Özgürlük Kuşağı Rojava 9. BÖLÜM


Üçüncü yılını geride bırakan Rojava Devrimi, tüm saldırılara rağmen ilmek ilmek örülürken ortaya konulan modelle de dünya genelinde geniş bir yankı uyandırdı. Enternasyonal mücadelenin yeniden yeşerdiği Rojava Devrimi’nde dünyanın farklı ülkelerinden onlarca genç devrimin savunuculuğunu yapmak için Rojava’ya gelirken, bu katılım tüm insanlık onuru için verilen bir mücadele ve direniş kültürü yarattı. Rojava’da ortaya konulan model bir yana demokratik bir Suriye için önerilen TEV-DEM projesi, iç savaştan çıkışın yol haritası oldu. 

İğneyle kuyu kazarcasına yaratılan Rojava Devrimi, tüm ambargo, kuşatma ve saldırılara karşı üçüncü yılını geride bıraktı. Devrimin ilk gününden itibaren başlayan saldırılar üç yıl boyunca devam ederken, tüm bu saldırılara karşı verilen tarihi direnişler ve kazanılan zaferler, devrimin tüm dünyada yankı uyandırmasını da sağladı. Rojava halklarının Ortadoğu’da eşit ve bir arada yaşama modelini inşa etmesi, Ortadoğu ve dünya halkları için yol gösterici bir rol oynarken, Kobanê’den başlayan ve dalga dalga yayılan Rojava Devrimi, 21.yüzyılın devrim bayrağı olarak varlığını tüm dünyaya kabul ettirdi. Ezilen halkların direniş simgesi olan Rojava, insanlığın da yaşam umudu haline geldi. BAAS rejiminin yaratımı olan şoven politikalara karşı Rojava Devrimi’yle birlikte toplumu toplum yapan kurumsallaşmalarla da, devrimin taşları bir bir döşendi. Hem kültürel hem de sosyal alandaki kurumsallaşmalar ile kadın ve gençlik örgütlenmeleriyle önemli adımların atıldığı Rojava’daki bu çalışmalarla toplumun bilinçlenmesi ve demokratik özerk yönetimlerde yer alması sağlandı. Rojava’da devrim süreciyle birlikte yaratılan halklar mozaiği, direkt özerk yönetimlerde de yansımasını buldu. Emperyalistler tarafından parçalanan Kürdistan’ın en küçük parçası olan Rojava, 19 Temmuz Devrimi ve sonrasındaki gelişmelerle Kürdistan’ın kalbi ve direniş sembolü oldu. 


Kıtalar ve ülkeler Rojava’da birleşti

Adım adım özgürlüklerini geliştiren Rojava, ortaya konulan modelle enternasyonalist mücadelenin de yoğun olarak verildiği bir alana dönüştü. Her halktan ve yapıdan gençlerin yer aldığı devrim, bir süre sonra sınırları aşıp Amerika, Almanya, Afrika ve Avustralya gibi ülkelerin gençleriyle buluştu. Bu ülkelerin yanı sıra Türkiye sol hareketinden de çok sayıda genç, bu devrimin aktif savunucu olmak ve devrime dönük saldırılara karşı mücadele etmek için Rojava’da bir araya geldi. 


‘Etnik kimlik değil, insanlık önemli’

Devrimin “yabancı” ama aktif savunucularından biri de YPG savaşçısı Amerikalı Keith Coings. Geçtiğimiz Mart ayında, “Kürtlerin yaşadığı vahşete daha fazla duyarsız kalamazdım” diyerek YPG saflarına katılan Keith Coings, YPG’ye katıldıktan sonra Kemal Ararat ismini kullanmaya başladı. Ararat, devrimin koruyuculuğunu yaptığı Rojava’da Girê Spî zaferinin de bir parçası oldu. Ararat, “Kimin hangi ırktan olduğuna bakılmıyor. Etnik yapı önemli değil. Burada her şeyden önce insanlık ve hangi amaç uğruna mücadele verdiğin önemlidir” diyerek açıklık getirdiği Rojava Devrimi’nin karakteristik özelliğinin tüm dünyada hayranlık uyandırdığını söyledi. 


‘İnsanlık onuru için’

Tüm insanlık onuru için mücadele ettiklerini belirten Ararat, “Kapitalist sistemin ana merkezinden çıkıp komünal yaşamın olduğu bu alanlara geldim. İlk başlarda zorlandım. Ancak sonradan herkesin burada aynı olduğunun da farkına vardım. Kimsenin kimseye üstünlük taslamak gibi bir derdi yok. Kapitalizmin dayattığı bencilliğe karşı komünal yaşam, Rojava toprakları bu çetelerden arındırıldıktan sonra tam anlamıyla vücut bulacak ve dünyaya model olacaktır” diye konuştu.


