Rojava Devrimi’nin ateşi Pirsus’ta yanmaya devam ediyor. Devrimin ilk günlerinden beri devrime en yakın alan olarak tüm Kürdistanlıların yüreğinde yer eden Pirsus, bugün artık tüm Türkiyelilerin de yüreğinde yer aldı. Kobanêli çocuklara götürülecek kitapların ve oyuncakların toplandığı ve çocuk temizliğinde cennetten öte bir yaşam inancının tazelendiği Kürdistani bir vatan parçası oldu Pirsus.
Enternasyonal devrimci Che Guevera şöyle demiş bir şiirinde:
“Ve şayet engellerse yolumuzu demir,
Amerika tarihine geçen gerillaların kemiklerini örtmek için bir mendil isteriz Kübalıların gözyaşlarından.
Başka hiçbir şey.”
Yolumuzu engelleyen çok demir ve çok fazla da demir zihniyet var. Ama bizler Kürdistanlıların gözyaşlarından bir mendil istemiyoruz artık. Gözyaşı dökmek ve yas tutmak istemiyoruz. Çok fazla gözyaşı döküldü. Bir tek Kürdistanlıların gözyaşlarından mı? Tüm dünya halklarının gözyaşları karıştı Kürdistanlı anaların gözyaşlarına. Kürdistan’ı aştı bu devrim dalgası. Avustralyalı anaların gözyaşları ile Azeri anaların gözyaşları aynı özgür yaşam toprağının mendilliğine döküldü. Demokratik ulus inşası, kanla ve gözyaşıyla, gencecik ömrünü çocuklara veren insanlık gönüllülerinin bedel oluşlarıyla gerçekleşme yoluna girdi. Demokratik ulus, tüm Kürdistanlı, Türkiyeli ve dünya halklarından devrimcilerin kanlarıyla mayalandı. Tüm devrimciler Rojava Devrimi’nin aracılığıyla kan kardeşi oldu. Rojava yolunda yol arkadaşı oldu tüm dünya devrimcileri. Ve enternasyonal değerler bir kez daha yenilendi, tazelendi ve Kürdistan’ın bu mütevazi bölgesinde özgürlük umutları bir kez daha yeşerdi.
20 Temmuz’da gerçekleştirilen Pirsus saldırısıyla 31 altın yürekli insan katledildi. Amara Kültür Merkezi’nde devrim yapmış bir kenti yeniden inşa etmek amacıyla toplanmış olan Türk, Kürt, Çerkez gençler hedeflendi. 31 altın yürekli can parçası katledildi. Tüm Türkiye ve Kürdistan’ın yüreği yandı. Kürdistan’ın bir parçasında gelişen bir devrim olmaktan çıktı Rojava Devrimi.
Rojava Devrimi Kürdistan’ın en küçük parçasında gelişti, giderek büyüdü ve Kürdistan kadar tüm Ortadoğu ve dünyayı etkileyen, umutlandıran, dikkat çeken ve hareketlendiren bir devrim oldu. Enternasyonal devrimciler katıldı ve Rojava’da Önder Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus anlayışını kendi canlarını vererek inşa etmeye bedel oldular. Pirsus Katliamı‘nda da birçok halktan ve inançtan gencin katledilmesi, Rojava Devrimi kadar Kobanê inşası için de devrimci sosyalist gençlerin öncülük etmesi, demokratik ulus anlayışının bir dünya umudu olduğunu ve demokratik ulusun inşasının da büyük bedellerle gerçekleşeceğini bizlere gösterdi.
Bir kez daha yüreğimiz yandı. Bir kez daha öfkemizle gözyaşlarımız anlam kavgasına tutuştu. Öfkeliyiz, hem de çok. Faşist AKP’nin Türkiye’de hala geçici de olsa hükümet olmasına, sonu gelmez yalanlarına kimse inanmasa da yalanlarını sürdürmesine, her gün yeni bir katliam gerçekleştirmesine ve her türden gericiliğin, faşizmin ülkede hortlatılmasına öfkeliyiz.
