Türkiye’nin yoğun baskısı ve ABD’nin devreye girmesi sonucu 5 yıldır süren Roj TV soruşturması davaya dönüştü. 15 Ağustos’ta Danimarka’da başlayacak olan kapatma davası, Avrupa ülkeleri için „ifade özgürlüğü sınavı„ olacak.
Avrupa’nın Kürt basını üzerindeki baskıları sürüyor. Daha önce Kürtçe ilk kez yayın yapan Med ve Medya TV’yi kapatan Avrupa, bu kez Roj TV’yi kıskaca aldı. Danimarka üzerinden yayın yapan Roj TV hakkında kapatılması talebiyle 2005 yılında başlatılan soruşturma tamamlandı. Hakkında dava açılan ve 15 Ağustos’ta başlayacak olan davaya ilişkin Fırat Haber Ajansı‘na (ANF) bilgi veren Roj TV yetkililerinden Amed Dicle, davanın başından beri siyasi bir dava olduğunun altını çizdi.

Wikileaks belgeleri davaya girdi
„Danimarkalı savcılar, Türk hükümeti ve uluslararası bazı güçlerin baskısı ve çeşitli pazarlıklar neticesinde televizyonumuz hakkında dava açtılar“ diyen Dicle, pazarlığı ifşa eden Wikileaks belgelerinin de Roj TV dosyasına girdiğine dikkat çekti. Dicle, şunları söyledi: „Wikileaks belgelerinin mahkeme dosyasına girmesi için yaptığımız başvuru kabul edildi. Mevcut durumda bu belgeler resmi delil olarak kabul edilmektedir ve mahkemede gündeme gelecektir.“
Savcının iddiaları yetersiz
Savcılığın Roj TV’nin görüntülerini vererek incelemesini istediği Danimarka Radyo ve TV Üst Kurulu, “İncelediğimiz materyaller, Roj TV’ye yeni bir dava açma veya eskisini yeniden ele almamız için yeterli değildir“ demişti. Bu karar savcılığa verilen dördüncü ret oldu. Dava avukatları, Üst Kurul’un kararının savcının iddialarının yetersizliğini ortaya koyduğuna dikkat çekiyor.

Danimarka hukuka uymalı
Danimarka’nın RTÜK’ü olarak bilinen Medya Sekreterliği’nin Roj TV’ye ilişkin sunulan delilleri daha önce de 3 kez yetersiz bulduğuna dikkat çeken Dicle, sekreterliğin son kararına işaret ederek, „Medya Sekreterliği’nin görüşleri mahkeme için ciddi bir referans kaynağı olması gerekiyor. Zaten biz mahkemenin de aynı paralelde görüş belirteceğini bekliyoruz“ dedi. Dicle, sözlerini şöyle sürdürdü: „Şüphesiz bu dava teknik açıdan Danimarka’nın bize açtığı davadır ve biz bu ülkenin yasalarına göre bir savunma yapacağız. Ancak biliyoruz ki dava Türk devletinin iddialarını içermektedir. Ama burada Türk hukuku değil, Danimarka hukuku geçerlidir. Şüphesiz biz Türkiye’deki gerçek durumun ne olduğunu anlatacağız. Bu dava aynı zamanda Danimarka’daki demokratik değerlere karşı da yürütülen bir davadır. Diliyoruz ki karar organları kendi değerlerine uygun davranırlar.“

Avukatlar çıkarma yapacak
15 Ağustos’ta Kopenhag Mahkemesi’nde başlayacak davada Roj TV’yi Avrupa’nın değişik ülkelerinden çok sayıda avukatın temsil edeceği belirtiliyor. 25 ayrı dosya üzerinden 25 duruşmanın yapılacağı davanın 9 Kasım’da sona ermesi bekleniyor.
Kapsamlı savunma hazırlandı
İddianamede Roj TV’nin PKK aktivitelerini „teşvik ettiği“ iddia ediliyor. Roj TV avukatları bu iddiayı çürütmek için kapsamlı bir hazırlık yaptı. Avukatlar Roj TV’nin yayın çeşitliğine vurgu yaparak, yayınların içeriklerini anlatacak. Ocak 2010’da Nobel Barış Ödül’üne aday gösterilen Roj TV’nin sanık sandalyesine oturtulacağı davanın Avrupa ülkeleri açısından bir „ifade özgürlüğü sınavı“ niteliği taşıdığı kaydediliyor. Davada Türk televizyonları da gündeme getirilecek. Roj TV, Türk medyası ve hükümetinin basına yaklaşımını, Türk basının Kürtlere yönelik nefret içerikli yayınlarını anlatacak.

Kürtler sessiz kalmayacak
2 televizyonu kapatılan Kürtler ise Roj TV’nin kapatılma girişimlerine sessiz kalmıyor. Mahkeme öncesinde Danimarka’da 13-14 Ağustos’ta protesto gösterileri düzenlenecek. Kürt Kurum temsilcileri, Kürt ve Avrupalı siyasetçiler de ilk duruşmaya katılacak. BDP, İHD ve KON-KURD’un da aralarında bulunduğu bir grup duruşma öncesi mahkeme binası önünde basın açıklaması yaparak, davanın hukuksuzluğuna dikkat çekecek.


 Wikileaks belgeleri neydi?
Ocak ayında Wikileaks sitesi tarafından yayımlanan belgelerde Danimarka ile Türkiye arasındaki Roj TV pazarlığı deşifre edilmişti. Danimarka eski Başbakanı Rasmussen’in Nato Genel Sekreterliği karşılığında Roj TV’yi kapatma sözü verdiği kanıtlanmıştı. Belgeler, dava açılması için ABD ve Türkiye’nin Danimarka’ya yoğun baskı yaptığını da ortaya koymuştu. 18 Şubat 2010’da tarihli bir belge, Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile ABD Dışişleri Müsteşarı William Burns arasındaki görüşmeyi içeriyordu. Görüşmede Türk tarafı, 2009 yılında ABD Başkanı Barack Obama’nın aracılığında yapılan bir anlaşmaya dikkat çekerek, „Danimarka’nın Roj TV’nin kapatılması konusunda Türkiye’nin yaptığı talebin kabul edilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapacağına söz verdiğini“ belirterek, sözlerin tutulmamasını beklediklerini ifade ediyordu. Bu görüşmelerin üzerinden çok geçmeden Mart 2010’da Roj TV’nin Belçika’daki stüdyolarının da aralarında olduğu 25 ayrı adrese eşzamanlı baskınlar düzenlendi. Ardından kapatma davası açılmıştı.


MAXİME AZADİ - ANF/HABER MERKEZİ