı" dedi.
Aralarında 500 sivil toplum örgütü temsilcisi, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, BDP'li milletvekilleri Halil Aksoy, Ayla Akat Ata ve Esat Canan'ın da olduğu bir grup, önceki gece Roboskî'de adalet çadırı nöbeti başlattı. Çadıra "Erdoğan'ın 33 kurşunu, 38 Dersim, Zilan, Ağrı, bugün Qilaban, katil Erdoğan", "Katiller hesap versin", "Acımız devam ediyor" yazılı pankart asıldı. Evlatlarının fotoğraflarını ellerinden bırakmayan anneler, "Aylardır böyleyiz, hala acımız dinmedi, niye katilleri ortaya çıkarmıyorlar. Yeter artık bu acı" diyerek katliamın aydınlatılmamasına isyan ederek, ağıt yaktı, gözyaşı döktü.. Katliamda ağabeyi Erkan Encü'yü kaybeden küçük Rüya da açtığı "Çocuklar ölmesin, tıpkı 13 yaşındaki abim gibi" yazılı dövizle dikkat çekti.
Hani imha politikaları sona ermişti?
Sabaha kadar tutulan nöbetin ardından basın açıklaması yapıldı. Yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı açıklamada hazırlanan ortak metni DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk okudu. Aysel Tuğluk, Roboskî Katliamı'nın sorumlularının açığa çıkarılmamasına dikkat çekerek, "Hani imha politikaları sona ermişti?" diye sordu. "Başbakana çağrımız rant gözlüğünü çıkarıp atması, vicdan gözlüğünü takmasıdır!" diyen Tuğluk, "Başbakan, İçişleri Bakanı ve Genelkurmay inkar şampiyonluğu yapıyor. Sorumlular açığa çıkarılmadığı müddetçe, yeni katliamlar için emsal teşkil ediyor" dedi.
Para değil adalet istiyoruz
"Katliamı inkar etmek katliam kadar kahredicidir" diyen Tuğluk, şunları söyledi: "Başbakan'ın, hükümet yetkililerinin, İçişleri Bakanı'nın ve Genelkurmay Başkanı'nın açıklamaları; Roboskî'de yaşamdan koparılan gencecik insanların ailelerinin ve vicdan sahibi insanların yaralarını kanatmaya devam ediyor" şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan'ın 'hatayı da, özrü de, tazminatı da açıkladık' sözlerine atıfta bulunan Tuğluk, "Katliamı kabullenmeyip, üstünü banknotlarla kapatmaya çalışmak en hafif ifadeyle vicdansızlıktır. Roboskîli aileler sizden para-pul değil, adalet istiyor!"
Tuğluk, konuşmasını şöyle bitirdi: "Roboskî Katliamı, bireylerin vicdanı için turnusol kağıdır. Roboskî Katliamı, bu devletin-hükümetin demokrasi eşiğidir. Samimiyet ve vicdan testidir. Bakalım devlet-hükümet bu eşiği, bu vicdan testini geçebilecek mi? Başbakana buradan sesleniyoruz! Evet, bizler yatıp kalkıp, yemeyip içmeyip Uludere demeye devam edeceğiz! Tarihe 19'u çocuk 34 Kürt'ü bombalarla paramparça eden iktidarın başı olarak geçmek istemiyorsan, sorumluları açığa çıkar! Roboskî'yi asla unutmayacağız, unutturmayacağız! Roboskî'yi unutmak, insanlığımızı unutmaktır! Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır!"
Asker barikat kurdu polis tazyikli su sıktı
Açıklamanın ardından 34 kişinin katledildiği yere yürümek isteyen ailelere polis müdahale etti. Açıklamanın ardından Aileler ile sivil örgütü temsicilleri ve milletvekilleri köyden çıkarak katliamın yaşandığı yere yürüyüşe geçti. "Katil Erdoğan", "Genelkurmay istifa", "Roboskî'ye adalet" ve "Şehîd namirin" sloganlarıyla yürüyen grubun önü, asker barikatıyla kesildi. Uyarı dahi yapılmadan tazyikli suyla aileler dağıtılmak istendi. Tazyikli suyun etkisiyle yaşlı kadınlar ve çocuklar ellerindeki fotoğraflarla yere yığıldı. Çamurun içinde kalan kadınlar askerlerin sert müdahalesine "Çocuklarımızı öldüren ey devlet bizi de mi öldüreceksin. Çocuklarımızı bizden aldınız bizi de öldürün. Roboskî'ye adalet gelinceye kadar mücadelemiz devam edecek. Roboskî'de zihniyet değişmedi bütün dünya duysun bunu" diyerek isyan etti. Bazı anneler de çocuklarının fotoğraflarıyla askerlerin üzerine yürüyerek, "Önce bunun hesabını verin. Bunun suçu neydi öldürdünüz" diye sordu.
