
Kobanê’nin 19 Temmuz 2012’de özgürleştirilmesiyle adını duyuran Rojava Devrimi, askeri ve siyasi alandaki başarılarının yanısıra ekonomik alanda da devrimini gerçekleştirme çabasında. Süren savaşa rağmen inşa çalışmalarının en temel ayaklarından olan ekonominin bir sisteme kavuşturulması, halkın kendi kendine yetebilecek; komünal, alternatif, toplumsal uzun vadeli bir ekonominin oluşturulması için sıkı bir çalışma var.
Bugüne kadar toprağından emeğine her yönüyle sömürgecilerin talanına maruz kalmış Kürt halkı, Rojava’daki askeri ve siyasi başarısını ekonomik alana da yansıtmak istiyor. Devrimin ilk yıllarında hem savaş koşulları hem de bu işe şimdiye kadar uzak durmaktan kaynaklanan amatörce atılan adımlar şimdi kendinden emin, planlı ve Demokratik Özerlik sistemine uyumlu olarak gelişiyor. Rojava halkı kendilerine yönelik saldırıların bir boyutunun da ekonomik alanda verildiğinin bilincinde. Bu nedenle cephede olduğu gibi ekonomik alana da örgütlü ve disiplinli yaklaşıyor. Siyasi başarılarını uzun vadeli bir ekonomi politikasıyla garantiye almak için bu alandaki çalışmalarına dört elle sarılıyor. Baas rejiminin ağaç ekmeyi dahi yasaklayan politikasına karşı doğayı savunuyor, halktan çalma üzerine kurulu sisteme karşı halka hizmet eden, halkla paylaşan komünal sistemi kuruyor.
Ekonomi komitesinin zorlukları sadece savaş koşulları ve ambargo kuşatması değil. Baas rejiminin dayattığı ekonomi anlayışı ve yaşam tarzının aşılması, Kürdistan’daki tahribat ve mahrumiyete karşı da büyük bir mücadele veriliyor. Rejimin Kürt halkına yönelik talancı politikası, Suriye’deki savaşla birlikte şiddetlenirken, ekonomik alanda savaşın yıkıcı etkisini kırmaya yönelik sürdürülen bir direniş var. Halen savaşın sürdüğü alanlarda üretim yapılıyor, yeni iş alanları açılıyor, sanayiden tarıma birçok alanda kooperatifler örgütlendiriliyor. Yılın birkaç ayı buğday ekip yıl bunca bunun geliriyle geçimini sağlamakla oluşmuş atalet ve alışkanlıklar aşılmaya çalışılıyor. En büyük hedeflerden biri de kendi toprağında kendisi için çalışmanın önemini kavratabilmek ve bu alanda adım atmak.
Rojava’da ekonomik sistem hangi temeller üzerinde kuruluyor, iletişim nasıl sağlanıyor, sanayi ve inşaat sektörü ve tarımda hangi adımlar atıldı, ulaşım nasıl sağlanıyor, çalışma koşulları nasıl?.. Ekonomi gibi çok yönlü bir alanda bu soruların yanıtlarını aramak için birçok sahada çok fazla kişiyle görüşmek gerekti. Tüm bu görüşmelerden bir bütün oluşturmak zorlayıcı olsa da merak edilen bu sorulara kısmen yanıt bulmak istedik. Rojava kantonları çete işgali nedeniyle birbirinden kopartıldığı için Efrîn Kantonu ile ilgili bilgilere yeterince yer veremedik. Ağırlıklı olarak Kobanê ve Cizîrê kantonlarından edinilen bilgiler ve gözlemlerle yetinmek zorunda kaldı.
FAŞİZMİN TIRPANI
Bugünkü ekonomik çalışmanın en büyük yükünü, rejimin Kürtlerden çaldıkları ve sakındıkları oluşturuyor. Enerjiden sanayiye, tarımdan ulaşıma kadar her alanda Kürtleri yok sayan sömürgeci politikanın etkileri var. Bu nedenle rejimin bugün Rojava olarak tanımladığımız Batı Kürdistan coğrafyasındaki politikasını gözden geçirmekte yarar var.
