Rojava’da Devrim’in yolu-IV

Rojava'da bir devrim gerçekleşmişti, ancak bu devrim uluslararası siyasi ve ekonomik ambargolarla boğulmak istendiği, her kentinin sokaklarına yansıdığını görmek mümkün.  Bir petrol ülkesi olmasına rağmen kentlerin sokaklarında, pet şişelerin içinde benzin, mazot, gaz yağı satanları görünce Rojava üzerindeki ambargonun etkisini de görüyor insan. Yine fırınların önündeki ekmek kuyrukları, elektrik kesintileri. Ancak bütün bunlara rağmen Rojava halkı "aç kalırız, susuz, elektriksiz, gazsız, benzinsiz, tüpsüz kalırız ama eskisi gibi yurtsuz, topraksız, kimliksiz kalmayı asla kabul etmiyoruz" diyerek her koşul altında devrimlerine sahip çıkacaklarını dile getiriyorlar.
Birçok kentte ambargonun etkilerini görmek mümkün, Efrîn ve civarında ise yaklaşık üç ay gibi bir süredir elektrik, telefon olmadığını ısrarla belirten Rojavalılar, son dönemlerde de un sıkıntısı yaşanmaya başladığı söylüyorlar. Qamişlo’nun gezdiğim Kudurbeg, Kansuveys, Anteriyê, Garbi, Kurniş, Hilêliyê mahallelerinin hepsinde ambargonun etkilerini çok çıplak ve yalın bir halde gördüm. Ve Rojavalıların kararlılıklarını da görünce insan bu devrimden artık geri dönüş olmadığını anlıyor.

'Deliler' kenti Amudê!

İki üç gün kadar Qamişlo’da gezip doyasıya devrimin havasını soluyup, kültür, edebiyat, sanat konusundaki zenginliklerini, yine tarihi güzelliklerini gördükten sonra Amudê geçtim. Zaten iki kent 20 kilometrelik bir uzaklıkta. Rojava’daki insanlarımıza göre ise bu mesafe bir hayli uzak sayılıyor. Bu da yaşadıkları coğrafya ile ilgili olsa gerek. Amudê halk arasında meşhur delileriyle tanınır, bilinir. Oysa gerçekte delileri denilen aslında herkesten çok akıllı olanlardır. Bu delilerden bazıları filozoflar gibi derin anlamlı konuşan, sözcükler sarf edenlerdir. En çok hikayeleri anlatılan delilerin başında İsmail adındaki deli geliyor.
İsmail’e ilişkin çok sayıda hikaye anlatılır. Örneğin bir gün İsmail bir birahanenin önünden geçerken, bira içinler İsmail’e "İsmail gel bizimle bir bira iç" diyor. İsmail bir onlara bir çevreye bakıyor ve yüksek sesle "siz birayı benim gibi olmak için içiyorsunuz. Peki ben kimin gibi olmak için içeyim" diye soruyor. Bira içenlerin vereceği bir cevapları olmadığı için İsmail bu kez onlarla dalgasını geçerek oradan uzaklaşıyor. İsmail’in Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a olan hayranlığından ötürü attığı sloganlar yüzünden defalarca devlet güçleri tarafından gözaltına alındığı da sıklıkla anlatılır. Ancak yakın tarihte İsmail'in öldüğünü de öğrenmiştim. Kentte kaldığım iki gün boyunca İsmail’in mezarını aradım. Ama ne yazık ki ne mezarının yerini ne de tam olarak ne zaman öldüğünü bilen çıkmadı.

Hurkêş günümüzün Amudê’sidir

Amudê tarihi bir kenttir. Kürtlerin ataları Hurilere başkentlik yaptığı için hala adı Orkêş olarak geçiyor. Oysa bu isim Hurilerden türetilmiş Hurkêş olarak tarihte uzun yıllar boyunca  kullanılmış bir isimdir. Halen Kuzey Kürdistan sınırına yapışık bir şekilde duran ve Orkêş olarak bilinen tarihi kalıntılarla dolu Hurilerin kent merkezi bulunmaktadır. Amudê günümüzde bu tarihteki önemine denk Kürtlük mücadelesinde yer almış, Kürt Özgürlük Hareketi Mücadelesinde aktif yer almış, birçok yiğit evladı bu mücadelede yaşamını yitirmiştir.

