Selim FERAT

Papaz Brunson’un rehin tutulmasının ve ABD-Türkiye krizinin ana nedenlerinden birinin Rojava’da Türkiye’nin amacına ulaşamaması yatıyor.

Uzun dönemdir ortaya konan senaryo, hergün yeni formlar alarak sahneye konacak.

ABD oyunu kendince oynayacak.

Türkiye’nin yaptırımı, rehin almak olunca, ABD yaptırımları başlattığını ilan edecek.

Sonra Türkiye, Rojava’da ABD’nin Türkiye’nin yayılmacı uygulamalarına engel olmaması şartıyla, Papaz’ı serbest bırakacağını ima eden şeyler söyleyecek.

Türkiye’de liberallerin sağına düşen Kılıçdaroğlu ekibiyle, merkez sağ ve ırkçı MHP, Türkiye’de uygulanacak yaptırımları protesto edecekler ve Türkiye topyekün bir ABD karşıtı platforma dönüşecek.

Ancak, Türkiye’de milli rekabette at koşturanlar, diğerlerini millete ihanetle suçlayabilecekler.

Gerçekte, yükselen yeni emperyalist ülkeler içinde, jeo stratejik açıdan güçlülerden biri olan Türkiye emperyalizminin, coğrafik ve ekonomik paylaşımdan pay almak için şahlandığını kimseye çaktırmayacaklar.

Erdoğan, dizginsiz konuşacak.

Sermaye, kazandığı oranda sessiz kalacak.

Türkiye’deki emperyalist sermayeyi yeniden ve yeniden ayakları üzerine oturtmak amacıyla "tahammül“ edilen o dengesiz adama zımni olarak "evet“ denecek.

Ve tüm bu oyunun yükünü işsizler, kadınlar, emekçiler, gençler ve sokakların mukimi, "kimsesizler“ çekecekler.

Ve Kürdistan, hiçe sayılacak.

Kürdistan Tarihi kitabının yasaklanmasıyla birlikte verilen sinyal, Kürtler’in mutlak siyasetinin yeni bir başlangıcı olacak.

"TRT Kurdî“, aslında yasak olduğunun farkına varmadan, kafaları omuzlarının üzerinden alınmış bireyler olarak, Kürtçe konuşmaya devam edecekler.

Tarih tekerrür edecek!

Ve biz kendimizi bu alışılmış oyunun içinde bulacağız.

Tüm bunların yüklü olduğu şifre, şimdilerde Rojava’dır.

Rojava’daki gelişmeler, Türkiye’nin ve Kürdistan’da yaşayanların varacakları siyaset ve kazanım ölçeğinde belirleyici olacak.

Rojava, hangi formda varolmaya devam ederse etsin:

Rojava Devrimi’nin ve mirasının temel ögesinde Kadın’ların egemenliği değil, hükmettiği siyaset duruyor.

Ulusal ve dine dayalı olmaması, bu devrimin temel siyasal özelliği.

Ancak, kadınların hükmettiği siyaset ise, Rojava Devrimi’nin temel sosyal dayanağı.

Bireyin özgürlüğü, toplumun özgürlüğünün ön şartıdır (Marx) belirlemesi, sosyalistlerin her alanda temel alması gereken ilke olmalıydı.

Bu, ilke bürokrasisinin egemen olduğu Sovyet sisteminde sınırlı ve kısmen yürürlükteydi.

Uruguay’dan Küba’ya, Gerilla Hareketlerinde kadınlar mücadele ortağı değillerdi.

Ortadoğu’da Filistin ve Güney Kürdistan’daki ulusal mücadelelerinde kadın isimleri vardı, kadın hareketi yoktu.

Kuzey Kürdistan’daki Gerilla Hareketinde yeni bir güç formu olarak ortaya çıkan Kadın Gerilla Birlikleri, Rojava’da, uluslararası alanda Enternasyonalist Gerilla Tugayları olarak lanse edildiler ve büyük bir sempatiyle övüldüler, desteklendiler.

Ve böylece, Rojava Federasyon olarak varlığını devam ettirse, ya da anlaşmalar çerçevesinde, başka bir formda yapılansa da, toplumsal olarak elde ettiği kazanımlar ve özellikle de kadınların damgasını vurduğu yaşam biçimi, kendisini yeniden üreten ve dünyanın merakını uyandıran büyük bir proje olarak yaşamaya devam edecek!