Baas rejiminin Kürtlere yönelik ‘Arap Kemeri’ politikası, siyasi ve kültürel alanda olduğu gibi ekonomi politikasının da zeminini oluşturuyor. Bu hançerin saplanmasıyla birlikte, sömürgeci politika şiddetlendi. Araplaştırma ve asimilasyon sadece demografik ve kültürel alanda değil, Kürdistan coğrafyası/toprağı üzerinde de uygulandı. Kürtlere mülk edinmeyi yasaklayıp kimlik kartını dahi esirgeyen Baas rejimi, baskılarını toprağın altına kadar derinleştirdi. Kürt bölgesini sadece buğday ambarı olarak değerlendirmek isteyen rejim, her yöntemi mübah gördü. İlk adımlardan biri Kürt kentlerinde ekilen ağaçların kesilmesi oldu… Kürdistan’ın verimli toprağı kısırlaştırılarak, çok yönlü tarıma izin verilmedi. Yasak nedeniyle bu topraklarda on yıllardır buğday ve arpa dışında hiçbir ürün ekilemedi. Rojava’da ağaçlandırmanın yapılmayıp kuraklaştırılması da bunun bir sonucu.
Buna karşı direnenler, sürgün de dahil ağır cezalara maruz kaldı. Bu nedenle Rojava’da kilometrelerce yol boyunca gölgesine sığınacak tek bir ağaca dahi rastlamak mümkün değil. Arap halkının yaşadığı kentlerde ise kısmen ağaçlandırmanın olduğu görülüyor.
Baas rejimi, karakterini ekonomik alana da tamamen yansıttı. Halkı da rejime tamamen bağımlı kılan bir politika uyguladı. Rojava’nın en büyük geliri tarım ve petrol olsa da bu iki üretim kaynağından halk mahrum kaldı.
Bununla birlikte Kürt kentlerinde sanayi de geliştirilmedi. Buradan elde edilen ürünler Kürtlere iş alanı açılmaması için Suriye kentlerine taşınarak işletildi. Halk yoksul bırakıldı. Kürtlerin yaşadığı kentler ulaşım hizmetleri götürülmedi.
KOMÜNAL VE ALTERNATİF EKONOMİ
Rojava, rejimin uyguladığı bu politikalara karşı bugün çok çeşitliliği geliştirecek alternatif bir ekonomi sistemi oluşturuyor. Kadının yer aldığı alternatif, komünal, paylaşımcı, dayanışmacı, akışkan bir ekonomik sistemin geliştirilmesi hedefleniyor. Ekonomik model Rojava’da uygulanan Demokratik Özerklik sistemine paralel olarak geliştiriliyor. Rejimin halkı sömüren ekonomik sistemi yerine halkın tüm kesimlerinin katıldığı, halka hizmeti önceleyen ‘’topluluk ekonomisi’’ esas alınıyor. Örgütsel modelini kooperatiflerin oluşturduğu bu model, tarımdan sanayiye ekonominin her alanında ve tüm Rojava’da uygulanıyor. Ağırlıklı olarak tarım alanında oluşturulan kooperatiflerle birlikte, inşaat, ticaret ve şirket kooperatifleri de yaygınlaşıyor.
KOMİTELEŞME ESAS ALINIYOR
Rojava kantonlarındaki yürütme meclisine bağlı örgütlendirilen Ekonomi Konseyi’nde de eşbaşkanlık sistemi uygulanıyor. Demokratik Özerklik sistemine göre oluşturulan Ekonomi Konseyi meclis, komün, komite yapılanması temelinde örgütlendiriliyor. Diğer alanlarda olduğu gibi ekonomi meclisi de kendi içinde dallara ayrılıyor.
Kantonların ekonomi meclisleri arasındaki ilişki ise Ekonomi Genel Koordinasyonu aracılığıyla sağlanıyor.
Her kantonun Ekonomi Koordinasyonu haftalık olarak toplantısını yapıyor. Toplantıda, alım ve satım yapılacak malzemeler; dışarıya gönderilecek ürünler; denetim, gümrük, ambargoya karşı önlemler bir bütünen ele alınıyor. Koordinasyon üyeleri, her hafta hükümet yetkilileri, Enerji Konseyi, Tarım Denetleme Kurulu ile de bir araya gelerek tartışma yürütüyor.
Ziraat, sanayi, ticaret vb dallarında da komiteleşme geliştiriliyor. Her kantonda meclis ortak karar alma yeri olsa da yerel ve alt birimlerde inisiyatifin geliştirilmesi ve kararlara herkesin katılması için komiteler daha uygun bulunuyor. Bu nedenle örgütlenme modelinde komiteleşmenin geliştirilmesi hedefleniyor. Diğer alanlarda olduğu gibi ekonomide de kadın çalışmaları özgünlüğünü muhafaza ediyor.
