
ROJAVA’DA DEVRİM VE YAŞAM - 2
Rojava’da gerçekleşen devrimin ardından çalışmalar kömünlerle başlıyor. Sokaklarda, mahallelerde kömünler oluşturuluyor. Çalışmaları birçok alanda görmek mümküdür. Bir yandan kenti gezerken bir yandan da yetkililerden bilgi alıyoruz. Qamişlo Belediyesi’ni de ziyaret ediyoruz ve çalışmalarını soruyoruz. Mart ayında IŞİD tarafından yapılan intihar saldırısında yaralanan Qamişlo Belediye Eşbaşkanı Muaz Ebdilkerîm, tedaviden sonra işinin başına geçmiş.
Qamişlo Belediye Eşbaşkanı Ebdilkerîm sorunları ve çözümlerini anlatmaya devam ediyor: Baas rejimi döneminde Kürt semtleri ihmal edilmekteydi. Rojava Devrimi ile ‘ufak işler’ çalışması komünlerde başladı. Bu kömünler ekmek, su vb. gibi temel sorunları çözmeye çalışıyordu. Güvenlik boşluğu vardı. Hizmet verememek şehirde birçok hastalığa neden oldu, sokaktaki çöpler bulaşıcı hastalıklar yaydı. Sorumlu birimler araba, traktör tutarak çöp toplamaya başladılar, mahallede ufak tefek para yardımları toplandı. Yerel komünler temizlik işini örgütlediler, hastalıkların önünü almak için uzak yerlere taşımaya çalıştılar. Temizlik işlerinin yüzde 60’ı başarıldı.
Temel sorunumuz ekmek ve su sorunuydu. Ekmek ve un teminini rejim engelliyordu. Devlet bunu, halkın daha çok ekmek sorunuyla uğraşalım, devrimi bir kenara atalım diye yapıyordu. Ama sorunlardan devrim bilinci oluştu. Qamişlo’da yedi semt var. Her semtte 50 binden fazla insan yaşıyor. Küçük semtlerde belediyeler birleştirildi. Yedi semti oluşturan belediyeler, 17 Mayıs 2013’te gerçekleştirilen konferansla şimdiki özyönetimi belirlediler. Belediye için uzmanlaşmış kişiler yetiştirilmeye çalışıldı. İşlerimizi yürütebilmek için 24 komitemizin olması gerekiyor, fakat şu an 15 komite oluşturuldu. Hemen her alanda çalışma yapıldı; asayişten önce özel güvenlik örgütlenmeleri vardı, mafyalara karşı dükkan sahipler korundu. Ticaret yapan, dışarıdan pazara mal getirip yüksek fiyatlarla satmak isteyenlere karşı tedbir komitesi müdahale etti.
Uyuşturucuya karşı mücadele
Dört nokta üzerinde duruldu: Trafik, ekmek, elektrik ve su. Çözülmesi gereken sorunlardan birisi de ekolojiydi, çevre korumasıydı. Bozulmuş olan gıda maddeleri buraya getirtilmeye çalışıldı buna karşı çıkıldı.
Gençleri ahlaksızlaştıran ortama, hastalıklara, uyuşturucuya karşı çetelerle mücadele edildi. Söz konusu bu sorunların yüzde 90’ı çözüldü. Devlet, toplumu bozmaya çalıştı, biz de tedbirlerimizi aldık. Çarşıda, pazarda halk, insanlar bizimle çalıştılar, yardımcı oldular, gözlemlediler. Semtlerin korumasını meclis yapıyor, biz daha çok çarşıyı, merkezi pazarı koruyoruz. Burada şu komiteler devreye giriyorlar:
Ceza komitesi: Yanlış yapanı, kadınları taciz edenleri cezalandırıyor. Pazarda fiyatları denetliyor, lokantaları kontrol ediyor. Zabıta ile koordineli çalışıyor. Su nasıl veriliyor, nasıl çıkartılıyor buna bakıyor, daha temiz suyun akışını sağlıyor. Yine Yol Yapımı, Temizlik ve Çevre/ekoloji komiteleri var. Daha öncesinde komite örgütlenmesi yoktu; konferansta komiteler oluştu. Kendi imkanlarımız ve varlıklı insanların desteği ile tekniği alıp, elektriği sağladık.
