Başta Urfa ve ilçeleri olmak üzere Kürt halkı ve demokrasi güçleri Suruç üzerinden Kobanê sınırına yürüdü. Kobanê halkının yaşadıklarını yakından izlediler. Çünkü karşıda IŞİD çetelerinin saldırılarını yakından gördüler. Türk devletinin çetelerle ilişkisine şahit oldular. Kobanê’nin sağı ve solu IŞİD’in kontrolünde. Buralar Türkiye ile sınır. IŞİD çeteleri burada Türk devletinden yardım görüyor. Bazıları diyor ki, IŞİD Kobanê’yi alırsa IŞİD Türkiye ile sınır olacak. Şu anda da yüzlerce kilometrede IŞİD ile TC komşudur. IŞİD bu sınırı eskiden de kullanıyordu, şimdi de kullanıyor. Türkiye şimdi IŞİD ile ilişkisini biraz gizli tutuyor. Değişen tek şey budur.

Bu koşullarda Kobanê direnişi kahramanca yürütülüyor. Baba, oğul ve kızın birlikte savaşa katılması, Rojava’daki direnişin nasıl bir halk direnişi olduğunu gösteriyor. IŞİD birçok yerden destek alırken, Kobanê sadece kendi gücüne dayanarak direniyor. IŞİD Türkiye’den, Arap ülkelerinden destek alırken, tanklarla, ağır silahlarla saldırırken; Güney Kürdistan hükümeti Kobanêlilere tek bir silah ve mermi göndermiyor.
Kürt federasyonu, hatta konfederasyon diyebileceğimiz Güney Kürdistan devlet kurmayı gündemleştirirken Rojava-Kobanê direnişine bu kadar duyarsız olması gerçekten de kabul edilebilir ve anlaşılır değildir. Bunlar tüm Kürt halkının duygularıdır. Hatta Güney Kürdistan hükümeti Rojava’daki yanlış politikalarının üstünü örtmek için devlet ilan etmeyi gündeme koydu, yorumları bile yapılıyor. Yıllarca bu söylem dillendiriliyor, ama adım atılmıyor. Güney Kürdistan hükümetinin yanlış politika izlediği ya da iç politikada sıkıştığı her dönemde devlet ilan etmeyi gündeme getirmesi bu tür kuşkulara ve değerlendirmelere yol açıyor.
Kuzey Kürdistan’da halk Kobanê için ayağa kalkarken Güney Kürdistan’da siyasi güçlerin Kobanê direnişine daha fazla  destek vermesi beklenmez mi? PKK ve KCK defalarca Güney Kürdistan’a yönelik her saldırı bizi karşısında bulur açıklaması yapmıştır. Kerkük başta olmak üzere her tarafta Güney Kürdistan halkını savunmaya hazır olduğunu vurgulamıştır. Bu açıklamalar Güney Kürdistan halkı için büyük bir moral güç olmuştur. Güney Kürdistan halkı gerillanın bu tutumundan çok memnundur. Gerillanın bu tutumunun olduğu bir yerde hiç bir gücün Güney Kürdistan’a saldıramayacağına inanmaktadır. Türkiye’ye karşı büyük savaş veren gerillanın diğer güçler karşısında daha başarılı olacağına inanmaktadır. Tüm Kürdistan halkı da, tüm Kürt siyasi güçleri de böyle bir tutum beklemektedir. Özellikle Kobanê’nin kuşatmada olduğu ve katliam tehdidiyle karşı karşıya olduğu bir zamanda bunu beklemektedir.
Şöyle bir yaklaşım Kürt siyasi güçlerinin tutumu olamaz; Rojava Devrimi sıkışsın, bize muhtaç olsun, ondan sonra kurtarıcı gibi ortaya çıkalım yaklaşımı doğru değildir. Böyle bir durum ne ulusal, ne siyasi, ne de ahlaki olarak doğru olur. Tüm Kürdistanî güçlerin şimdi Rojava ve Kobanê ile bir olma zamanıdır.
Türkiye’de KDP’ye bağlı bir siyasi çevrenin her gün Rojava Devrimi düşmanlığı yapan Rudaw’a çıkıp “Biz seçimlerde AKP’yi destekleyeceğiz” demesi de ibret vericidir. Kürtler ve Türkiye’deki demokrasi güçlerinin adayı olan Selahattin Demirtaş karşısında her gün tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek inanç ve tek dil diyen Tayyip Erdoğan’ı desteklemesi bu kişi ve çevrenin Kürtlerin hakları ve demokrasi kaygısı olmadığını bir daha göstermiştir. KDP-AKP ilişkisinin Türkiye’de siyasete nasıl yansıdığı böylece daha iyi görülmüştür.
Türkiye’de KDP’ye bağlı partinin Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin, aydınların ve demokratların Suruç’a gidip Kobanê’deki direnişe destek verirken ortalıkta görünmemeleri, Kobanê halkının kahramanca direnişi yanında yer aldıklarını göstermemeleri de Kürt halkının unutmayacağı bir durumdur. Lafla Kürtlük olmaz; işle, eylemle Kürtlük olur!
Kuşkusuz Kobanê’ye Kuzey Kürdistan’dan verilen destek de hala yetersizdir. Bu desteğin daha aktif hale gelmesi gerekir. Kobanê sınırına, Ceylanpınar sınırına gitmek ve sınırları ortadan kaldırmak lazımdır. Kobanê, Ceylanpınar ve Rojava’nın diğer yerleri Kuzey Kürdistan’ın doğal uzantısıdırlar. Saldıranlar ise dış güçlerdir. Serêkaniyê ile Ceylanpınar (Kuzey Serêkaniyê’si), Kobanê ile Suruç sınırı ortadan kaldırılarak buralar birleştirilmelidir. Türkiye Suruç ve Ceylanpınar’daki halk bizim halkımız diyorsa, Suruç ve Ceylanpınarlıların akrabalarıyla birleşmesine engel olmamalıdır.
Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki Kürt halkı daha önce Kuzey Kürdistan ve Türkiye’ye göç etmiş Rojavalı Kürtlerle ilgilenmelidir. Onları sahipsiz bırakmamalıdır. Nasıl ki 1987-88’de Güney Kürdistan’dan göç edenlere kucak açtıysa, onlara da açmalıdır. Onlarla ilişkilenerek onların Rojava direnişine destek vermeleri, ilk önce de gençlerin Rojava’ya dönmeleri sağlanmalıdır. Rojava’dan göç edilmesi teşvik edilmeden Rojavalılarla ilgilenmelidirler. Önceden göç edenlerin hepsinin Rojava sınırına yerleşmesini sağlayarak Rojava direnişiyle yakından ilişki içinde olmaları sağlanmalıdır. Önceden göç edenlerin bir kısmının Rojava’ya dönüp Kobanê’de savaşa katılmaları önemli gelişmelerdir. Onurlu yaşam Türkiye metropollerinde ya da Antep gibi yerlerde ucuz işgücüyle sefil yaşamak değildir. Onurlu yaşam, bugün Rojava’da ağır saldırılar altında topraklarını bırakmadan ölümüne direnmektir.
Başta Kuzey Kürdistan olmak üzere tüm Kürt halkını ve siyasi güçlerini Rojava halkının direnişinin yanında olmaya çağırıyoruz. Kürtlüğün de, yurtseverliğin de kanıtlanacağı günler bu günlerdir.