Topraktan geldiklerini ve bu toprak için çocuklarını, kızlarını, bazıları eşlerin feda etmelerinin nedenini topraklarıyla haşır neşir olmalarından görülür. Çünkü onlar bu toprakların insanları. Bu topraklar için mücadele ettiler ve yine bu topraklarda devrim gerçekleştirdiler. Devrimin değerini, güzelliklerini yaşamak topraklarıyla uğraşmakla anlıyorlar. Bu yüzden 10 dönüm tarlası olan da 1000 dönüm kadar tarlası olan da sabah erkenden kalkıp tarlalarının ve zeytin bahçelerinin yolunu tutuyor. Hayatları topraklarını işlemek, ellerinde topraklarının kokusunu almakla sürdürüyor.
Rojava Devriminin gerçek sahipleri her koşul altında, yaşamın her alanında kendilerini gösterip his ettiriyorlar. Devrimlerine sahip çıkıyorlar ve bu devrimi biz yaptık gibi başları dik yürüyorlar, yaşıyorlar.
Devrime yönelik gerçekleştirilen her türlü saldırılarda meydanlara taşıp adeta biz buradayız diyerek, devrime sahip çıkıyorlar. Yine devrimi inkar eden, onu saymadan her açıklamaya büyük bir kızgınlıkla cevap veriyorlar. İşte bu günlerde yine meydanlar dolup taşıyor Rojava’nın her yerinde.
Derik’in Güney Kürdistan sınırı üzerinde olan Girê Sorê Feke köyünden Efrîn’in Reyhanlı sınırında olan Hamamê köyüne kadarki alan içinde kalan binlerce köy, onlarca şehir, yüzlerce nahiye var. Bu geniş alan içinde Kürtlerin yaşadığı her köyde, nahiyede ve şehirde bu günlerde kadınlar ayakta. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyorlar. 8 Mart'a daha birkaç gün olsa da Rojava’ya çoktan gelmiş gibi bir hava var. Çünkü kadınlar köylerden başlayarak nahiyelere oradan başlayarak şehirlerde kutlamalar yapmak için daha şimdiden ayaktı. Mart'ın başından beri Rojava kadınları, Rojava’nın özgür ve devrimi gerçekleştiren kadınları 8 Mart'ı kutluyorlar. Her gün birkaç köyde bu kutlamalar yapılıyor. Yapılan konuşmalarda devrimi kendilerini gerçekleştirdi ve devrimin öncü gücünün kendileri olduğunu meydanlarda haykırarak söylüyorlar.
Gerçeği de öyledir. Çünkü devrim gerçekleştiği günden bu yana en fazla devrime sahip çıkanlar, onu korumak için canlarını dahi vermeye hazır olanlar kadınlardı.
Saldırıların gerçekleştiği ve Rojava’da yaşamın istikrarsız ve güvensiz olduğu havası uluslararası güçleri ile Kürt işbirlikçileri tarafından yaratılmak istendiği koşullarda yüzlerce, binlerce genç Rojava’nın köylerini, kasabalarını ve kentlerini terk etti. Ama kadınlar ve kızlar topraklarını terk etmedi. Onların bıraktıkları mevzileri tuttu. Yaşamın her alanında erkeklerin kaçışından doğan boşlukları doldurarak devrimlerinde zayıflıkların yaşanmaması için çalıştılar. En fazla da YPJ birliklerine katılarak devrimin savunmasını silahlı olarak üstlendiler. İşte bu yüzden bu devrime kadın devrimi deniyor. Çünkü koşullar ne olursa olsun, bedeli ne olursa olsun hiçbir zaman bedel ödemekten geri durmadılar ve durmayacaklarını da bu gün 8 Mart dolayısıyla meydanlarda haykırıyorlar.
Kutlamalarda ortaya çıkan kararlılık, iddia ve sahipleniş bir kez daha aslında gerçekten bu devrimin kadın devrimi olduğunu görmemek kör olmayı gerektirir. Önemli olan yaptıkları devrimin sadece kendileri ile sınırlı olmadığını görmektir. Rojava kadınları bunu iyi görüyor. Çünkü despotik yöntemler altında tamamen silinmiş, silikleşmiş, hayattan elini çekmiş bölge kadınları şimdi onları örnek alıyor. İşte bu yüzden sadece Rojava Devrimi değil, Kürt kadınlarını Rojava'da gerçekleştirdikleri devrim. Aynı zamanda Ortadoğu'nun devrimi olduğu ve inkar edilen, yok sayılan, özgürlüğü, emeği elinden alınan kadın, kadınlar tarihte olduğu gibi yine eski öncülük, toplumsallık görevlerini yapmaya başlamış durumda bu devrimle.
Bunu görenlerde var görmeyenler de var. Görenler güzelliklerini yaşıyor, görmeyenler ise giderek daha fazla karanlığa gömülüyor. Çünkü Rojava Devrimi ile kadın yeniden tarihteki toplumsallığı geliştirme, hak, hukuk, adaleti sağlama ve insanlığın özgürce yaşaması için dünya sistemine müdahale etti. Ve bu müdahalesini sürdürmeye devam edecek. Çünkü 8 Mart daha gelmeden alanları dolduran binler bunu iyi gösteriyor.
Rojava Devrimi 8 Mart devrimidir
Rojava’ya bahar geldi. Badem ağaçları önce çiçek açtı. Ardından şimdi bütün doğa rengarenk çiçeklerle süslenmiş durumda. Ne de olsa ikinci devrimli bahar günleri yaşanıyor. İki bahardır Rojava halkı devrimli günlerini yaşıyor. O yüzden özgürlüğün tadını çıkararak yaşıyor. Baharlı günlerin tadını, güzelliklerini daha fazla yaşamak için her fırsatta devrim gerçekleştirdikleri ve atalarından kendilerine kalma zeytin bahçelerinin içine, tarlalarının içine kendilerini atıyor. Ağaçlarını buduyor, topraklarında çift sürerek sebze ve yazlık ürünler ekiyorlar.