25 gün boyunca bir grup aktivist olarak Rojava'nın en büyük bölgesi (yeni kurulan hükümet kanton demektedir) gezip incelemelerde bulunduk. Almanya'da dört yıldır faaliyetlerde bulunan Tatort Kurdistan (Olay yeri Kürdistan) kampanyası üyeleri olarak amacımız, Rojava devriminin geldiği aşamayı tanımak ile son üç yılda ilerleyen halkın örgütlenmesini bizzat bu devrimi yürüten insanların dilinden birinci elden dinlemek ve görmekti.

Ve diyebiliriz ki hedefimize ulaştık. 25 gün içinde her kentine gidebildik, Derik'ten Serekaniye'ye, Qamişlo'dan Heseke'ye kadar tüm bölgeyi görebildik. Buralarda değişik faaliyetlerde bulunan onlarca, hatta yüzlerce insan ile görüştük ve dediklerini kayda geçirdik. En az 50 görüşme sonucu neredeyse toplumun bütün faaliyet alanını ele aldığımızı diyebiliriz.
İhtiyaç var mıydı buna? Evet, hem de çok. Bir ciddi ihtiyaç sonucu bu heyetin fikri oluşt. Üç yıldır Rojava ve Süriye'de olanları çok yakından takip ediyoruz. Orda PYD öncülüğünde gelişen devrim acaba somut olarak nasıl yürüyor diye kendimize hemen sormaya başladık. Özellikle Kürtlerin yaşadığı her yerde kurulan halk meclisleri merakımızı çekiyordu. Bu devrimin en önemli farkı budur. Halkın kendini mahalle ve hatta daha alt düzeyde örgütlemesidir! Bunun kadar önemli olan ikinci önemi kadının devrimde aktif rol almasıdır. Bu iki boyut Rojava devrimini Paris Komününden daha önemli kılmaktadır bile!
Tüm bunları genel olarak yapılan açıklamalardan, basından ve gidip gelenlerden duyup okuyorduk. Ancak detaylı bilgi elimizde yoktu.
Halbuki devrime ciddi ilgi vardı ve vardır. Son günlerde nereye gidip anlatsak herkes büyük merakla dinliyordu. Kürtler ve dostlarının dışında dünya kamuoyunu da çok ilgisini çekiyor. Ancak bu ilgiyi karşılayacak bir yapı Kürtler arasında henüz yoktur. Ciddi çaba gösterenler var, fakat burda yine Kürtlerin dış ilişki alanındaki zayıflığı kendisini gösteriyor. İşte bunu kısmen de olsa gidermek amaçlı yola konulduk. Son 3 köşe yazısında bu yaptığımız geziden gördüklerimizi aktarmaya başladık. Amacımız gelecek hafta ve aylarda çok sayıda makale ve sunumlarla kamuoyunda olan talebe kısmen de olsa cevap olabilmektir. Şu aşamada daha çok almanca dilinde yazılar yazmaya başladık, bunları okumak için Hamburg kentinde bulunan ISKU (Kürdistan Enformasyon Merkezi) websitesine gidiniz: www.isku.org
Türkçe dilinde de önümüzdeki haftalarda da yazmaya devam edeceğiz. Bir aşamadan sonra bunları toplayıp farklı şekilde de değerlendiririz.
Gelecek haftalarda şu konulara değineceğiz: 1) Halk meclislerde kendisini nasıl örgütlüyor ve onun yürütmesi TEV-Dem nasıl işliyor? (iki yazı çıktı) 2) Devrimde kadının rolü somut olarak nasıl ifade edebiliriz ve kadın temsil buluyor? 3) Ekonomik durum nedir ve nasıl alternatif bir iktisadi yapılanma kuruluyor? 4) Temel gıdalar ve beslenme konusunda somut durum nedir? 5) Devletin elinden alınan petrol ve doğal gaz kuyuları bir şans mı yoksa bir bela mı? 6) Asayiş halk tarafından nasıl sağlanıyor? 7) Eğitim sisteminde değişim ve Kürtçe öğrenim nasıl gelişiyor? 8) Tarımda geçmişte nasıldı, şu yıl nasıl ve neler hedefleniyor? 9) Cizîre bölgesinin güvenliği çetelerin ve devletin saldırılarına karşı nasıl sağlanıyor? 10) Yeni kurulan hükümet ne kadar gerçek hayatın parçası olabildi ve yapılacak seçimlerle ne hedefleniyor? 11) Cizîre'de Kürtlerin dışındaki halkların ve inançların demokratik özyönetime katılımları nedir ve Kürtlerle iletişimi nasıldır? 12) Rojava'da su sorunu ne kadar ciddidir? 13) Kurulan yeni belediyelerin işleyişi nasıldır ve önünde duran en önemli sorunlar nedir? 14) Şehitlere yaklaşım nasıldır ve şehit ailelerin örgütlenmesi ne durumdadır? 15) Kültürel faaliyetler nasıl ve hangi kurumlarla geliştirilmeye çalışılıyor? 16) Sağlık durumu nedir ve nasıl bir sağlık sistem kuruluyor?