
3. Bölüm
Rojava’da tarıma dayalı bir ekonomik altyapı olması nedeniyle en büyük adımlar bu alanda atıldı. Ağırlıklı olarak kadınların öncülük ettiği bu çalışmada, rejimden kalan topraklar kooperatifler aracılığıyla işletilerek halkın hizmetine sunuluyor. Kooperatif çalışması, “Kampanya Pêşxistina Çandinî” adıyla yürütülüyor.
Ekonomi Komitesi’nin kooperatif çalışması yürüttüğü arazilerin tümü rejimin toprak reformu adı altında halktan alarak kamulaştırdığı arazilerden ibaret. Rejimin Kürtleri göç ettirip Arap Kemeri oluşturduğu bölgedeki araziler, gerçek hak sahiplerinin tespiti için hukuki bir süreç gerektiği için ‘’sorunlu araziler’’ olarak tanımlanıyor. Bu arazilerin büyüklüğü sadece Cizîrê Kantonu’nda 1,5 milyon dönümün üzerinde. Toprak reformu için genel bir çerçeve oluşturulmuş olsa da savaş sürecinin sona ermemesi nedeniyle uygulamaya konulamıyor. Şavaş koşulları nedeniyle bu tür arazilerin alınması veya satılması, hak talebi için dava açılması amacıyla yapılacak hukuki süreç bir süre için dondurulmuş durumda. Hukuki sürecin adil gerçekleşmesi için bu konu savaş koşullarının aşılmasıyla birlikte ele alınacak. Bunun için Rojava bakanlıkları, Adalet Divanı, Ziraat Komitesi, Asayiş, Meclis ve Komün temsilcilerinin yer aldığı bir komisyon oluşturuldu. Komisyon araştırmalar sonucunda bu arazilerin gerçek hak sahiplerinin tespiti; halka dağıtımı, kullanımı için de karar alacak.
Rojava kanunlarına göre, Rojava vatandaşı olan herkes bu iş için görevlendirilen belediye, komün, bakanlık vd. kurumlara başvurduğu ve onay aldığı takdirde mülk sahibi olabilir, ev yaptırabilir. Özellikle savaş dönemindeki talancılığın önüne geçmek amacıyla Rojava vatandaşı olmayıp savaş döneminden sonra Rojava’ya göç edenlere bu hak tanınmıyor.
Ekonomi Komitesi’nin denetiminde olan arazi genişliği ise 400 bin dönüme yakın. Arazinin 50 bin dönümü bazı projeler için değerlendirilirken, 350 bin dönümü Ekonomi Komitesi’nin denetiminde kooperatifleşmenin gelişimi için kullanılıyor. Bu çerçevede kadın ve gençlik birlikleri, şehit aileleri, komünler vb. kurumlara devredilerek işletiliyor.
Bu yıl elde edilen gelirin yüzde 20 ile 30 arasında bir bölümü ortak bir kasaya aktarılıp komünleştirilerek yatırıma dönüştürülmeye çalışılacak. Qamişlo’da uygulamaya konulan bu yöntemin sonuçlarının olumlu olması halinde diğer yerlerde de yapılacak.
YILLIK 1 MİLYON TON BUÐDAY
Rojava’nın en büyük gelirini buğday oluşturuyor. Buğdayın en çok üretildiği Cizîrê Kantonu’nda yıllık 1 milyon ton elde ediliyor. Buğdayın fiyatı 75-80 Suriye lirası arasında değişiyor. Bir yılda kullanılan 160 bin ton dışındaki miktar Rojava’ya yönelik ambargo nedeniyle diğer ülkelere satılamıyor. Rojava’da üretilen buğdayın dünyanın en kalitelileri arasında olduğu belirtiliyor. Savaş sürecinden önce dünya ülkelerine ihraç edilen Rojava buğdayı, en kaliteli bebek mamaları ve dünyaca ünlü İtalyan makarnalarının üretiminde de kullanıldı.
