Mezopotamya’nın belleği, genellikle bir tragedyalar tarihidir. Ancak Rojava, yeni doğuşun başlangıcıdır. Ölümlere, açlığa-yoksulluğa rağmen, yeni yaşamın inşa merkezi rolünü çoktan üstlenmiş durumda. İşte biraz da bu yüzden, Rojava Kürtler açısından güneşin arka bahçesidir, yani güneşin doğuş yeri.
Bugünlerde Rojava üzerinde oynanmak istenen oyunlar beş bin yıllık sömürgeci barbar geleneğin bir tezahürü olduğu açıktır. Özü gasp, hırsızlık talan ve kıyım olan anlayış, şimdi de Rojava’nın değerlerine karşı saldırı halindedir.
Ya benim gibi, benim istediğim yerde yaşayacaksın-yaşamayı kabul edeceksin ya da sana yaşam şansı tanımam; tanklarla-toplarla, hileyle bunu yaparım diyen egemen sömürgeci, katliamcı gelenek bugün türeyen çetelerin eliyle Rojava halkına karşı saldırı durumundadır. Kirli hesapların içinde bulunan egemen erkin tahammülsüzlüğünden dolayı Rojava halkı zor günler yaşıyor. Orada çocukların açlık çektiğini duyuyor, okuyoruz. Orada halkımız, canımızdan bir parçamız yardım bekliyor. Gözleri yolda, umut ettikleri sınırların öte yakasındadır. Kulakları sınırların öte öte tarafında olan Rojava’ya ses verelim. Onların yalnız olmadıklarını; her an, her yerde, onlarla birlikte olduğumuzu gösterelim.
Rojava’ya yardım yapılıyor. Rojava için dayanışma kampanyaları düzenleniyor. Rojava için bir hareketlilik var. Bunları candan kutluyor, emeği geçen herkese binlerce kez teşekkür ediyorum. Böylesi yürekler eksik olmasın; çünkü insanlığın buna ihtiyacı var. En çok da bu günlerde…
Ama yetmez. Güneşin arka bahçesi için bu yetmez; medeniyetin bir parçası olma rolünü oynayan bu kadim topraklara bunlar yetmez. Hayatın-toplumsal hayatın baş mekanı olan Rojava’ya yetmez. Orası güneşin evi olduğu için yetmez.
Orası biziz, her birimizden bir renk dalgalanıyor gençlerin elinde. Ortak sesimizdir yankılanan, umudumuzun diğer adıdır Rojava. Rojava’ya sahip çıkmak, kendimize, geleceğimize-varlığımıza sahip çıkmak olduğunun bilincindeyiz artık. Biz onlarlayız, onlar bizimle.
Savaş tanrının hileli oyunlarına, savaşın acılar bırakan yüzüne rağmen Rojava dimdik ayakta. Orada kendi geleceğini özgürce kurmaya çalışan bir halk var ki, bugüne kadar adsız ve kimliksiz bırakılmıştı. Orada yediden yetmişe bir yürek birliği var. Orada korku öldürülmüş, köhne geleneğin pasaklı zincirleri kırılmış artık.
Orada yürekler şaha kalkmış, umutlar diri. Gözler sınırların öte yakasında; bizleri bekliyor, bizleri izliyor. Orda bizi bekleyen canlar var, orası sadece bir parça değil, orası tarihtir, orası bugünün adıdır. Geleceği özgürce kazanmak için orada olmalıyız. Onurlu bir barışın yolunun artık Rojava’dan geçtiğini unutmayalım.


Muş E Tipi Cezaevi