Rojava Kürdistan’ında büyük bir devrim yaşanıyor. Kürtler sadece kendi kendilerini yönetmiyorlar, demokratik özerk bir statü oluşturuyorlar. Aynı zamanda toplumu değiştiriyorlar. Yediden yetmişe kadın-erkek bütün toplumun ayağa kalkışı bunu gösteriyor. Böyle bir devrim de ancak Kürt Halk Önderinin demokratik özgürlükçü paradigmasına sahip olunarak yapılabilirdi. Kürt Halk Önderinin yirmi yıl Rojava Kürtleriyle iç içe yaşaması bu devrimi gerçekleştirmiştir. Kuşkusuz Kürdistan’ın dört parçasında yürütülen özgürlük mücadelesinde kadın-erkek binlerce Rojavalı Kürt gencinin şehit düşmesi de bu devrimin temel geliştirici gücü olmaktadır. Bu devrimi tüm dünyada herkes takdirle izlemektedir.

Kürt halkı Kürdistan’da büyük bir devrim yaparken, bazı Kürt örgütleri bu devrimi sabote edici bir yaklaşım göstermektedirler. Bu devrime katılma ve güç verme yerine, bu devrimi ele geçirip iktidar olma peşindedirler. Bu devrim herhangi bir gücün iktidar olacağı bir devrim değildir. Kürt halkı özgürleşecek, kendi kendini yönetecektir. Bu devrim birilerini sırtında taşımayacaktır. Birileri halkın üstünde iktidar olmayacaktır. Ancak iktidarcı ve devletçi zihniyette olan bazı kesimler “biz bu devrimi nasıl ele geçiririz de, halkın sırtından yaşarız”ın peşindedirler. Herhalde Güney Kürdistan’da birilerinin halkın sırtından nasıl bir sefahat içinde yaşadıklarını görerek biz de bunu Rojava’da yaparız hesabı içindedirler.
Bu eğilim sırtını Güney Kürdistan’da KDP’ye dayandırmaktadır. Belirli provokasyonlar yaparak Rojava’da etkin olmaya çalışmaktadır. El Parti ve Azadi partisi olarak bilinen marjinal gruplar şimdi bu amaçlarına ulaşmak için provokasyonlar geliştiriyorlar. KDP de bu provokasyonlara destek vererek bu girişimlerin parçası oluyor. Suriye’de en huzurlu alan olan Rojava’da da karışıklık yaratmak istiyorlar. Suriye devletinin ve silahlı çetelerin yapamadığını şimdi sırtını KDP’ye dayamış gruplar yapmaya çalışıyorlar.
Marjinal bir iki grup kendilerinin yapacağı bir şey olmadığından kendi güçleriyle Rojava’da karışıklık yaratma imkanı bulamadıklarından şimdi KDP’yi kullanıp Rojava devrimini sabote etmeye çalışıyorlar.
Rojava’da tüm grupların içinde bulunduğu bir yüksek konsey oluşturulmuştur. Bu konsey içindeki ve dışındaki tüm siyasi grupların özgürce örgütlenme ve çalışma yürütme hakları vardır. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü vardır. Her grup siyasal ve sosyal çalışmalara katıldığı gibi, YPG içinde yer alma hakları da vardır. Şimdi bu güçler bu durumu bozmak istiyorlar. YPG’den ayrı silahlı güçler oluşturmaya çalışıyorlar. Ortak bir silahlı güç içinde örgütlenmeyi dağıtmaya çalışıyorlar. Bunların amacı üzümü yemek değil, bağcıyı dövmektir. İktidarcı devletçi zihniyetleri olduğu için halkın demokratik örgütlenmesi temelinde kendi kendilerini yönetmesini içlerine sindiremiyorlar. Bu nedenle ayrı silahlı gruplar oluşturmak, sonra da provokasyonlar yaratarak Rojava’ya çeşitli güçlerin müdahalesini sağlatmak istiyorlar. Böylece halkın üzerinden yaşayan güç olmayı hesaplıyorlar. Şu anda Rojava’daki marjinal grupların planı budur.
Bu marjinal gruplar aslında Rojava’da bir darbe yapmak istiyorlar. Çünkü toplumsal tabanları zayıftır. Örgütlü güçleri ve siyasal etkileri çok sınırlıdır. Bu nedenle mutlaka bir dış müdahaleyle güç olmak istiyorlar. Böyle bir dış müdahaleyle güç olmak isteyince de içeride devrimi gerçekleştirmiş güçlerle gerilim yaratıp çatışma çıkarmak istiyorlar. PYD’nin toplum içinde etkili olmasını sindiremiyorlar. Halbuki PYD Rojava’da otuz yıllık bir çalışma temelinde güç olmuştur. PYD 2000’li yılların başında kurulsa da, bu hareketin çalışmaları 35 yıllıktır. Uluslararası komplodan sonra da PYD Rojava’da çalışmıştır. Bu nedenle birçok üyesi zindanlara atılmıştır. Yine PYD çalışarak ve bedeller ödeyerek bu toplumsal zemini yaratmış ve devrimi gerçekleştirmiştir.