EKONOMİ AKADEMİSİ
Alternatif komünal ekonomi çalışmalarının bir ayağını da eğitim oluşturuyor. Zihniyet dönüşümünün sağlanması için eğitim çalışmalarına ağırlık veriliyor. Bu amaçla kurulan Ekonomi Akademisi’nde pratik ve ideolojik dersler paralel işleniyor. Kurulacak şirket, kooperatif vb birimlerde yer alan elemanların toplumcu, alternatif ve halka dayalı bir çalışma tarzı ortaya koyması için ekonomi akademisinde aylık eğitimler veriliyor. İlk etapta, ekonomi çalışmalarında yer alan mühendis, teknisyen, ziraatçı ve diğer meslek gruplarının katıldığı karma eğitim devreleri düzenlenirken, son dönemde branşlara göre eğitim devreleri yapılıyor. Her branşa yönelik yoğunlaşmış pratik ve teorik derslerle komünal ekonominin zemini oturtulmaya çalışılıyor.
HALK EÐİTİMLERİ DE VERİLİYOR
Eğitim çalışmalarına rağmen ‘tüketici toplum’ mantığı aşılmış değil. Geçmişten bugüne uygulanan şirket, kooperatif gibi çalışmalarda sürekli bir kesimin yararlandığı, çıkar temelinde oluşturulduğu için halkta buna karşı çekimserlik var. Kooperatif sisteminin kavratılması, buna yönelik ikna ve güvenin geliştirilmesi için halka yönelik eğitim çalışmaları da yoğunlaştırıldı. Çalışmaların pratik sonuçları ve eğitimlerle birlikte güven ve istek gelişiyor.
EKONOMİ GELİŞTİRME MERKEZLERİ
Ekonomi sistemini geliştirmeye yönelik en önemli adımlardan biri 13 Temmuz 2012’de Rojava genelinde Ekonomi Geliştirme Merkezleri (Navenda Geşkirina Abori) oluşturulmasıyla atıldı. 10 kentte halkın danıştığı ve günlük sorunlarını çözebileceği merkezler açıldı.
Kanton yönetimleri ve TEV-DEM ile ortak çalışma yürüten Ekonomi Geliştirme Merkezi bu alanda projelerin oluşturulması, kooperatiflerin yaygınlaştırılması, yeni iş alanların açılması için girişimlerde bulunuyor. İlk çalışmaları inşaat şirketi ve petrol üretimi/dağıtımını yapacak satomeni şirketini kurmak, elektrik sorununu çözmek ve çiftçilere yardım etmek oldu. Tarım kooperatiflerini geliştirmek amacıyla da “Kampanya Pêşxistina Çandinî’’ adıyla bir şirket kuruldu.
Ekonomik alandaki atılım özellikle 16-17 Ekim 2015 tarihinde üç kantonun delegelerinin katılımıyla gerçekleşen Rojava 1. Ekonomi Konferansı ardından hızlandı. Konferansta alınan ekonomik alanda özgün kadın örgütlenmesi, ekonomik yatırımlar, ekonomi akademileri ve kooperatiflerin yaygınlaştırılmasına yönelik kararlar ardından ekonomik hamle hız kazandı.
Halkın Birleşik Gücü: HEVGIRTIN
Komünal ekonominin en büyük ayaklarından birini de Hevgirtin oluşturuyor. Türkçe bütünleşme, birleşme anlamına gelen Hevgirtin, çalışmalarını adı gibi halkla bütünleşerek yapıyor.
Tüm kentlerde örgütlenen ve şimdiden 10 binin üzerinde üyesi bulunan Hevgirtin, satış kooperatifi özelliği taşıyor ve ticaret komitesinin bir çalışması olarak yürütülüyor. Hevgirtin bütün kooperatifleri birleştirecek, yön verecek, maliye sistemini oluşturacak merkez rolünü oynuyor.
Hevgirtin, piyasanın nabzını elinde tutan bir role de sahip. Tamamen halkın katılımıyla oluşturulan bir birim ve pazar olmakla birlikte, ticaret alanındaki kooperatiflerin merkezi rolünü oynuyor. Temel amacı, ekonomide halkın birleşik gücü sayesinde tekel oluşturulmasının önüne geçmek, pazarda yapılan politikalara karşı önlem almak ve tefecilik, karaborsa gibi uygulamaları önlemek. Şu ana kadar ağırlıklı olarak Cizîrê Kantonu’nda yürütülen çalışmalar Kobane’de de yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.
Halkın toprağa, ticarete ve kâra ortak olması halkta güven geliştirmiş. Göç edenlerin Rojava’ya yeniden dönmesinin bir nedeninin de bu olduğu belirtiliyor.
