Koma Civakên Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, Türk devletinin Rojava devriminin önüne geçip statü sahibi olmalarını engellemek istediğini belirterek, bunun için de hem El Nusra'yı desteklediğini hem de Suriye'ye müdahaleyi isteyip bunu fırsata çevirme derdinde olduğunu söyledi.

Sabri Ok, Suriye’deki gelişmeleri, müdahale senaryolarını, uluslararası güçlerin ve bölge devletlerinin Suriye hesaplarını ANF’ye değerlendirdi.KCK Yürütme Konseyi üyesi Sabri Ok, Ortadoğu’nun birçok sorununun Suriye somutunda merkezileştiğini ve adeta düğümlendiğini belirterek “Bu açıdan Suriye deki gelişmeler bu ülkeyle sınırlı kalmayarak Ortadoğu’yu büyük ölçüde etkileyecektir” dedi. Ok, devamla şunları söyledi: “Zaten kapitalist modernist uluslararası hegemonik güçlerin Suriye konusunda aşırı duyarlılıkları ile İran’ın Suriye ilişkisinin nedeni budur. Türk devleti ise imparatorluktan gelen büyüklük kompleksi ile rejimi tasfiye edip istediği tarzda bir statü geliştirme hevesindedir. Kapitalist modernitenin çizdiği sınırlar ve Ortadoğu halklarına zorla benimsetmeye çalıştığı statüler sistemi taşıyamaz duruma gelmiştir. Halkların ve inançların bu duruma isyanı en üst düzeye çıkmıştır.”

Eski statüko aşılıyor

Bölgenin genel bir değişim süreci yaşadığını belirten Ok, “21. Yüzyılda Ortadoğu nasıl bir biçim alacak? İşte ilgili bütün güçlerin sürece müdahil olması bundan kaynaklıdır. Mücadele çok boyutlu gelişiyor ve Ortadoğu’nun geleceğini de bu mücadelenin sonucu belirleyecektir. Eğer halklar ve inançlar özgürlük bilinci ve kardeşlik ekseninde kendi demokratik sistemlerini kurabilirlerse klasik ulus devletçi güçler ile uluslararası hegemonik güçler amaçlarına ulaşamayacaktır” şeklinde konuştu.

Suriye üzerinden savaş
Kapitalist modernist güçlerin Suriye’de halkları ve inançları çatıştırarak zayıf düşürmeyi ve kendisini kurtarıcı bir güç olarak sunmaya çalıştığına vurgu yapan Sabri Ok, “Suriye’de mevcut statüdeki sarsılma bazı güçlerin işine gelirken, bazı güçler ise bu durumdan rahatsızdır” dedi. Ok, devamla şunları söyledi:
“Ortadoğu zenginlikleriyle iştah kabartan bir yerdir. Petrol ve su zenginliğinin yanı sıra tarım potansiyeli de vardır. AB-ABD ile Rusya-Çin’in Ortadoğu üzerinde karşı karşıya gelmelerinin ve bu durumun Suriye üzerinde somutluk kazanmasının önemli bir nedeni de budur. İran’ın duyarlılığı daha başkadır. Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’da merkezileşen halk hareketlerinin oligarşik sistemlere karşı geliştirdiği mücadele, Suriye rejiminin tasfiyesiyle beraber İran’ı gündeme getirecektir. Sıranın kendisine gelmesini geciktirmek için bile olsa Suriye rejiminin ayakta kalmasını hayati görüyor. Bunun için de var gücüyle rejime destek oluyor. Tabi Şia-Alevi ilişkisi de önemli bir etkendir. Çatışmalar maalesef mezhep eksenli gelişmektedir. Bu çok tehlikelidir. Halklar ve inançlar böylece birbirleriyle savaşarak birbirlerini yıpratıp güçsüz düşürürken kapitalist modernist güçler kendilerini kurtarıcı gibi sunmak istemektedir.
Suriye’nin mevcut statüsünün değişmesi bazı güçleri rahatsız ederken bazılarının ise çıkarına olmaktadır. Mesela Rusya’nın Ortadoğu’ya, Akdeniz’e açılan tek kapısı Suriye’dir. Eğer bu kapıyı yitirirse Ortadoğu üzerinde her hangi bir ağırlığı ve inisiyatifi kalmayacaktır. Keza Çin, Ortadoğu’ya sadece ABD’nin ve Avrupa’nın egemen olmasını istememektedir. Yine İran mevcut rejimin yaşamasını kendi geleceği için hayati önemde görmektedir. Türkiye, Suriye’de Nakşi-Sünni mezhebine dayanan AKP ve Gülen’e yakın bir iktidarın oluşmasını amaçlamaktadır.”

Türkiye'nin desteğiyle kimyasal silah

Suriye’de kimyasal silahların kullanıldığı iddialarını da değerlendiren KCK Yürütme Konseyi Üyesi Ok, Türkiye’nin desteğiyle muhaliflerin eline kimyasal silahların geçtiği bilgisini vererek, “Kimyasal silahları muhalefet mi yoksa rejim mi kullandı? Bilemiyoruz. Ama böylesi silahların Türkiye’nin desteğiyle muhalefetin eline geçtiğini biliyoruz. Bu açıdan Suriye’deki muhalefet de temiz değildir. Hiçbir ahlaki ölçüye sahip değiller. El Kaideci çetelerin yaptığı katliamlar bunu açıkça göstermiştir. Baas geleneğinin de bu tür katliamlar yapmaya  yabancı olmadığını Halepçe’den biliyoruz” dedi.