Ulusal değerlerin birleştiği yerdir

Tarihte oynadığı rolden olsa gerek Amudê sokaklarında gezerken attığım her adımda ulusal birliği his ettim. Amudê'deki sokak lambaları 1925 yılından ve Kürt Özgürlük Hareketi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarıyla donatılmış. Bu fotoğraflar Kürt ulusal birliğinin renklerini taşıyordu aynı zamanda. Direklerden birinde Şeyh Sait’in fotoğrafı, bir diğerinde Baas rejimi tarafından defalarca tutuklanıp işkencelerden geçirilen ve bu işkencelerden ötürü 2005 yılında yaşamını yitiren Şeyh Maşukê Xeznevi vardı. Bir başka sokak lambasının ise bir yüzüne Qazı Muhammed’in fotoğrafı yer alırken, öbür yüzünde ise Molla Barzani’nin fotoğrafı yer alıyor. Bir başka diğeri ise Kürt Özgürlük Hareketinin öncülerinden Mazlum Doğan’ın fotoğrafı yanında ise Dr. Abdurrahman Kasımlo yer alması Amudê’nin tüm ulusal değerlerine önemi verdiğini gösteriyor. Amudê sokaklarında insan gezerken Rojava’da gerçekleşen devrimi daha derinden his ediyor. Ve devrim denilen gerçeklik bu olsa gerek demeden edemiyor.
Amudê’ye ulaştığım günlerde Serêkaniyê çatışmalarında yaşamını yitiren bir YPG savaşçısının cenazesi getirildi. Bir anda kentte bütün kepenkler indi. Ve kent halkı cenazenin geldiği yöne hareket etmeye başladılar. Amudê’yi iyi tanıyan rehberime ne oluyor gibisinden baktım. Burası Amudê, hangi partiden, hareketten olursa olsun bu ülke, topraklar ve vatan için savaşarak canını veren kim olursa olsan cenazesi geldiğinde tüm Amudê’liler cenazesini kenttin dışında karşılamaya gidiyor. Kentten geçirene kadar da herkes cenazeye sloganlarla eşlik ediyor. Kent dışına çıkardıktan sonra da geri işlerinin başına dönüyor dedi. Amudêlilerin bu tutum da ne toplumsal değerlerine ne kadar sahip çıktıklarını gösteriyor.
 
Tarihi kardeşlik kenti

Amudê’de tıpkı diğer Rojava kentleri gibi bir halklar mozaiğidir. Kürtlerle Asuri, Ermeni, Süryani, Keldani, Arap halkları arasındaki tarihi kardeşlik Amudê günümüze dek korunmuştur. Ancak Baas rejiminin Asuri, Ermeni, Süryani, Keldani halklarına yönelik politikaları sonucu bu halklar kenti neredeye boşaltmak durumuna getirmiş. O yüzden bu halkların sayıları kentte giderek azılmış. En son 1983 yılında kentteki en eski kiliseleri ibadete Baas rejimi tarafından kapatılmış, bu halkların kutsal ve ibadet yeri olan Kilislerini muhabarat, askeri şeflerine ev olarak kullanmaları için tahsis etmiş.
Ancak devriminden sonra Rojava Demokratik Toplum Hareketi’nin yaptığı işlerin başında bu halklara ait Amudê’deki kiliselerini ibadete açmak olmuş. Amudê’deki kiliseleri şimdi ibadete açık, ancak ibadet edecek kimse kalmamış. Ancak kentte kalan birkaç aile dahi olsa kiliselerini temizlemiş, ibadete hazır hale getirmişler.

Bir kültür kenti Amudê…

Hurilere başkentlik yapan Amudê, aynı zamanda bir kültür kentidir. 1950’li yıllarda sineması olan bir kentin ne kadar kültürel etkinlikle iç içe olduğunu gösteriyor. Ancak 1960 yılında yazlık olan sinemasının yanması ve yanan sinemada yaklaşık 300 kişinin yaşamını yitirmesinin ardından bir daha bu kentte sinema yapılmamış. 300 Kürde mezar olan sinema yerinde Şehitler Bahçesi yani Bexçeyê Pakrevanan adıyla bir park yapılmış. İçinde yanan insanların sembolik heykelleri de yapılmış.
Akşam karanlığında parkın karşısındaki dükkanda oturmuş düşünen bir yaşlı kadını görünce uğrayıp sinema hakkında bilgi almak istedim. Kapıyı açıp şev baş dediğimde "keremkin" dedi. Karşıdaki yanan sinemaya ilişkin bir şeyler sormak istediğimi söylediğimde kadın paketinden bir sigara çıkarıp yaktı. Bir iki dakikalık bir duraksamadan sonra şunları söyledi ben daha sormadan, "Sinemanın yandığı günü şu anmış gibi hatırlıyorum. Sinema amcalarımın sinemasıydı. Yangının neden çıktığını tam olarak bilmiyorum. Ama devlet rahatlıkla söndürebilirdi. Ne yazık ki söndürmedi ve 300 insanımız içinde cayır cayır yandı. İçinde iki tanede amcam da yandı" dedikten sonra derin bir ah çekip sessizliğe gömüldü.
Sineme yangınından sonra belki Amudê’de bir daha sinema yapılmamış. Ancak kültürel çalışmalarından hiçbir zaman vazgeçmemiş. Zira halen Amudê’de onlarca müzik grubu, halk oyunları ekipleri, tiyatro grupları var. DEVAM EDECEK

SEYİT EVRAN