Gerçek buyken şimdi bu marjinal gruplar KDP’nin, Türkiye’nin ya da başka dış güçlerin yardımıyla Rojava devriminin üstüne oturmaya çalışıyorlar. Daha doğrusu bu devrimi bastırıp Kürt halkı üzerinde belirli siyasal elitlerin egemenliğini kurmayı hedefliyorlar. Son Güney Kürdistan ile Rojava arasındaki sınır kapısının kapanmasının nedeni budur. KDP para gücünü kullanarak ya da kapıyı kapatarak Rojava halkını teslim almak istiyor. Şu anda PYD ile KDP arasında yaşanan krizin nedeni budur.
Bu güçler ve KDP için bahane çoktur. Nasrettin Hoca’nın ipe un sermesi ya da eşeğini isteyen komşuya eşek anırmasına rağmen yok demesi gibi KDP de kapıyı kapatma konusunda her gün bir bahane buluyor. Bu tam bir şantaj politikasıdır. Bunun ahlaki bir yanı da yoktur. KDP açıktan açığa şantajcıdır. Bundan önce de başka bir bahaneyle kapıları kapatmıştı. Hem de bu şantajı Rojava’daki halkın sefaleti üzerinden yapmaktadır. Rojava halkı aç ve perişan olacak ve KDP’ye teslim olacak! Böyle bir politika olabilir mi?
PYD emek ve can vererek toplumsal güç olmuştur. Son bir yıldır hem silahlı çete gruplarına hem de devlete karşı savaşarak devrimi korumaya çalışmaktadır. Böyle zorlu devrim ortamında böyle sorunlar yaratmak Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini hançerlemektir. PYD karıncalar gibi çalışmış, diğer marjinal gruplar Ağustos böceği gibi rahatını bozmamış, ama Rojava’da kazanım elde edilip bir statü kazanılacağı netleşince hemen bu devrimi dağıtıp halk üzerinde egemenlik kurma sevdasına düşmüşlerdir. KDP’nin burada hakkaniyet ölçülerine göre davranması gerekmez mi? Kendisine bağlı olan gruplara “PYD çalışmış toplumu kazanmış, siz de gidin çalışın toplumu kazanın” demesi gerekmez mi? Silahlı güç oluşturup provokasyon yapmak hangi siyasi ahlaka sığar? YPG’nin sınırı kontrol etmesi mi gayrimeşrudur, yoksa Rojava’daki kurumları aşarak provokasyon yaratmak mı gayrimeşrudur? Şimdi Güney Kürdistan’da kendileri “kurumlarımız var, herkes bunlara uymak zorundadır” demiyorlar mı? Peki, marjinal gruplar orada devrimin yarattığı kurumlara neden uymuyorlar?
KDP’ye bağlı Azadi partisi “biz de silahlı güç kuracağız, yoksa iç savaş çıkar” diyerek açıkça tehdit etmiştir. Bu tehdidini de kamuoyuna açık yapmıştır. İşte sınırdan geçip silahlı grup oluşturmak isteyenler bu iç savaş tehdidini pratikleştirmek isteyenlerdir. Şantaj yapacak, şantaja boyun eğilmesini isteyecek, şantaja boyun eğilmedi mi iç savaş çıkacak! Bu hangi ahlaka sığar? Bunun Kürtlükle, Kürt siyasetiyle alakası olabilir mi?
Bu marjinal gruplar “arkamızda KDP var, bu nedenle Rojava devrimi tehditlerimize boyun eğer” diyorsa yanılıyordur. Rojava devrimi o kadar güçlü bir devrimdir ki, arkasında hangi güç olursa olsun bu tehditlere boyun eğmez.
Tüm yurtsever güçlere ve Kürt siyasi gruplarına düşen görev, bu zor durumda Rojava devrimine destek vermektir. Buna KDP de dahildir. KDP Rojava devriminde bir sınav vermektedir. Bugünkü gibi şantaj politikası içine girerse bu sınavı kaybeder. Bu da her parçada KDP’nin itibarını daha fazla düşürür. Bu açıdan KDP bu marjinal grupların tahrikine kapılmadan bu devrimi yapanları desteklemeli ve tüm siyasi grupların demokratik ulusal politika çatısı altında birleşmesini savunmalıdır. Bu da oradaki en büyük devrim gücü olan PYD’yi etkisizleştirerek olamaz. PYD’nin etkisizleştirilmesi demek, oradaki devrimi dağıtmak ve etkisizleştirmek demektir. Bu nedenle KDP ve tüm Kürt siyasi grupları Rojava devrimine tarihi sorumluluk hissederek yaklaşmalıdır. Yoksa devrim zorluk çeker, ama kazanır. Bu devrime kötülük yapanlar, yaptıkları kötülükle kalırlar ve tarihe böyle geçerler.