‘Direnişe sessiz kalamazdık’

Türkiye sol hareketlerinin de mücadele ettiği Rojava’da deyim yerindeyse 21. yüzyılın entarnasyonalist mücadele örneği yaşanıyor. Onlarca solcu, sosyalist savaşçının yaşamını yitirdiği Rojava’da Kobanê Direnişi döneminde Türkiyeli sosyalistler de en ön saflardaydı. Bunlardan biri de devrim süreciyle birlikte Rojava’ya gelen MLKP savaşçısı Seydo Azad. Azad, “Rojava bizim devrim alanımızdır. Biz kendimizi hiçbir zaman misafir olarak görmedik. Bu devrimin bir parçası ve sahibiyiz. Bu bakış açısıyla buradayız. Ortadoğu’da bir halkın direnişine, kendi kaderini tayinine kayıtsız kalamazdık. Bunu pratikte de gördük. Çeşitli ülkelerden yoldaşlarımız da devrim saflarında yer alıyor. Serkan Tosun yoldaşımız ilk şehidimiz oldu” dedi. 


Yeniden yeşeren enternasyonalizm

Rojava’yı “enternasyonalizmin yeniden yeşerdiği topraklar” olarak değerlendiren Azad, “Böyle kapsamlı bir mücadele en son Kızıl Tugaylar’la kuruldu. Sonrasında yaşananlar biraz lokal olarak kaldı. Rojava, bu ruhun yeniden canlandırılmasına vesile oldu” ifadelerini kullandı. Azad, Rojava’da demokratik bir devrimin yaşandığını söyleyerek, “Bu kadar saldırının nedeni de burada kurulmak istenen sistemin sistem dışı olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin ve emperyalistlerin DAİŞ’e bu kadar destek vermesi... Bu desteklerin nedeni, onların sistemi olmayan bir başka sistemin inşa ediliyor olmasıdır. Eğer herkes bu sisteme karşı çıkıyorsa doğru yolu bulmuşuz demektir” diye konuştu. 


Devrim değil diyenlere...

Azad, devrimin başından bu yana Rojava’da olduklarını kaydederek, “Uzaktan bakarak devrim tahlilini yapmak ne kadar doğru olabilir ki? Bugün ‘Rojava’da devrim yok’ diyenler buraya uzaktan bakanlardır. Buradan bu çağrıyı da yapalım: ‘Devrim değil’ diyenler gelip burada bu havayı soluyarak ona göre karar versinler” dedi. 


4 kıta 40’ı aşkın ülke... 

Rojava Devrimi, ilan edildiği günden itibaren dünya genelinde de büyük yankı uyandırdı. Özellikle Kobanê Direnişi’nin ardından dünya genelinde ilan edilen 1 Kasım Kobanê ile Dayanışma Günü’nde, 4 kıtada 40’ı aşkın ülkede her renkten, ırktan, cinsten, ulustan, kesimden, yaştan milyonlarca insan, tarihi Kobanê Direnişi’ni desteklemek için sokaklara döküldü. Gösterilen direnişin yanı sıra yaratılan model açısından da dikkatleri üzerine çeken Rojava Devrimi, 3 yıllık süre içerisinde dünya genelinde de geniş yankı uyandırdı. 


‘Bütün dünyada kabul gördü’

Rojava Devrimi’nin dünya genelinde yarattığı yankıyı değerlendiren Kobanê Adalet Divanı üyesi Ferhan İsa, “Bir yandan sistemimizi inşa etmeye devam ederken, bir yanımızda saldırılar da durmuyor. Bu saldırılar Rojava Devrimi’ne karşı gerçekleştiriliyor. Bu da Rojava Devrimi’ni hazmedemeyenlerin elde edilen kazanımları ve oluşturulan demokratik özerk yönetim tecrübesini boğmak istemelerinin bir sonucudur. Bu şekilde terör çetelerinin yönünü Rojava’ya verdiler. Bu devrimde her bir yurttaşın emeği var. Suriye’nin içinden geçtiği çatışmalı süreçte Rojava’da terör saldırılarının dışında bir çatışma olmadı. Yine Rojava’da bütün halkların kendi kimlikleriyle özgürce yaşayabileceği bir model yaratıldı. Bu da dünya halklarının ve uluslar arası güçlerin de Rojava’yı bir irade olarak kabul etmesini sağladı. Dünya üzerinde ilk defa bir Kürt ismi ortaya çıkıyor ve dünyada kabul görüyor” dedi. 


