Cemal ŞERİK

Rojava Devrimi 6. yılını geride bıraktı. 19 Temmuz Devrimi’ne günler kala başlatılan kutlama etkinlikleri Kobanê'de gerçekleştirilen görkemli bir törenle tamamlanırken, yeni bir devrim yılına daha girilmiş oldu. Kuşkusuz 6 yılı geride bırakan Rojava Devrimi’ne dair söylenecek çok şey var. Geride bırakılan, hiçte kolay geçmeyen bu yıllar da bunu gerekli kılmaktadır.

Böyle bir gerçeklikten hareketle, her şeye rağmen Rojava Devrimi’nin gelinen aşamada büyük bir gelişme kaydettiğini söylemek mümkündür. Rojava Devrimi’nin gerçekleştiği 19 Temmuz 2012 yılında var olan gerçeklikle, günümüzde yaşanmakta olanları birbiriyle mukayese ettiğimizde de bu şekilde bir belirlemede bulunmak olanaklı bir hale gelmektedir.

Rojava Devrimi, Önder Apo'nun 20 yıla yakın bir süre kaldığı, bu temelde çok güçlü bilinçlendirme, örgütlenme çalışmaları yürüttüğü ve buna bağlı olarak çok güçlü bir halk gerçekliğine dayalı olarak gerçekleşmişti. Uluslararası ve bölgesel koşullar, dış güçler tarafından gerçekleştirilen müdahale ile iktidarı elinde tutan rejimin çözülme anlarını yaşıyor olduğu ve bunun karşısında halkın başka bir rejim/yönetim arayışları içerisine girdiği koşullarda gerçekleşmişti. Bu yönüyle de ön görülen koşulların oluştuğu/kesiştiği anda gerçekleşen bir devrim olma özelliğini taşımıştı.

Böyle bir gerçekliğe rağmen gerekli olan maddi hazırlıkların her şeyiyle tamamlanarak başlatılan bir devrim de değildi. Hatta denilebilir ki, bu yönüyle de maddi hazırlıkların elverişsiz olduğu koşullarda gerçekleştirilmişti. He şeyiyle bir devrim için ihtiyaç duyulan konjonktür oluşmuştu. Fakat bir devrim için ihtiyaç olan komitelerin hazırlık düzeyiyle birlikte, gerek duyulan askeri araç ve gereçler yeterli değildi. Elde çok az silah bulunmaktaydı. Bunlar da ferdi silahlardı. Bu silahların sağlamlığı tartışmalı olmakla birlikte, çok ciddi cephane sorunları vardı. Ancak oluşan son derece elverişli koşullar içerisinde var olan bu yetersizlikler/eksiklikler, devrime kalkışmanın önünde bir engel değildi. Lenin'in "Bugün çok erken, yarın çok geç" olacak diyerek yaptığı belirlemede olduğu gibi, devrime kalkışmanın tam zamanıydı. PYD'nin yaptığı tam da bu oldu. Sokaklara çıktı. Devrim Komitelerini de sokaklarda gerçekleşen direnişler içerisinde örgütlendirdi.

19 Temmuz bu yönüyle devrim mücadelesinde kararlı ve ısrarlı olanlar içinde bir örnek teşkil etti. Önce "her şey hazır olsun", sonra "devrime başlarız" yaklaşımının ne kadar yanlış olduğunu gösterdi. Devrime kalkışma anlamında önemli sonuçların çıkarılarak, tecrübelerinden yararlanılması gereken Rojava Devrimi, uluslararası ve bölgesel gerici ve sömürgeci güçlerin doğrudan hedefi haline gelmekten de geri kalmadı. O güne kadar Suriye rejimi karşıtlığı konusunda kimseye sıra vermeyen güçler, yönlerini değiştirerek Rojava Devrimi’ne saldırmaya başladılar. Hatta kendini "Kürt" olarak adlandıran, bu kimliği kullanan kimi işbirlikçi öğeler ve güçler de kendilerine vaat edilen bazı kırıntılar karşılığında bu saldırılar içerisinde saf tutmaktan geri kalmadılar. Adeta yeni doğan bir devrimi daha filizlenmeden hep birlikte boğmaya çalıştılar. Uluslararası ve bölgesel güçlerin bir piyonu haline gelen "Özgür Ordu"yu ve ardından da önce Cephet El Nusra'yı ve onun ardından da DAİŞ'i saldırttılar. Bu güçler Serêkaniyê ve Kobanê'de büyük bir yıkım ve katliam gerçekleştirdiler. Fakat örgütlü ve kendini savunan halkın, devrimci, demokratik güçlerin direnişi karşısında başarılı olamadılar ve yenilmekten kurtulamadılar.