Daha önce elektrik kesilmişti, ambargo var, çeteler, Türkiye, Güney Kürdistan etrafımızı kuşatmıştı. Kaçakçılar vasıtasıyla jeneratörler getirildi; bunları daha çok sağlık sektörüne verdik. Elektrik sorununu bir komite üstlendi. Aynı zamanda ulaşım da zordu. Daha önce şehir içi ulaşımda otobüsler kullanılıyordu. 13 minibüs hattı var. Konferanstan sonra trafik sorunu ayrı bir komiteye verildi. Zabıta, fiyatların güvenliğini sağlıyor. Ruhsat komitesi ise Vergi topluyor. Teknik komitesine daha çok mühendisler (elektrik, jeoloji mühendisleri), mimarlar katılıyor. Bu komitede daha ziyade uzmanlaşmış kişiler yer alıyor. Hukuk komitesi var. Ceza limiti var: 25 milyon liraya kadar ceza kesiyor. Bu ceza limitinin aşılması durumunda mahkeme devreye giriyor.
Ayrıca Maliye, teknik, basın komitesi de var. İlişkiler komitesi var, görevi: Bir yerde belediye yoksa ve ihtiyaç varsa, belediye oluşturuyor, belediyeleri geliştirmeyi amaçlıyor. Söz konusu bu komiteler her semtte ve merkezi belediyede var.
Eşbaşkanlık sistemi esas alınıyor
Çalışma koşulları olarak, baştan beri gönüllülük esastı, maddi bir destek verilmiyordu. Merkezde olan arkadaşlar olarak gece geç saatlere kadar çalışıyorduk. Sadece güvenlik ve temizlik görevlilerine maddi destek veriliyordu, diğerleri gönüllüydü. Maddi destek yeni yeni verilmeye başlandı.
Belediye gelirleri, ceza gelirleri belediye ihtiyaçlarını karşılıyor: Belediye gelirleri daha ziyade su taşıması (su tankerleri), elektrik tamiri vb. için kullanıldı. Son dönemde çalışmalar biraz oturdu ve çalışanlara yardım ediliyor, ama bazıları hiç yardım almıyor. Bu belediye bakanlığa bağlıdır. Daha çok Kuzey Kürdistan belediyeleriyle ilişkilerimiz var. Belediye kardeşlikleri oluşturmaya çalışıyoruz, ama Türkiye engelliyor. Belediye iç tüzüğünü oluştururken birçok ülkenin örneğine baktık ve kendi anlayışımızı oluşturduk.
Qamişlo belediyesi buralarda en çok iş yapan belediyelere bir örnektir. Koşullara uygun belediye kanun iç tüzüğünü oluşturduk. Demokratik belediyecilik yapmaya çalıştık. Baas rejimi anlayışından kurtulmayı hedefledik. Belediye anlayışını ranttan, çalıp-çırpmaktan kurtardık. Bu kantonda 42 belediye var, ayda bir toplantı yapıyorlar, kardeş belediyeler. Eşbaşkanlık essatır ve bu toplantıya eşbaşkanlar katılıyor.”
YPG zorunlu ihtiyaçtan doğdu
Savunma Bakanlığında YPG basın sözcüsü komutan Redur Xelîl anlatıyor: YPG (Halk Savunma Güçleri) çok özel koşullarda oluşturuldu. Suriye devrimi barışçıl başladı, ondan sonra bir silahlı çatışmaya dönüştü. Bu temelde diğer silahlı güçler Suriye’de oluşturuldu. Bu olumsuz etkiledi Suriye devrimini; birçok yerde güvenlik boşluğu oluştu ve Kürt halkının durumu tehlikeye girdi. Bu temelde ihtiyaç duyuldu halk savunmasına ve YPG oluşturuldu. YPG savunma temelinde oluşturuldu, savunma gücüdür, saldırı amaçlı güç değildir. Bizim yaklaşımımız Kürt sorununun barışçıl çözümüdür. Batı Kürdistan devrimi sadece silahla olmayacaktır.