HEDEF EKOLOJİK TARIM
Oldukça verimli olan Rojava toprağı, buğday dışında sebze ve meyve üretimi için oldukça elverişli. Ekonomi Komitesi, rejimin dayattığı tek yönlü üretime karşı, ürün çeşitliliğini artırmak istiyor. Tam olarak ekolojik tarıma geçilememiş olsa da bunun sağlanması için girişimler var. En iyi ürünü sağlayacak tohum sistemi için araştırmalar yapılıyor. Bu amaçla laboratuvar incemeleri ve tahlillerin de yapılacağı iyi bir ekip oluşturulmaya çalışılıyor. Bu çerçevede Amûde kentinde tohum geliştirme merkezi açıldı.
Ekolojik, süreklilik arzeden bir çalışma yürütülmek isteniyor. Özellikle tarım alanında Rojava dışından gelip destek sunmak isteyenler var. Bu desteklerle Tirbêspiyê’de ekolojik köy projesi hayata geçirilecek.
Ürün çeşitliliğin bir ayağını da seracılık oluşturuyor. Bu alanda en kapsamlı proje Bistanên Rojava (Rojava Bostanları). Cizîrê Kantonu’nda uygulamaya konulan projede kapsamında 18 dönümlük arazide sera oluşturulacak. Proje çerçevesinde ağaçlandırma çalışmaları da yapılıyor.
Seracılık, Kobanê’de de geliştirilmeye çalışılıyor. Efrîn’de oluşturulan ekonomi komiteleri de aynı çerçevede çalışmalarını yürütüyor.
ROJAVA AÐAÇLANDIRILACAK
Rejimin buğdaya dayalı tarımın geliştirilmesi yönündeki baskı, ağaçlandırmayı engellemiş. Yeşilden mahrum bırakılan Rojava’nın hızla ağaçlandırılması için projeler hazırlanıyor. Ağaçlandırma projeleri için fidelerin dikimi yapılarak, kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Fideler için Dirbêsiyê’de ‘’Şitilgeh’’ adıyla yürütülen bir çalışma, Dêrik’te ise ağaçlandırma merkezi var. 2015 yılında sadece ekonomi biriminin çalışması sonucu yaklaşık 80 bin ağaç ekildi. Çalışmaya tüm kurumlar ve askeri birimler de katıldı. Bu yıl 100 bin ağacın ekilmesi planlanıyor. Bu çerçevede her kentte 40 ile 100 dönüm arasında arazinin ağaçlandırılması hedefleniyor. Ağaçlandırmanın teşvik edici projelerle birlikte geliştirilmesi için yasaların çıkarılacağı, ayrıca yaygın kampanyaların da düzenleneceği belirtiliyor.
SU SORUNUNA ÇÖZÜM ARANIYOR
Rojava’da yaşanan su sorunu, tarımın geliştirilmesindeki en büyük engellerden. Buna yönelik henüz köklü bir çözüm bulunmuş değil. Sulama için gelişigüzel açılan kuyuların ilerde su kaynaklarını tüketerek kuraklığa yol açma tehlikesi var. Suyu koruyacak ve düzenli kullanımını geliştirecek bir sistem kurulmak isteniyor. Bu sistemde daha az su gerektirecek ve şu ana kadar pek kullanılmayan damlama ve fiskiye yöntemlerinin yaygınlaştırılması için hazırlık yapılıyor.
HAYVANCILIK GELİŞİYOR
Ekonominin başlıca alanlarından hayvancılığın geliştirilmesine ilişkin çalışmalar var. Dêrik’te kurulan hayvan çiftliği ve süt kooperatifi, Tirbêspiyê’deki hayvancılık kooperatifi bunlar arasında. Hayvan çiftliklerinden elde edilen 1,5 ton süt piyasadakinin yarı fiyatına halka dağıtılıyor. Bununla pahallılığın önüne geçilmeye çalışılıyor. Ambargo dönemlerinde satışlar dursa da Güney Kürdistan’ın et ve süt ürünleri ihtiyacını da Rojava karşılıyor.
