Rojava, artık Kürdistan cephesidir
Forum Haberleri —

QSD-Rojava/foto:AFP
- Bugün yaşananlar, ne Şam yönetiminin ne de başıbozuk çete yapılarının inisiyatifiyle açıklanabilir; doğrudan Türk devlet aklının yönettiği organize bir savaştır.
- Rojava cephelerinde dört parça Kürdistan bir aradadır. Dimilkî, Soranî ve Kurmancî aynı mevzilerdedir. Rojava, artık Kürdistan cephesidir. Direnenler de topyekun Kürdistan’dır.
DÎLAN DÎLOK
Yılın ilk günlerinden itibaren Suriye sahasında, özel olarak Kürt halkını hedef alan kapsamlı ve çok katmanlı bir komplo hızla devreye sokuldu. Deyim yerindeyse şok doktrini tarzında, art arda hamlelerle kısa sürede sonuç alınmak istendi. Halep’in Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd mahalleleri üzerinden başlatılan provokasyonlar, kontrollü çatışmalardan açık bir savaşa evrildi.
QSD öncülüğündeki Kürt tarafı, sürecin başında çatışmayı büyütmemek, perde arkasındaki planları görmek ve sorunu diyalogla çözmek için yoğun çaba sarf etti. 10 Mart Mutabakatı'na atıfla görüşmeler yapıldı; kimi başlıklarda uzlaşma havası yaratıldı. Kısa sürede anlaşıldı ki; sahada yürütülen diplomasi ile masa başında kurgulanan siyaset bütünüyle farklıydı. Bu sürecin bir ayağı, ABD ve Avrupa merkezliydi; İsrail’in de dâhil edildiği daha geniş bir bölgesel paylaşım hesabı devredeydi. İran faktörü masaya yatırılmış, Türkiye–İsrail yakınlaşması, Kürtlerin tasfiyesi pahasına yeniden kurgulanmıştı. İsrail, fiilen etkisizleştirilirken Türkiye’nin Suriye’de -özellikle Kürtler üzerinden- eli güçlendirildi. Bugün yaşananlar, ne Şam yönetiminin ne de başıbozuk çete yapılarının inisiyatifiyle açıklanabilir; bu, doğrudan Türk devlet aklının yönettiği organize bir savaştır.
Planlı ve uzlaşılan senaryo
Benzer bir strateji İran’a karşı da işletiliyor. Bir yandan “müdahalesizlik” söylemleri dolaşıma sokulurken, diğer yandan İran’ı hedefleyen projelerde Türk devletine biçilen rol giderek netleşiyor. Aynı süreçte Kürt Özgürlük Hareketi ile yürütülen temaslarda yumuşak bir dil kullanıldı; çözüm, komşuluk ve arabuluculuk söylemleri öne çıkarıldı fakat sahada bunun tam tersi uygulandı, tehdit dozu sistemli biçimde artırıldı. Kürtleri oyalayan bir diplomasi yürütülürken eş zamanlı olarak kapsamlı bir saldırı planı adım adım devreye sokuldu. Uzun süredir üzerinde çalışılan Arap aşiretleri örgütlendi, QSD içindeki kimi unsurlarla bağ kuruldu ve içten çözme mekanizmaları işletildi. Tüm bu riskler bilinse de süreç son ana kadar diplomasiyle dengelenmeye çalışıldı. Dêr Hafir ve Meskene’de yaşananlar, bunun somut örneğidir; alanın anlaşmayla boşaltılması gerekirken saldırıyla ele geçirilmesi tercih edildi. Çekilme sürerken saldırı başlatıldı, ardından dalga dalga genişletildi. Bu, önceden planlanmış ve üzerinde uzlaşılmış bir senaryo idi. Türk devlet aklı, ABD ve Koalisyon güçlerinin kınamanın ötesine geçmeyeceğini bildiğinden hızla sonuç almaya dönük topyekun bir saldırı başlattı.
