Dortmund’da önceki gün üç bölüm halinde yapılan konferansın açılışında konuşan Prof. Udo Steinbach, Kürtlerin yeni dönemde haklarına kavuşacaklarını söyledi. 1994 yılında Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeyi hatırlatan Prof. Steinbach, “Demokratik bir şekilde Kürt sorununun çözümünü istiyoruz, diyen Öcalan ile Türk devletinin görüşmesi önemli ve çözüme yakın bir adımdır” diye konuştu.

Prof. Steinbach, Irak’ın ardından Suriye’de de durumun değiştiğine dikkat çekerek, “Kürtler hem büyük bir şans hem de tehlikeyle karşı karşıyalar. Bana göre Kürtler, yaşadıkları bütün ülkelerde haklarına kavuşacaklar” dedi.

Türkiye statüsüzlüğü istiyor

Gazeteci Ferda Çetin ise, Türkiye’nin tek derdinin, Kürtlerin Suriye’de statü sahibi olmamaları olduğunu vurgulayarak, “Onun için bir sürü çetelerini gönderiyor. Hatta geçtiğimiz günlerda orada ölen Mahmut Akyıldırım isimli bir kişi ise Vatansever Birliği üyesi çıktı. Bu birlik JİTEM’e bağlı bir birim” dedi.
Çetin, Suriye’den gelen birçok ham görüntülerden, oradaki birçok grubun kimliklerine ilişkin gerçek bilgilerin de ortaya çıktığını belirterek, “Oranın en dinamik ve öz gücü PYD’dir. Bu da kendi halkını koruyor” diye konuştu.
Gazeteci Friederike Beck de, yaşanan sürecin yıllar önce planlandığını belirterek, sıranın İran’a da geleceğini söyledi.

Türkiye’nin planları tutmadı

Pedagog Emra İlgün’ün sunduğu ‘Suriye’deki değişim sürecinde iç ve dış siyasi boyutlar’ adlı ikinci bölümde siyaset bilimci yazar Haluk Gerger ve tarihçi Dr. Gundi Dilberz konuştu. Bir hafta önce silahlı saldırıda kadın yeğenini kaybeden Qamişlolu Dr. Dilberz, bu duygularla konuşmasına başladı. Dr. Dilberz, Suriye ve Kürtler konusunda tarihsel bir özet yaparak, Arap Kemeri gibi önemli kesitler üzerinde durdu.
İkinci oturumda konuşan yazarlarımızdan Haluk Gerger ise şunları dile getirdi: “Türkiye Cumhuriyeti Ortadoğu’da toplumsal mühendislik rolü oynuyor. Türkiye’nin iki stratejisi var. Birincisi kendi kuruluşundan bu yana sırtını Batı’ya çevirmiştir. Batı’nın kendisi ise Türkiye’yi her zaman doğunun bir parçası olarak görmüştür. Batının kendisi TC’yi kendi halkasında kabul etmemektedir. Diğer bir boyut ise Kürt sorunudur. Türk siyasetçileri, Irak savaşında yanlış adım attıklarını düşünüyor, Suriye konusunda da böylesi bir hataya düşmek istemiyor. Batı’nın kendisi de Türkiye’nin Suriye konusunda aktif rol almasını istiyor ve baskı yapıyor. Fakat Türkiye’nin bu konudaki planları suya düşmüştür. Türkiye Kürtleri ve özelikle PKK yapılanmasını Suriye’de yok etmeye çalışmıştır ve bunu başaramamıştır.”
 
‘Kardeşin tokatı’

Gazeteci Dr. Nick Brauns’un sunduğu ve ‘Değişim sürecinde Kürtlerin rolü ve Suriye’de muhalefet hareketi’ adlı üçüncü oturumda konuşması olarak PYD adına Hassan Mohammed Ali ve gazeteci Dilşah Osman bekleniyordu. 
Dilşah Osman, çeşitli engellemelerle konferansa katılamadı. Bu nedenle konferansa bir mesaj gönderdi. Dilşah, Rojava’daki kadın hareketinin barış ve demokrasinin inşa edilmesinde vazgeçilmez bir konumu olduğunu vurguladı. Hassan Mohammed Ali ise Rojava’ya yönelik ambargoyu anlattı.
Son oturum ardındann soru cevap bölümüne geçildi. Avukat Mahmut Ertaş’ın sunduğu dördüncü oturumda tüm konuşmacılar tekrar ön podyumda yer alarak, dinleyiciler tarafından sorulan sorulara tek tek cevap verdi.
Kürt Akademisyenler Birliği’nin düzenlediği konferansı, CİVAKA AZAD ve YXK (Kürdistan Öğrenciler Birliği) destekledi.
 


NİHAL BAYRAM/PERWER YAŞ / DORTMUND