Kadın ekonomisini örgütlüyor
Ekonomi çalışmalarının en dinamik gücünü kadınlar oluşturuyor. Bu alanda özgün olarak örgütlenen kadınların tarımdan tekstile Rojava’da ilk kez gerçekleştirilen ve her gün yenilerini ekledikleri projeleri var. Komünal ekonominin temellerini atan kadınlar, halkın kendi ihtiyaçlarına göre üretim ve yeterliliğinin geliştirecek, kaliteli bir yaşam ve sağlıklı beslenmeyi amaçlıyor. Bir halkın kendini var edebilmesi için ekonomisini oluşturması gerektiğinin bilinciyle çalışmalarına ciddi yaklaşıyor, inşa sürecini sağlam temeller üzerinde kurmayı hedefliyorlar.
Kadınların ekonomi alanındaki çalışmaları Rojava’daki kadın hareketinin çatı örgütü Kongreya Star’a bağlı olarak örgütlendiriliyor. 6 kişilik ekonomi komitesi tarafından yürütülen çalışmanın örgütlenme tarzı komünlere dayanıyor.
Ekonomi için Rojava’nın üç kantonunda kadınlar komünlerini ve buna bağlı komitelerini oluşturarak eyalet düzeyinde meclislerini oluşturdu. Yapılacak çalışmanın öncelikle meclis gündemine getirilerek onay alması gerekiyor. Burada kabul edilen öneriler ardından pratikleşiyor. Bu çalışmaların ortaklaşması, alanlar özgülünde ortak bir ekonominin geliştirilmesi için de kanton meclis toplantıları düzenleniyor. Belediye, genç kadınlar, Desteya Jin, Vakıf ve Kongreya Star’ın komite üyeleri bir araya gelerek ortak planlamalar çıkarıyor. Kabul edilen projenin hayata geçirilmesi için tüm bileşenler destek sunuyor.
Yeni iş alanları açıldı
Özgün kadın ekonomisinin geçmişi bir yılı kapsıyor. İlk çalışmalar, atölyeler üzerinden ticari temelde yapıldı. Bu deneyimin ihtiyacı karşılamaması üzerine komünal ekonomi örgütlenmesine gidildi. Kooperatif çalışmalarına yaklaşık bir yıl önce geçildi. Ekonomi çalışmalarıyla birlikte köylerin yeniden canlandırılması hedefleniyor. Bunun için de kadınların en çok katıldığı ekonomi çalışmalarını tarım ve hayvancılık oluşturuyor. Kısa sürede kadınların 6 ziraat kooperatifi oluşturuldu. Kooperatiflerin üye sayısı 70 ve 140 arasında değişiyor. Şu ana kadar bine yakın kadın bu çalışmalarda yer aldı.
Tarlanın sürülmesinden tohum ekimine, pazara sunulmasına kadar üretimin her aşamasında kadınlar var. Tarım alanının yanısıra fırın, market, süt ve et kooperatifleri de bulunuyor. Qamişlo ve Dirbêsiyê’de hayvancılık kooperatifi, Dêrik’te süt kooperatifi, Serêkaniyê, Tirbêspiyê, Kobane ve Girê Spî’de tarım kooperatifleri açıldı. Yine Dêrik, Dirbêsiyê ve Ebu Rasin’de kooperatif tarzında işletilen kadın fırınları; Qamişlo, Çilaxa ve Rimelan’da pastahane; Kobanê ve Efrîn’de dikiş atölyeleri var. Amûde ve Dibêsiyê ise kadınların işlettiği iki lokanta bulunuyor.