Rojava'ya yönelince tablo değişti
İlk aşamada QSD güçleri, ciddi bir şok yaşadı. Ortada klasik anlamda bir cephe yoktu; bir yandan dışarıdan toplanan çeteler saldırdı, diğer yandan içeride silahlandırılmış aşiret yapıları harekete geçirildi. Bazı bölgelerde QSD ile yan yana duran silahlı gruplar dahi silahlarını QSD’ye çevirdi. Bu durum Tebqa, Reqa ve Dêrazor gibi alanların kısa sürede düşmesine yol açtı, cephede geçici bir dağınıklık yarattı. Saldırılar, Rojava’nın Kürt nüfusunun yoğun olduğu merkezlere yöneldikçe tablo değişti. Türk devletinin hedefi Kürt kazanımlarını bütünüyle tasfiye etmek, eş zamanlı olarak da “Kürtler kardeşimizdir, sorun QSD’dir” propagandasını yaymaktı. Genelgeler yayımlandı, açıklamalar yapıldı fakat sahadaki gerçeklik bu söylemi boşa düşürdü. Başûr’dan Rojava’ya, Bakur’dan Rojhilat’a ve diasporaya kadar Kürt halkı ayağa kalktı. Bu mobilizasyon, 2014 Kobanê ruhunu dahi aşan yeni bir eşik yarattı. Kürt halkı ve siyasal yapıları, süreci doğru okudu, saldırının yalnızca Rojava’yı değil, tüm Kürdistan kazanımlarını hedeflediğini gördü Başûr’da KDP’den YNK’ye, Bafil Talabani’den Mesûd ve Nûçîrvan Barzanî’ye kadar tüm aktörler sürece dâhil oldu.
Direniş, ortak bir bilinç yarattı
Türkiye, jeopolitik konumunu pazarlayarak ABD ve İsrail adına bölgede taşeronluk üstlenip bunun karşılığında Kürtlerin askeri ve siyasal varlığını kırmayı hedefledi. Amaç, iradesizleştirilmiş, zayıflatılmış bir Kürt gerçekliğiydi. Buna karşılık Rojava’da kararlı bir direniş yükseldi. Bu direnişin en önemli sonucu, dört parça Kürdistan’daki tüm kesimlerde ortak bir bilinç yaratmasıdır. Farklı partilerden, inançlardan ve eğilimlerden Kürtler, Türk devletinin gerçek niyetini açık biçimde gördü. Kürt toplumunda şunda netleşti: Amaç, Kürtleri siyasal haritadan silmektir.
Bugün Rojava cephelerini gezen biri adeta dört parça Kürdistan’ı bir arada görür. Dimilkî, Soranî ve Kurmancî aynı mevzilerdedir. Rojava, artık yalnızca Rojava değildir; burası Kürdistan cephesidir. Direnenler yalnızca Rojavalılar değil, topyekun Kürdistan’dır. Artık yalnızca planları boşa çıkarma değil, aynı zamanda kendi planını kurma potansiyeli de açığa çıktı. Bu ise ancak direnişin süreklileştirilmesi, halkın topyekun seferber edilmesi ve mevcut tüm siyasal, toplumsal ve askeri olanakların ortak bir hatta birleştirilmesiyle mümkündür.
Kobanê, Qamişlo, Hasekê ve Dêrik hattında sergilenen direniş, dengeleri değiştirdi. ABD Senatosu harekete geçti, Avrupa’da toplantılar başladı, bölgesel güçler pozisyon almak zorunda kaldı. Herkes, Kürtleri karşısına almadan çözüm arayışına girdi. Bugün gelinen noktada açıktır: Suriye’de Kürtler, kendi geleceklerini belirleme konusunda önemli bir avantaja sahiptir. Bu pozisyon doğru korunur ve geliştirilirse planın tamamı olmasa bile Kürtleri hedef alan boyutu boşa çıkarılabilir.
Sonuç olarak Rojava’da yürütülen savaş, artık dört parça Kürdistan’ın ve uzun vadede bütün Kürt halkının geleceğini belirleyecek tarihsel bir mücadeledir. Bu nedenle Kürt toplumu her yerde aynı bilinçle hareket ediyor.