YPG, sadece Kürt etnik grubundan oluşturulmadı. YPG’ye katılım gönüllülük esasına göredir. Herkes gönüllü katılıyor. Tehlikeler anlatılıyor, hangi tehlikeyle karşı karşıya olunduğu halklara anlatılıyor, bu temelde bunu anlayarak katılıyorlar. Herkes katılabiliyor, siyasi bir çizgiye dayanmıyor, ulusal bir güçtür. YPG’nin yapısında birçok değişiklik yaptık; ilk başta, hükümet oluşturulmadan önce, daha ziyade bir merkez yönlendiriyordu. Daha sonra, üç kanton oluşturulduğunda, her kantonun kendi YPG komutanlığı oluşturuldu. Sadece bir genel komutanlık var. Her kantonda YPG savunma komisyonuna (bakanlığına) bağlandı. Her kantonda bir YPG meclisi var, o meclislerin görevi; oradaki YPG’de eğitim yapılıyor, taktik anlayışlar geliştiriliyor, savaşması öğretiliyor. Her kantonun yönetimi var.
YPG’de farklı etnik gruplara gelince: İlk başta katılanlar daha çok Kürt kökenliydi, fakat bir süre sonra Süryani askeri meclisi özerk bir güç olarak YPG’ye katıldı. Sadece bir yerde Süryani birliği var, diğer yerlerde iç içe geçmiş durumda…
YPG 3 temelde örgütleniyor
YPG yapılanması: YPG 3 temel nokta üzerine örgütleniyor:
1) Profesyonel güçler: Özel kuvvetler; bunlar 24 saat mücadele içinde olan insanlar. Asıl savaşı bu güçler vermektedir.
2) Yarı profesyonel güçler: Bir kısmı halk unsurlarından oluşan güçler; 15 gün savaşıyorsa, 15 gün normal yaşamına dönüyor ve savaş dışında, kontrol noktalarında vs. görev alıyor.
3) Halktan oluşan güçler: Savaş başladığında bu güçler, her zaman harekete geçebilirler. Savaş olmadığı zaman bunlar “uyuyan güçler”dir. Tam teçhizatlıdırlar. Emir geldiğinde hazırdırlar. Kendi yönetimleri var.
Silah olarak tanklar, toplar, ağır silahlar var. Ama verilmiyor, çünkü tamiri zor. Daha çok orta ağırlıklı silahlar, tanklara karşı füzeler kullanılıyor. Devletin terk ettiği alanlarda yeterli silah yoktu. Daha çok “silah piyasası”ndan silah satın alıyoruz. Bazen bize karşı savaşanlardan da silah satın alıyoruz. Suriye bize karşı savaşacak durumunda değildir, de facto bir durum var. Burada, Qamişlo’da askerin varlığı semboliktir, ne bizim onları vurma amacımız var ne de onların güçleri bize yetiyor. Fakat herhangi bir saldırı olursa gereken cevabı veririz. En son Hesekê güzel bir örnektir.
YPG, devlet gittikten sonra geldi, uzlaştılar vs. deniyor... Kazanımlarımızı karalamak istiyorlar. Bugün Rojava’da binlerce kurum, kuruluş var. Tarihte ilk kez bir güç devletin dışında kendi öz gücüyle örgütleniyor. Bu değişikliklerin hepsi zihniyet devrimi değilse nedir? Bizim sorunumuz rejimledir, Kürtlerin gerçekliğini kabul etmesidir; bu gerçeklik kendi topraklarında yaşayan bir halktır, o halkın kendi kendini yönetmesidir. Esad kişiliği ile sorunumuz yok. İsteklerimizi kimin yerine getirdiği bizim için önemli değil, esas sorunu zihniyete karşı çıkanlar oluşturmaktadır. Kürtlerin haklarını tanıyan kişi Suriye için de yararlı olacaktır. Diğer halkların hakkı da tanınır o zaman...
