Baas rejimi döneminde toprak, hava ve su niteliği iyi noktada değildi, uygulanan ekolojik/çevre politikalarında olumlu pek bir şey yoktu. Kapitalizmin kısmen az gelişmiş olmasının getirdiği bir olumlu nokta, doğanın kirletilip yok edilmesinin daha yavaş ilerlemisiydi. Rojava'da halkın yönetime el koyması, özgürlük hareketinin siyasal konseptinden kaynaklı ekolojik alanlarda olumlu gelişmelere neden olması gerekirken, savaş ve ambargodan dolayı bu pek mümkün olmuyor. Nedeni belediyelerin maddi, teknik ve mali olanaklarının gittikçe kısıtlanmasıdır.
Ekolojik/çevre sorunların başında çöp sorunu geliyor. Çöplerin ev ve sokaklardan toplanmasında aksama yok, ama çöplerin toplanmasından sonra uzun vadeli ne yapılacağı pek belli değil. Az gelişmiş çöp sistemlerinde çöpler bir yerde (vadi veya çukur) depolanır, yakılır ve olduğu yerde bırakılır. Kuzey Kürdistan'ın çoğu yerel yönetimlerinde de bu uygulanıyor. Son yıllarda ekonomisi ilerlemiş çöp sistemlerinde, çöp bir kapalı yapıda yüksek derecede yakılır ve bunlardan çıkan gazlarla elektrik üretilir. Arda kalan katı madde çok azdır.
Qamişlo'da Baas rejimi tarafından bir ilerlemiş çöp sisteminin temeli atılmış, fakat başlayan devrim ve süren savaş bunu durdurtmuştur. Bu bitirilmiş olsaydı Rojava'nın önemli kısmı bütün çöpünü burda toplayıp değerlendirebilir.
Eğer Rojava çöpte boğulmak istemiyorsa, belediyeler savaş şartlarına göre yapabilecekleri şunlardır: Çöpün yakılacağı derin çukurlar açmak ve çöpü mümkün oldukça buralarda yakma sırasında rüzgar ile çevreye yayılmasını engellemek. Çöp sorunun büyümesini engellemek amaçlı dış ülkelerde bazı mali kaynaklara ulaşmak. Yine çok kritik olan bir nokta daha var, o da mümkün oldukça çöpün üretilmesinin önüne geçmek. Daha az çöp, daha az sağlık sorunu anlamına da geldiğini unutmayalım.
Sonuncu noktaya ilişkin önce demek gerekir ki savaşın getirdiği sorunlardan dolayı çöpte belli bir azalma var. Bugünkü zorlu siyasi ve ekonomik şartlar yeni ve alternatif bir tarımsal, hayvansal üretim sistemini geliştirmek için büyük bir fırsattır. Az çöp üreterek, üretileni topluma ulaştırmak ve bunun yine az çöp üreterek tüketilmesi burada kritik olan boyuttur. Bahsetmeye çalıştığımız sistem aslında çok ayrı ve uzaktan gelen bir sistem değil, bizim nine ve dedelerimizin ve kısmen anne ve babalarımızın uyguladıklarıdır. Kapitalizmin neoliberal aşamasının gelişmesiyle biz her gıdayı plastik pakette almaya başlamamız, lüks ürünlere aşırı yönelmemiz gibi alışanlıklar ve gelişmeler sonucu çöp sorunu ciddi şekilde ortaya çıktı. 30-40 yıl önce kentlerde kişi başına düşen çöp oranı ile bugün ki oran arasında misliyle fark var.
Biz tamamen aynı tarza dönmeyi önermiyoruz, ama örneğin şunlar hem Rojava hem de Bakur'da yapılabilinir:
* Kentlerde içme suyumuzu tamamen evdeki musluktan temin etmeye çalışmamız lazım, tabi eğer su kirli değilse. Dışarı çıkarken yanımıza bir küçük şişede içme suyumuzu yanımıza alabiliriz. Bu şişe ile kentin her yerinde olması gereken çeşmelerden (yoksa yapılabilinir; Rojava'da bu mümkün değilse kentin belli yerlerinde duran su tankerleri bu işlevi görebilir) su doldurabiliriz. Böyle bir yaklaşım ile içecekten kaynaklı çok az plastik çöp oluşur.
* Yine ekmeğimizi fırından alırken yanımıza bir torba bulundurmamız önemli. Diğer temel gıda (şeker, tuz, bulgur, makarna, fasulye vs.) ve hijyen (sabun, ilaç, deterjan) maddeleri için de aynı sistem uygulanabilir. Bu çerçevede satış yerlerinde gıda maddeleri paketlenmeden satılması gerekir. Bununla hem çöp azalır hem de madde tüketimi azalır.
*Yerleşim içi (eğer büyükse) ve yerleşim yerleri arası ulaşımın önemli kısmı toplu taşıma aracı (yani otobüs) ile gerçekleştirilmesi lazım. Aynı zamanda Rojava'da özel araçlara savaş şartlarında kısıtlama da getirilebilinir. Kent içi bisikletlerin yaygın kullanımı bile düşünebilir.
Rojava'da çöp sorunu
Rojava'nın çoğu bölgesi geçen ve bu yıl Baas rejiminden kurtarılması sonucu, kurulan 200 belediye, Halk Meclisleri tarafından çok daha demokratik şekilde yönetilmektedir.