Alın kimliğinizi başınıza çalın
Askerlerin üzerine yürüyen aileler ile askerler arasında uzun süre gerginlik yaşandı. Ardından aileler barikat önünde çamur içinde oturarak, müdahaleyi protesto etti. Tansiyonun düşmediği alanda aileler, kimliklerini çıkartarak, "Alın kimliğinizi başınıza çalın. Bu ülkenin vatandaşı olmaktan utanıyoruz" diyerek, çamurun içine atıp ayaklarıyla ezdi.
Zihniyet değişmedi
Oturma eyleminden sonra açıklamalar yapıldı. Aileler adına konuşan Ferhat Encü, "En doğal hakkımız olan çocuklarımızın parçalandığı yere gitmek istedik. Ama görüyoruz ki, bu devlet halka yaptığı katliamla zihniyetini sürdürmektedir. Zihniyet değişmedi. Tazyikli su sıkarak, müdahale ederek, bu mücadeleden vazgeçeceğimizi sanıyorlarsa yanılıyorlar" dedi.
ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Mücadeleyi her yerde büyüteceğiz" dedi. EMEP MYK Üyesi Mehmet Türkmen de, "Roboskî için adalet istemek, Türkiye için adalet istemek demektir" diye konuştu. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici de "Katiller yargılanana kadar bunun peşini bırakmayacağız" dedi. Aysel Tuğluk da ailelere dönerek "Sizlerin bu onurlu, bu yürekli mücadelenizi selamlıyoruz. Mücadelemizle bu katliamın üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz" sözünü yineledi.
Devlet zulmünü yine gösterdi
BDP Milletvekili Ayla Akat, kendilerine "sınıra yürüyemezsiniz" denildiğini ancak ailelerin "sınıra" değil, çocuklarının katledildiği yerde anma yapmaya gitmek istediklerini söyledi. Ata, şunları söyledi: "Köyden katliamın yaşandığı alana doğru yürüyüşe geçtik. Yolun ortasında güvenlik önlemleri alınmıştı. Doğru düzgün uyarı dahi yapılmadan özellikle çocuklarının fotoğraflarını taşıyan anneleri ve çocuklarını hedef alacak şekilde suyla ve TOMA aracıyla müdahale ettiler. Ortam gerildi; anneler artık sakinliklerini koruyamadılar. Orada oturma eylemi yaparak ağıt yaktılar. Aileler, katliamın üzerinden altı ay geçmesine rağmen özür bile dilemeyen devletten failleri bulmasını ve adaletin sağlanmasını istiyor. Bu talep yerine gelmediği için katliamın yaşandığı yere yürümek istediler, ancak yine devletin zulmüyle karşılaştılar. Roboskili anneler, savaşta yavrusunu kaybeden tüm annelere seslenerek 'vatan sağ olsun demeyin, gençler olmasa vatan nasıl anlamlı olur' diyerek barış mesajı verdi."
Açıklama sonrası aileler ile heyetler 34 kişinin mezarını ziyaret etti.
AKP hesap vermekten kaçıyor
Roboskî Katliamı'nın üzerinden 6 ay geçmesine rağmen sorumluların ortaya çıkarılmaması Mersin, Malazgirt, Hizan ve Viranşehir'de protesto edildi.
Urfa Viranşehir'de dün BDP önünde basın açıklaması yapıldı. BDP İlçe Başkanı Mahmut Kaya, "Devletin en iyi bildiği şey Kürtleri katletmek veya hapse atmaktı" dedi.
Mersin'de ise, BDP il ve ilçe örgütleri, Taşbina önünde basın açıklaması yaptı. Akdeniz Belediye Başkanı Fazıl Türk'ün de katıldığı eylemde "Roboskî sorumluları hesap versin unutmadık, unutturmayacağız" yazılı pankart açan kitle, sessizce katliamı protesto etti.
Muş Malazgirt'te de BDP binası önünde basın açıklaması yapıldı. BDP İlçe Başkanı İhsan Eren, "6 ay geçmesine rağmen ne olayı gerçekleştiren failler ne de katliam emrini verenler yargı önüne çıkartıldı" dedi.
Bitlis'in Hizan İlçesi'nde ise BDP üyeleri, parti binası önünde bir araya gelerek PTT önüne kadar yürüdü. Grup adına açıklama yapan BDP Hizan İlçe Başkanı M. Sıddık Kaplan, AKP Hükümeti'nin Kürt halkına gerçek yüzünü 28 Aralık'ta Roboskî Katliamı'yla bir kez daha gösterdiğini söyledi. Kaplan, "Bu katliamın sorumlusu AKP, katliamın üstünü kapatmaya çalışıyor. Katlettikleri Kürt insanları kaçakçı göstererek, kendilerini ve yaptıklarını legalleştirmeye çalışıyorlar" dedi.
DİHA/ŞIRNAK