Kadın toprağıyla buluşuyor
Rojava Kadın Ekonomi Komitesi Üyesi Dîmen Evîn, kadını toprağıyla buluşturma, ihtiyacını karşılama ve her şehrin kendi pazarını oluşturması amacıyla bu çalışmayı başlattıklarını belirtiyor. Tarım çalışmaları kapsamında kuyuları tamir ettiklerini kanallar oluşturularak, sulama sistemi oluşturduklarını kaydeden Evîn, halkın sermayesi olmadığı için ilk girişimleri ekonomi komitesi öncülüğünde yaptıklarını söylüyor. Evîn’in aktardığı bilgilere göre, Tirbespiye’ye 200’den fazla meyve ağacı ekildi. Kadın hareketinin bakımını üstlendiği Rimelan’da 3500, Tirbespiye’de 500’e yakın ağaç bulunuyor. Nar üretimi için fideler hazırlanırken, Serêkaniyê’de ise bin ağaç ekildi.
Komitenin ekimini yaptığı 700 meyve ağacının da daha sonra halka devredilerek kooperatif oluşturulacak. Aynı biçimde oluşturulan bir tavuk çiftliği de halka devredilecek. Kuruluşunu gerçekleştirip kooperatif sistemiyle halka devretme sistemi, sadece tarım ve hayvancılıkta değil diğer alanlar için de uygulamaya konuluyor. Dikiş atölyesi ve marketler de kooperatife dönüştürülüyor. Konserve üretim kooperatifinin yaygınlaştırılması da bunlar arasında. Kadın Ekonomi Komitesi bu kooperatiflerde sadece bir üye olarak yer alıyor ve bunun üzerinde bir hisseye sahip olmuyor. Komitenin kooperatiften payına düşen gelir ise bir diğer ekonomi projesinin yatırımı olarak değerlendiriliyor.
Bistanên Rojava bir ilk
Ambargoya karşı mücadele için iç üretime ağırlık veriliyor. Bu nedenle sera çalışmaları hızlandırıldı. İlk adımları atıldı ve özellikle ambargonun sıkılaştığı kış döneminde Rojava kendi sebzesini üretmeyi hedefliyor. Önümüzdeki dönemde üretimin köy alanlarına da kaydırılması amaçlanıyor. İşletilecek konserve kooperatifinin merkezinin de köy olması planlanıyor.
Rojava için umut olan Bistanên Rojava projesinin sahibi Naide Zengin, inşaat işçisi olarak çalıştığı İngiltere’den yaptığı bu önerinin kabul görmesi üzerine projeyi gerçekleştirmek için Rojava’ya geçmiş. Eylül ayında eline kazma küreği alıp ilk fideleri eken Naide Zengin’in projesiyle Rojava’nın tümüne yayılacak seracılığın temelleri atıldı, 7 ay gibi kısa bir zamanda 5 binin üzerinde ağaç ekilerek, 4 bin metreye yakın su sistemi de döşendi.
Bu projeyi toprak, kadın, ekonomi bağına uygun biçimde kadın eksenli yürüttüklerini söyleyen Zengin, hedeflerini şöyle açıklıyor: ‘’Tamamıyla kadın emeği üzerinden büyüyor. Kadınların yeteneklerini, potansiyellerini açığa çıkarmaları için de çaba sarfediyoruz. Yaptığımız iş seracılığın ötesinde bir eğitim sürecini kapsıyor. Projede yer alan arkadaşların Kürtçe eğitiminden tutalım da araba kullanması, ziraat konusunda yetkinleşmesine kadar çok yönlü bir çalışma yürütüyoruz. Hatta çalışanlarımıza kolaylık sağlamak amacıyla çocuk kreşleri ve okullar açmak da hedeflerimiz arasında. Rojava koşullarında zorluklar oldukça fazla ama ama bu ciddi bir konsept. Bunu yapabilmenin tek yolu büyük bir irade, gönülden bir istek ve bağlılık. Başarısına inanıyoruz.’’
İsyanın ekonomik boyutu
Ekonomi birçok kadının yeni el attığı bir alan olduğu için pratik ve teori çalışmaları iç içe yürütülüyor. Eğitimler, Kongra Star Akademisi’nde sürdürülüyor. Bunun yanısıra ziraat mühendisi, veterinerlik, sanayi ve ticaret alanında da eğitimlerin verilmesi için hazırlık yapılıyor.
