
Atölye için dört kurum çalıştı
16 Kasım 2012 tarihinden beri Roboskîli gençler ve çocuklar ile fotoğraf çalışması yaptıklarını belirten Selim Yıldız, devamla şunları anlattı: “İşin içerisinde Van Fotoğrafçılar Kulübü, Galata Fotoğrafhanesi, Fotoğraf Akademisi ve Narphoto gibi dört kurum var. Bu kurumların üyeleri her hafta vardiyalı bir şekilde buraya gelerek çalışmaları sürdürmektedir. Aslında önceki atölyelerde de olduğu gibi çocuklar için bir mekan oluşturuyoruz gerisini onlara bırakıyoruz. Yaklaşık 3 aydır devam ediyor ve bir ay daha devam edecek. 60’a yakın çocuk ve genç Roboskî’de geçen hayat hikayelerini fotoğraflayarak bizimle paylaşıyorlar. Bir aya kadar bu hikayeler sonuçlanır ve biz de kamu ile paylaşacağız.”
Hikayelerini fotoğraflıyorlar
Katil devletlerin her zaman geride bir sürü trajedi bırakarak katliam yaptıklarını belirten Yıldız, “Çocuklar zaten katliamla yüz yüze geldiler, parçalanmış cesetleri gördüler ve bunun acısını hala yaşıyorlar. Fotoğrafı kendilerini ifade etme aracı olarak kullandılar. Belli bir kamuoyu oluşturma amacımız vardı. Burada yaptığımız çalışma da bu eksende yürüyor. Roboskî’de katliamdan sonra geçen hikayeleri aslında çocuklar kendileri hem yazıyorlar hem de fotoğraflayarak getiriyorlar” şeklinde konuştu.
Sergilerden sonra kitaplaşacak
Çocukların atölyenin bitmesinden yana olmadıklarını sözlerine ekleyen Yıldız, son olarak şunları söyledi: “Hikaye çekimleri bittikten sonra editör seçkisi çocuklarla birlikte hikaye seçkisi olacak. Aradan bir iki ay geçtikten sonra kitap haline gelecek, hikayelerle birlikte. Kitabın hazır olacağı vakit de büyük ihtimalle Diyarbakır’da, ailelerin, çocukların ve kamuoyu oluşturacak şahsiyetlerin katılımı ile sergi olacak. Sergi Kürdistan’da ve Türkiye’de dolaşacak, insanlarla yüz yüze gelecek. Bizim temel hedefimiz bu. Kitap ise geleceğe kalıcı bir eser olarak kalacaktır. 8 ile 16 yaş arası çocukların çektiği eserlerin, insanların, bizden sonrakilerin de ulaşabileceği görebileceği bir eser olacaktır.”
Mehmet Encü: Mücadelemizi bırakmayacağız
Katliamda çocuklarını yitiren ve sergiyi dolaşan aileler ise hem sergiye ilişkin düşüncelerini hem de Uludere Alt Komisyonu’nun açıklamalarını değerlendirdi. Sergiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Erkan Encü’nün babası Mehmet Encü, “Öncelikle Roboskîli aileler olarak çok çok güzel bir şeydir. Özellikle çocuklarımız bu sergi için çok sevindiler. Roboskî katliamının kapanmaması için her yerde olması için çok güzeldir. Öncelikle Selim kardeşimize ve emeği geçenlere 34 aile olarak Roboskî adına teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.
Meclis İnsan Hakları Uludere Alt Komisyonu’nun 28 Şubat’ta toplanacağını hatırlatan Encü, katliam gününden bu yana tek isteklerinin katillerin hesap vermesi ve adaletin yerini bulması olduğunu belirterek, rapordan beklentilerinin olmadığını ifade etti. Encü, “Adalet yerini bulmadan peşini bırakmayacağız. mücadelemizi bırakmayacağımızı buradan herkes bilsin” şeklinde konuştu.
Zeki Tosun: Anlamlı bir sergi
Katliamda oğlu Ali Tosun’u kaybeden Zeki Tosun ise sergi için “Çok anlamlı, çok güzel bizi duygulandıran bir sergi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Serginin tarihi bir sergi olmasını umut ediyoruz, teşekkür ediyoruz” dedi. Tosun, komisyonun hazırlayacağı rapora ilişkin ise şunları kaydetti: “Roboskîli aileler olarak Uludere Alt Komisyonu’ndan adalet isterken ağzımız dilimiz kurudu. Biz yine de bunlardan adalet bekliyoruz. Bazı belgelerin Genelkurmay’ın elinde olduğunu söylüyorlar, biz bu açıklamaları inandırıcı bulmuyoruz, önemsemiyoruz. Neden komisyon açıklama yapmıyor. Bildikleri bir şey var, kendi hükümetlerine zarar vereceği için açıklama yapamayıp gizliyorlar.”
Azime Alma: Raporda gerçekleri yazın
Katliamda çocuğu Nadir Alma’yı yitiren Azime Alma ise “Gerçek neyse açıklasınlar. Raporda yalan olmasın heron görüntülerinde ne gördülerse onu söylesinler. Sadece bizi oyalıyorlar. Bunu zamana yayıp unutturmaya çalışıyorlar ama biz unutmayacağız ellerini vicdanlarına koyup gerçekleri söylesinler, Allah’ın izniyle her şey ortaya çıkacak” dedi.
Katliamda yaşamını yitiren Şervan Encü’nün annesi Leyla Encü de, şöyle konuştu: “Biliyorlar ama rapora geçirmeyecekler. Başbakan elini vicdanına koysun. Başbakan’ın vicdanı rahat mı başını yastığa koyabiliyor mu? Hayır vicdanı rahat değil. Bin defa böyle raporları çıkarsalar kabul etmeyeceğiz. Bizim çocuklarımızın faillerini ortaya çıkarsınlar. Raporda gerçekleri yazsınlar. Artık anneler ağlamasın. Gençler ölmesin. Artık barış gelsin. Sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağız.”
Son olarak konuşan Selam Encü’nün annesi Semire Encü ise, “Kesinlikle 28 Şubatta çıkacak raporu kabul etmiyoruz. Çünkü raporda ne emri veren ne de bu istihbaratı verenler belli değil. Biz istiyoruz ki emri vereni açıklasınlar. F-16 pilotları 16 dakika boyunca üzerlerinde gidip geldiler sonra da bombaladı. Katiller ortada yok. Bunu çok iyi bilsinler ki biz sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağız” dedi.
DİHA/ŞIRNEX