Tarafların konumlanışı
Suriye’ye olası müdahale seçeneklerini ve sonuçlarını değerlendiren Sabri Ok, şöyle devam etti: “Rejim bundan önce de yaptığı gibi herkesi şaşırtıp ömrünü uzatabilir. Ya da Suriye, Nusayri toplumun yaşadığı bölge, Sünnilerin yoğun olduğu orta alan ve Rojava Kürdistanı olmak üzere üçe de ayrılabilir. Veya gündemde çokça işlenen müdahale hiç olmayabilir de. Bütün bu ihtimaller olasıdır. ABD, Suriye veya başka bir devletin kimyasal silah kullanması durumunda müdahale edeceğini belirtmişti. Yani bir anlamda taahhütte bulunmuştu. Müdahaleyi başını ABD, Fransa, İngiltere, Almanya ve diğer bazı Batılı güçler ile Ortadoğu’da özelikle Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar çok hararetli bir şekilde desteklemektedir. Böyle bir saldırı gerçekleşse bile Esad rejimini devirmek amacıyla değil, zayıf düşürme biçiminde olacaktır. Eğer müdahale sonrasında Suriye’de El Kaide gelirse, Suriye Afganistan ve Somali olur ve ABD bunun altından kalkamaz. Bunu göze alamaz. Bundan dolayı bir saldırı olursa sınırlı olabilir. Böyle bir saldırının bölge üzerinde de etkisi olur. İran da müdahale ederim diyor. İsrail’e saldırırım diyor. Yine Suriye ben de kendimi savunurum diyor. Birçok bölge ülkesi füze menzilindedir. Rusya ve Çin de böyle bir saldırı karşısında hoşnutsuz.”

Rojava'ya müdahale olursa

Rojava devriminin bütün Kürtlere büyük moral ve heyecan verdiğini dile getiren Ok, aynı zamanda bütün Kürtlere sorumluluklarını hatırlattığını söyledi. Rojava’da Kürt halkı öz gücüyle devrimi yaşarken yanı başında 20 milyon Kuzeylinin kültürü yasaklı, hakları verilmemiş ve kimliksiz bir durumda yaşamayı kabul etmeyeceğini vurgulayan KCK Yürütme Konseyi üyesi Ok, bundan dolayı da Türk devletinin Rojava devriminin önüne geçmek, Kürtlerin burada statü sahibi olmasını engellemek istediğini belirtti. Sabri Ok, şunları söyledi: “Türk devletinin Suriye’ye müdahale konusuna bu kadar sıcak bakmasının nedeni budur. Müdahale sonrası söz sahibi olarak kendine yakın mezhep olan Sünni bir eğilimi iktidara getirmek istiyor. Bu yaklaşım imparatorluk geleneğinden gelenlerin genlerinde vardır. İşgal etmek ve söz sahibi olmak! AKP’nin El Nusra’yı desteklemesi de bundan ileri geliyor. Açıktan bunu sahiplenmiyor fakat dünya alem Rojava’daki halkımız ve hareketimiz çok iyi bilmekteyiz ki AKP, El Nusra’yı çok ileri derecede destekliyor. Türk devleti hava yollarıyla El Nusralıları taşıyor. Çetelere silah ve mühimmat veriyor. YPG ile savaşta yaralanan çeteleri Hatay, Viranşehir ve Antep’te tedavi ediyor.  Bunun iki nedeni var: Birincisi Rojava’da Kürtlerin bir statü sahibi olmasını engellemek, Kürtleri zayıf düşürmektir. İkincisi ise Esat sonrasında El Nusra aracılığıyla iktidarını geliştirmektir. Muhalefet rejim karşısında gerileyince özellikle son iki ayda savaşı Kürdistan’a taşıdılar.”
Türkiye’nin bugün silahların yönünü Rojava’ya çevirdiğine ve olası bir Suriye müdahalesi durumunda ilk müdahale edeceği bölgenin Rojava olacağına dikkat çeken Sabri Ok, “Bu çok tehlikeli bir durum olur” dedi. Türk devletinin böylesi bir müdahaleye girişmesi durumunda başta Kuzey Kürdistan olmak üzere bütün Kürtlerin yekvücut olarak ayağa kalması gerektiğini belirten Ok, sözlerini şöyle tamamladı: “Böyle bir durum olursa; halkımız Rojava ile Kuzey devrimini birleştirerek, hiçbir fiziki sınır tanımadan birlikte mücadeleyi yükseltecek. Rojava ve Kuzey arasında artık hiçbir sınır kalmaz. Rojava’da halkımız devrim yaptı, bundan geri adım atılamaz. Ne pahasına olursa olsun oradaki halkımız bu devrimi korumalıdır.”  

BIRÎNDAR ŞÊRAN/ANF/BEHDİNAN