Tüm alanlara yönelik daha verimli bir üretim ve ekonominin yaygınlaştırılması için Araştırma Komitesi kurulacak. Eleman ihtiyacının karşılanması durumunda bu çalışma da start alacak.
Eğitim ve pratik çalışmalarla birlikte geçtiğimiz yıl tarlada çalışmak istemeyenlerin birçoğu bu yıl tarlada çalışmak için başvuruda bulunmuş. Çalışma saatleri, pazarlarını da kadınlar belirliyor. Rojava Ekonomi Komitesi Üyesi Delal Efrîn, Kürt toplumu ve kadının özünde komünal bir toplum olduğunu vurgulayarak, Kürt kültüründe var olan paylaşımcılık, dayanışma ve komünalizmi örgütlülüğe kavuşturmak istediklerini belirtiyor. Delal Efrîn yaptıkları çalışmayı şöyle özetliyor: ‘’Bizim yaptığımız özünde var olan komünalizmin farkındalığını geliştirmek, buna değer verilmesi ve uzun vadeli olmasını sağlamak. Bu toprakların artık ona ait olduğunu hissettirmek, bunun zihniyetini vermek zorundayız. İlk kooperatifler ziraat alanında oldu ve bunu modernitenin kooperatiflerine benzeştirenler de oldu. Fakat farklı alanlarda kooperatifler açılarak, burada kendisi çalışmaya başladığında, eğitimini aldığında güveni gelişiyor, kendisi için yararlı bir iş olduğunun farkına varıyor. Uzun vadeli bir çalışma olması için daha çok emek sarfetmemiz, bunu genelleştirmemiz, geliştirmemiz gerekiyor. Rejiminden kalan alışkanlık ve kaygılar var ama bunu aşacağız. Halkımıza güveniyorum. Diğer alanlardaki başarımızı ekonomi alanına da taşıracağız. Ekonomik bağımsızlık bir başkaldırıdır. Kendi gücünü ortaya koyma, kendi ayakları üzerinde durma ve geleceğe sağlam adımlarla ilerlemedir.’’
Kadın ticarette de rol alacak
Rojava Ekonomi Komitesi Üyesi Mezra Botan da Hevgirtin bünyesinde çalışıp ticarete el atan kadınlardan. Ekonomideki kadın dinamizmini kadının oluşturması gerektiğini belirten Botan, ticaretten sanayiye üretimin her alanında kadınların yer alması gerektiğini söylüyor. Botan, Hevgirtin’de kadına pozitif ayrımcılık yaparak, ticarette kadına yer açmak istediklerini ifade etti. Botan, şunu söylüyor: ‘’Ekonominin en büyük emekçisi kadın. Kooperatiflere halk ortak olduğunda da bu yatırımın % 70’ini kadınların yaptığını gördük. Kadını mülksüzleştirme politikasına karşı kadını ekonomiye, ticarete çekmeli, ondan alınanı vermeliyiz. Bu nedenle komitelerdeki kadın sayısını artırmaya çalışıyoruz. İlk olarak halk marketleriyle başlıyoruz ve bunun büyük bir bölümünde kadınlar yer alacak. Halka devredildiğinde beş kişilik komiteden 3 kişi kadın olacak. Sonrasında kurulacak süt, peynir, makarna üretiminde de iş yerlerini kurup tamamen kadına devretmeyi hedefliyoruz. Rejimin ekonomide yarattığı olumsuz etkilere karşı da mücadele edeceğiz. Oldukça eril bir düşünce tarzı var. Buna karşı da kadın renginde, ağırlıkta kadının yer aldığı bir sistemi, en az yüzde 60 oranında bir kadın katılımını hedefliyoruz. Kadının sahiplenme duygusu daha gelişkin ve adil davranıyor, halktan yana politikanın uygulanmasında da bu büyük bir avantaj. Kadınla bu sistemin temelini en sağlam biçimde atmamız için daha büyük bir avantaja sahibiz.’’
Dengir Güneş