Fırat Haber Ajansı (ANF), Rojava halkının partisi PYD’nin Eşbaşkanı Salih Müslim’le çok önemli bir söyleşi yaptı.

Bu söyleşideki bilgiler, Newroz eşiğinde, bütün parçalardaki Kürt halkı için olduğu gibi, Selefiler ve El Kaideciler tarafından yozlaştırılan “Arap Baharı”nin yeniden dirilişini umut eden herkes için büyük bir anlama sahip.
Bu söyleşiden çıkan sonuç şu: Rojava’da devrimci süreç şaşırtıcı bir enerjiyle derinleşiyor. Rojava devrimi askeri ve politik başarılarından sonra, şimdi etkin bir diplomatik atağa hazırlanıyor.
Salih Müslim söyleşide şöyle dedi: “9 kent, ilçe ve beldeleriyle yönetim bizde. Bazı yerlerde Kürt ve Arap köylerinden de rejim güçleri çıkarıldı ve sivil halk yönetimleri oluşturuldu.”
Devrimci güçlerin egemen olduğu bölge Derik yakınlarındaki Endiwer’den başlıyor, Efrîn’in Raco ilçesine kadar uzanıyor.
En önemli bilgi şu: AKP Hükümetinin örgütlediği “çeteler”e karşı devrimci güçler büyük bir başarı kazanmış. Müslim şöyle dedi: “Bu gruplar artık bizim bölgemizde yoklar, onlar darbelerini alıp gittiler.”
Halkın yönetime geldiği yerler yalnız askeri ve politik bakımdan değil, ekonomik bakımdan da stratejik öneme sahip. Nitekim, Salih Müslim, Rimelan petrol bölgesinin de halk güçlerinin denetimine girdiğini belirtiyor. Bir yandan devrimci süreç ilerliyor, bir yandan da halk “barışçı ekonomik” yaşamı örgütlüyor. Salih Müslim şöyle dedi:
“Bölgedeki zenginlik kaynakları oradaki halkındır. Oradaki halk kendi bölgesinin geleceğine ilişkin kararı verecek. Kürtler ve Araplar orada ortak yaşıyorlar. Onlar, yani sivil çalışanlar işlerini devam ediyorlar. Ancak petrolü rejime değil, bize, halka çıkarıyorlar artık.”
Söyleşiden anlıyoruz ki, Rojava devrimi, Suriye’deki Arap muhalefetini devrimcileştirici ilk adımları da atıyor. Artık Özgür Suriye Ordusu ve Suriye Ulusal Koalisyonu ile Yüksek Kürt Konseyi arasında bir anlaşma imzalandı. “Bazılarının tahmininden de öte anlaşmanın gerekleri yerine getiriliyor.” Bu AKP Hükümetinin Rojova devrimini “izole” etme taktiğini yıktı. Rojova devrimi böylece Suriye’de rejim karşıtı güçlerin eşit haklı bir bileşini konumuna yükseliyor.
PYD Eşbaşkanı Ankara ile görüşmeye hazır olduklarını açıkladı. Bu tam zamanında yapılmış bir açıklama. Çünkü kendi sınırları içindeki sorunlarla ilgili olarak PKK ile görüşen Hükümetin, kendi sınırları dışındaki Kürtlerle görüşmeye yaklaşmaması, onun “hegemonyacı ve barış karşıtı” olduğunu kanıtlayacak.
Sanırım durum açık; İmralı süreci Kürt Özgürlük Hareketinin “yenilgi” yaşadığı koşullarda değil, devrimi zafere ulaştırmak üzere olağanüstü bir güçle öne atıldığı koşullarda yapılıyor. Kürdistan’ın parçalanmışlığı ve birbirinden farklı devletlerin egemenliği altında oluşu, devrimin nispeten “eşitsiz” gelişmesine neden oluyor. Kuzey devrimci sürecin “merkezi”, burada savaş öyle bir aşamaya geldi ki, devamı Türkiye’nin yıkımına neden olabilir; Kürt halkı zorda kalmadıkça bu yıkım üzerine kendi “mutluluğunu” inşa etmek istemiyor. Ve savaşın “bölgesel bir savaşa” evrilmesiyle tüm Kürdistan devrimci sürecinin risk altına girmesini önlemeye çalışıyor. Güney’deki kazanımlar kışkırtılan “mezhep savaşlarının” tehdidi altında. Burada “tek parçada kurtuluş” aymazlığına karşı öncü Kürtler direniyor. Doğu’da şimdilik bir “sükunet”, Batı’da ise devrim var.
Eğer devrim “bölgeselleşme sürecinde” yol alırsa, yani devrim kesintisiz ya da “sürekli” bir karakter kazanırsa, bilin ki, “tarihin başladığı” bu bölge yeni bir “eşitlikçi komünal, cinsiyet özgürlükçü ve ekolojik toplum”un doğuşuna tanık olacak..
Yazıyı bitirirken şunu söylemek iyi olur: Rojava devriminin tabanında yer alan Kürtlerin çok önemli bir bölümü, Türkiye’den Suriye’ye göç eden Kürtler. Şu anda sınırın Kuzeyinde yaşayan Kürtlerin akrabaları, amca, teyze, dayı çocukları elde silah, bürokratik ve totaliter rejime karşı devrimci sürecin ön saflarında yer alıyorlar. Nusaybin’de taş adan çocuğun ablası Rojava devriminde silah kuşanıyor.
Arada sınır var diye kafanız karışmasın. O sınırları haritada görüyorsunuz; toprakta “çizgi” yok ve Rojava devrimi, “sizin, bizim, hepimizin” devrimi. Ve İmralı sürecinin derinleşmesi Rojava devriminin garantisi olacak, Rojava devriminin derinleşmesi İmralı sürecinin barışla sonuçlanmasını sağlayacak…
Bu yıl “Kürtlere Statü, Öcalan’a Özgürlük” şiarıyla yapılacak olan Newroz aynı zamanda Rojava devrimini de selamlayacak…