Tabi ki bu bedellerin yarattığı öfke, acıları direnişe ve mücadeleye dönüştürecek bir öfkedir. Pirsus Katliamı, yükselen demokratik ulus değerlerine karşı AKP’nin gerçekleştirdiği bir saldırıdır. Pirsus saldırısı, sosyalist devrimci demokratik mücadelenin ortaklaşmasına karşı bir parçalama saldırısıdır. Rojava’da devrimi etrafında toplanan devrimci dayanışmayı, dayanışmadan öte birlekte demokratik ulusu inşa etme ruhunu yok etmeyi amaçlayan bir saldırıdır. Bu katliamı AKP gerçekleştirmiştir. Ve katliama karşı gelişen öfke, AKP’yi korkuttuğu için DAİŞ’e bugüne kadar terörist diyemeyen AKP tez elden terörü kınama mesajları yayınlayarak AKP’ye karşı gelişecek öfkeleri söndürmeye çalışmıştır. AKP’nin devrimci ve demokratik örgütlenmeden korkarak geliştirdiği hiçbir açıklama, AKP’nin katliamcı faşist yüzünü gizleyemez. Kamu güvenliği sözünü her dile getirişte bir katliamın olması tesadüf değildir. AKP’nin katliam emri verme şifresi kamu güvenliği sözcükleri olmuştur. Yine bakanların HDP eşbaşkanına yönelik “susturun…” ile başlayan hakaretleri hakaret olmaktan ibaret değildir. Faşist bir devletin yöneticilerinin vereceği bu talimatın içeriği ancak katliam olabilir. Yine Pirsus’taki gençlere izin verilmeyip bekletilmeleri de AKP’nin katliam hazırlıklarındandır.
Yine HDP binaları ya da Kürdistani hiçbir kurumun etrafındaki bombalar fark edilip etkisizleştirilmezken nasıl oluyor da AKP binalarının etrafına konulan bombalar fark edilip etkisizleştiriliyor? Pirsus Katliamı’nın hemen akabinde AKP’nin kendi binaları etrafında bomba bulup imha etmesi hiç inandırıcı değil. Bunlar, AKP’nin “bakın teröristler bizi de hedefliyor” mesajı vermek ve bu algıyı yaratmak için yarattığı uydurma haberler ve düzmece durumlardır. Varlığı inkar, imha ve yalan üstüne kurulu olan AKP’nin kendini koruma yalanlarından biridir. Milyonlarca insanın gözleri önünde yapılan görüşmeleri inkar eden bir devletin gizli ve kirli işlerinin haddi hesabı bilinmez.
Öfkeliyiz. Öfkeliyiz ve acılarımızın gözyaşlarıyla gitmesine müsaade edemeyecek kadar gerçek ve sonuç almaya meyillidir öfkelerimiz. Pirsus Katliamı bu öfkeyi zirveye çıkardı. Bu katliam, tüm Kürdistanlılara, tüm Türkiyeli devrimci demokrat sosyalist kesimlere birlik çağrısıdır. Bu katliam 31 değerli devrimcinin anısına Kobanê’yi inşa etme ısrarıyla yetinmemenin adı olmuştur. Yüzlerce değerli insanımızın yaralarını sarmak, yola çıkış amaçlarını büyüterek yola devam etmektir. Kobanê inşasına katılan tüm devrimci bedellerin anısına devrimci dayanışma, birlik ve beraberlik ruhunu yükseltmek, bu ruhu örgütlenmeye dönüştürmek, devletin kamu güvenliği yalanını toplumun öz savunmasına dönüştürmek ve faşist ulus devletin karşısında varolabilmek ve özgür olabilmek için devlet dışı demokratik ulus yapılanmasını geliştirmek hepimizin görevidir. Öfkelerimiz bu defa bizlere bunları söylemektedir. Demir zihniyetlerin esaretinden ancak böyle kurtulabiliriz.