Hevgirtin üyeleri organize bir sanayi kurma hedefiyle savaş döneminde fabrikalarını, işletmelerini kapatan insanlara da ulaşmış. Bununla birlikte, ticarette önemli bir role sahip antrepo oluşturulması için de karar almış. Antrepo sistemiyle piyasadaki mal miktarı üzerinde hakimiyet sağlanarak, enflasyon oranının da kontrol altında tutulması hedefleniyor.
Ucuz ve kaliteli ürün
Hevgirtin’a bağlı komitelerin işlevi de artırılıyor. Hevgirtin bünyesindeki halk marketlerinin açılmasıyla ucuz ve kaliteli ürünün satışa sunulması amaçlanıyor. Kooperatif tarzında örgütlendirilen bu marketler halka devrediliyor. Marketler üretime dayalı yapılar olmasa da komünal anlayışa dayalı iş alanlarının açılması için bir adım olarak görülüyor. İlk olarak Til Temir, Serêkaniyê, Dirbêsiyê, Tirbêspiyê ve Dêrik’te açılan bu marketlerin tüm kentlere yayılması hedefleniyor.
Halk marketlerinden ikisi de Hesekê’de açılıyor. Birkaç gün içinde hizmete girecek kooperatif tarzındaki marketlerin 3’ü kadın olmak üzere 5 komite üyesi var. Kooperatife üye olanların sayısı ise 23.
Yöneticilerinden Xelil Enter, 20 yıllık elektrik mühendisi. Rojava’da birçok basın kurumu ve radyonun kuruluşunda da görev almış. Çok sayıda kişiye iş imkanı açılacağını belirten Enter, ‘’Amacımız kazanmak değil, halka hizmet etmek. Savaş koşullarında halkın üzerinden rant elde etmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz’’ diyerek, buna örnek olarak da bin Suriye lirasına yükselen şeker fiyatını Hevgirtin’in tedbirleriyle 300 liraya düşürdüklerini söylüyor.
Temel amaçlarının halka ucuz ve kaliteli ürün sunmak olduğunu vurgulayan Komite üyesi Nişmiye ise çok sayıda kişinin Hevgirtin marketlerine ilgi gösterdiğini belirterek, ‘’Hevgirtin marketleriyle rekabeti de geliştirmeyi hedefliyoruz. Diğer kesimleri daha kaliteli ürün çıkarması için teşvik edeceğiz. Sonuçta kazanan halk olacak’’ diyor.
Kooperatifler kabul görüyor
Halk marketlerinin ardından fabrika ve küçük çapta işletme yerlerinin de açılarak halka devredilmesi planlanıyor. Hisseler karşılığında gelir elde etmeleri ve bu kazançlarını süreklileştirmeleri sağlanmaya çalışılacak. Şu an itibariyle bazı aksaklıklar yaşansa da bunun en kısa sürede aşılacağı düşünülüyor.
Hevgirtin kooperatif sisteminin benzin istasyonları, giyim, gastronomi, inşaat, sanayi, tarım vb tüm alanlarda yaygınlaştırılması hedefleniyor. Hevgirtin çalışması bununla da sınırlı kalmayacak. Uzman bir ekiple eğitim, hukuk sistemi ve denetim kurulunun oluşturulması için de atılan adımlar var.
Piyasa’daki ürün kalitesi ve denetimi ise Temwin adlı birim tarafından yapılıyor. Her kentte örgütlenen Temwin üyeleri, üretimin niteliğini ve koşullarını denetleyerek, kontrollerini yapıyor, gerektiğinde yaptırımda bulunuyor
Hevgirtin’in ticari kooperatiflerinin yanısıra yüzlerce tarım kooperatifi var. Tarım kooperatiflerinin 10 binin üzerinde üyesi bulunuyor. Bununla birlikte atölye ve terzihane, temizlik malzemelerinin üretildiği fabrikalar, hayvancılık ve süt koperatifleri, benzinlikler gibi kooperatifleştirilen iş alanlarına katılan üyelerin sayısı da her geçen gün artıyor. Kooperatiflerin üyelik ücreti olarak yaklaşık 10 ile 15 bin lira (20-30 euro) alınarak, gelir paylaşılıyor. Halkta sahiplenme gelişiyor. Kürtlerin yer aldığı kooperatifleşme sürecine Süryani ve Araplar da katılıyor.
Kooperatif üye sayısına yönelik net bir rakam belirtilemiyor. Bu nedenle kooperatifler ve üyelerinin sayısını belirleyecek bir kurul oluşturuldu. Komisyon, Cizîrê Kantonu bünyesindeki Ekonomi Komitesi ile birlikte çalışma yürütecek. Söz konusu komite, kooperatiflerin denetiminden de sorumlu olacak.
YARIN
* Savaş ekonomisi
Dengir Güneş