Rojava Toplumsal Sözleşmesi bütün farklılıkları kapsıyor 

Rojava Devrimi ilmek ilmek örülürken, Kürt, Arap, Süryani, Ermeni ve Çeçenlerin demokratik bir halk yönetimi etrafında birleştirilmesini sağlayan Rojava Toplumsal Sözleşmesi (Anayasa), 6 Ocak 2014 günü kabul edildi. Rojava Demokratik Özerk Yönetimi Yasama Meclisi tarafından kabul edilen sözleşmeye göre halklar, dillerini ve kültürlerini özgürce örgütleyebilecek ve kendilerini yönetebilecekti. Özerkliğin anayasası niteliğinde olan sözleşme, halklar için yeni bir çığır anlamı taşıyordu. Sözleşme çok dilliliği esas aldığından dolayı Kürtçe, Arapça ve Süryanice dillerinde resmi olarak kabul edilirken bölgedeki tüm diğer dillerin öğretilmesi de karar altına alındı. Sözleşmede hak ve özgürlükler geniş bir kapsamda ele alınırken, iktidar ve yönetimin merkezine halkın konulması ve seçimle belirlenen kurum ve halk meclisleriyle sağlanan yönetim anlayışı, aynı zamanda Arap, Süryani, Türkmen, Ermeni, Çeçen gibi halkları ve kültürleri de kapsıyor. Cinsiyet ayrımcılığına karşı olan sözleşme, rejimin anayasal anlayışından tamamen farklı demokratik yanı güçlü olan bir sözleşmeydi. 


‘Sözleşme ortak yaşamın ilk temeliydi’

Toplumsal sözleşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kobanê Adalet Divanı üyesi Ferhan İsa, rejimin Kürt halkı ve diğer halklara şoven politikalarla yaklaştığını anımsatarak bu dönem içerisinde Kürtlere de “tekçiliğin” dayatıldığına dikkat çekti. İsa, Suriye’de farklılıkların yok edilmek istendiğini belirterek, “Kürtler, asimilasyonla yok edilmek istendi. Devrimin ardından 2014’te kabul edilen sözleşme, Ortadoğu’da yeni bir dönüşüm yaratıyordu. Bu dönüşümde bütün farklılıkları özgünlüklerini koruyarak bir araya getirmeyi amaçladık. Bunu da anayasada yansıtmak istedik. Rejimin dayattığı yokluk, bu anayasa ile birlikte yerle bir edildi. Sözleşme aynı zamanda Ortadoğu’da yaratılmak istenen tekçiliği de bitiriyordu. Sözleşme, ortak bir yaşamın kurulmasının da temelleriydi” ifadelerini kullandı. 


Akan kanın durması için TEV-DEM’den çözüm projesi 

Rojava’da aynı zamanda Suriye’de 4 yılı geride bırakan iç savaşta akan kanın durması için ortaya konulan çözüm projesi olarak TEV-DEM projesi bütün Suriye halklarına kapsamlı çözümü sunuyordu. Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) tarafından Suriye’nin krizden çıkışı için açıklanan “Demokratik Suriye Çözüm Projesi”, bütün halkları kucaklayan bir proje oldu. 16 Mart 2015’te hazırlanan proje, Suriye halklarına demokratik ve eşitlikçi bir öz yönetim öngörüyordu. 

Suriye için demokratik çözüm ilkelerinin yer aldığı projenin temel ilkelerinden biri, Suriye’de yaşayan bütün halkların demokratik bir temelde haklarına kavuşmalarıydı. Demokratik Özerklik Yönetimler’in devlet olmayan ve halkların kendi kaderlerini kendilerinin belirlediği bir sistem olarak kabul edildiği projede Suriye’den ayrılmanın doğru bulunmadığı, ayrıca etnik temellere dayanan devletlerin kurulmasına karşı olunduğu gibi federal ya da konfederal devlet de istenmemekteydi. Bu kapsamda Suriye devletinde bütün halkların haklarının tanınması, temsilinin sağlanması ve iradelerinin esas alınması gerektiği kaydediliyordu.

Her sokağında çatışma ve kaosun olduğu Suriye’de sunulan projenin bir çözüm projesi olarak açıklandığını kaydeden TEV-DEM Kobanê Kantonu Eşbaşkanı Ehmed Şêxo, projenin Suriye’nin demokratikleşmesini esas aldığını ve projenin Rojava’da yaşam bulduğuna dikkat çekti. Şêxo, şunları söyledi: “Bu projenin sonuçlarını Rojava’ya bakarak görürlerse, Suriye’nin geleceğinin nasıl olacağını da göreceklerdir. Suriye’nin içinden geçtiği çatışmayla sorunlar çözülmez. Irak gözümüzün önünde, on yıllardır devam ediyor. Ama demokratik ulus çerçevesinde esas alınacak proje ile her ulus kendini temsil ederse ve toplumun demokratikleşmesi esas alınırsa sorunların çözümü de o kadar yakın olacak. Her farklılık bu projede ortak ve birlik olabilir, kendini temsil edebilir. Ancak bu şekilde Suriye’nin demokratikleşmesini sağlayabiliriz. Yoksa bu çatışma ve kaos yarında devam edecektir.”  BİTTİ


HAYRİ DEMİR/ERSİN ÇAKSU / DİHA/KOBANÊ