Tüm bu karşı-devrim saldırıları karşısında başarılı olan Rojava Devrimi, halkların birlikteliği içini örnek haline geldi. Serêkaniyê ve Kobanê direnişleriyle bir devrimin nasıl savunulabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Bu saldırılar da çeteler yaşadıkları yenilginin neden olduğu bozgunla dağılmakla karşı karşıya geldiler. Ancak uluslararası ve bölgesel sömürgeci güçler Rojava Devrimi’ni boğmak için başlattıkları saldırılardan da vazgeçmediler. O güne kadar savaştıklarını iddia ettikleri güçlerle ittifak yaparak Rojava Devrimi’ne karşı birlikte saldırıya geçmeyi kendi çıkarlarına gördüler. Bunun bir sonucu olarak da Efrîn işgalini gerçekleştirdiler.

Rojava Devrimi böylesine kıran kırana bir mücadele içerisinde 6 yılı geride bıraktı. Bu süre içerisinde bir yandan gerçekleştirilen devrimi kendi ayakları üzerinde sağlam temellere oturtma diğer yandan da gerçekleştirilen devrimi savunma görevinin sahibi haline geldi. Bu anlamda belki de en zor olanı başardı. İçerisine girdiği 7. yılında karşılaştığı, çözmekle yükümlü hale geldiği görev ve sorumlulukları da bunu göstermektedir.

Bu gerçeklikten hareketle gelinen aşama da, Rojava Devrimi’nin görev ve sorumluluklarının çok daha belirgin bir hale geldiğini söylemek mümkündür. Burada öne çıkan da sistem inşası ve devrimi savunma görevlerinin birlikte iç içe geçtiği gerçekliği olmaktadır. Bu gerçekliği de Rojava Devrimi’nin kat ettiği bir başarı ve yakaladığı gelişme düzeyi olarak kabul etmek gerekmektedir.

Rojava Devrimi 7. yılına böyle bir gerçeklik içerisinde girmiştir. Rojava sınırlarını aşarak bir Kuzey Suriye Devrimi haline gelmiştir. Bu coğrafya da yaşayan Kürdüyle, Arabıyla, Türkmeniyle, Çerkeziyle, Asuri-Süryanisiyle, Ermenisiyle vb.; kendi kimlikleri ile ama birbirlerinin farkını da kabul ederek birlikte kendi kendilerini yönetmektedirler. Ekonomilerini oluşturmaktadırlar. Yine başta sağlık, eğitim, adalet vb. olmak üzere temel kurumlaşmalarını sağlayarak sistemlerini geliştirmektedirler. Tüm bunları yaparken de sömürgeci, egemen devletlerin, çete ve işbirlikçilerini yanlarına alarak gerçekleştirdikleri ve olası saldırıları karşısında da hazırlıklarını yaparak öz savunmalarını güçlendirerek sağlamlaştırmaktadırlar.

Bu şekilde Rojava Devrimi geride bıraktığı 6 yılına devrimsel anlamda büyük gelişmeleri yaşayarak bir yanda kendi sistemini, diğer yandan da bunu savunma görevinin birlikte olduğu döneme; 7. yılına girmiş olmaktadır.