YPG’de Kadın kotası yüzde 35. Özgün örgütlemesi var, YPJ. Farklı insanlar katılıyor. Bazı yerlerde daha çok kadınlar, bazı yerlerde 70 yaşındaki kadın ve erkekler savaşabiliyor. Bunun manevi değeri var. Bu, YPG’nin halkla birleştiğinin göstergesidir.
Serekanîyê köyünde katliam
Serekanîyê’de çatışma var, olağanüstü bir durum. Bu sabah IŞİD iki köyde katliam yaptı; çocukları, kadınları katletti. Öyle gösteriyor ki, birçok cephede saldırıya geçmişler, tüm taburlar hareket halinde.
Kobanê çember içinde, daha önce vahşi saldırılar vardı, fakat halkın ve YPG’nin direnişi sayesinde geri çekildiler, yoğun çatışmalı bir durumu yok. Kobanê’de çıkanlara izin var, ama girmek yasak.”
İlk proje Demokratik Özerklik
Navenda Rojava ya Lêkolînên Stratejîk-NRLS (Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi) yöneticisi anlatıyor:
Merkezimiz 2 yıl önce kuruldu, ama bir yıldır faaliyet sürdürüyor. Bu, bir stratejik araştırma merkezidir. Genel anlamda Suriye devrimi ve özelde de Kürt devrimi başladığında daha öncesinde hiç olmayan böyle bir faaliyet sürdürmeyi düşündük. Araştırmalar ve siyasi analizler çoğu kez kişisel hislere göre yapılmaktaydı.
Kürt halkının bu kuruma ihtiyacı var, çünkü tarihi boyunca bilgilendirilmediği için hep haksızlığa uğramıştır. Beyrut ve Amman’da başka merkezlerle de ilişkilerimiz var. Politika, ekonomi, toplum ve güvenlik alanlarında faaliyet sürdürüyoruz.
Ekonomi, politika, tarih üzerine komisyonlarımız var ve projeler hazırlıyoruz. Anketler düzenlendi. İlk proje Demokratik Özerklikti. Bu konu üzerine bir anket düzenledik (evet diyen, karşı olan ve tarafsız kalan sorularıyla 18-26, 25-40 ve 40 yaşı üzerinde olanlar diye insanları yaş kategorisine ayırdık). Qamişlo, Amudê, Derik, Hesekê, Serêkanîyê ve başka yerlerde ve köylerde yaklaşık 1000 kişiye sorduk. Sonuçları basına açıkladık: Yüzde 71’i özerklik sistemine evet diyor; yüzde 5’i hayır diyor. Geriye kalan kısım ise başka bir sistem istiyor.
İkinci proje ekonomi, Cizîrê Kantonunda fiyatlar ve beslenme üzerine bir çalışmaydı. Kadın bakanlığıyla birlikte boşanmış, evlenmemiş, çalışan ve çalışmayan kadınlar üzerine bir proje geliştirdik. Burada üyeler için eğitim de var; haftada bir politika, tarih, bazen edebiyat üzerine 3-4 saatlik okumalar yapıyoruz. Ayda bir Cizîrê Kantonu üzerine bir rapor hazırlıyoruz.
Dergimiz (Kürt Araştırması) Arapça yayımlanmaktadır. Politikamız, Mezopotamya olarak Esad’dan, Saddam’dan ve diğerlerinden başkalarının da olduğunu göstermektir.
Kadın hareketine büyük saygımız var, başkalarıyla paylaşmak için kadınlardan öğrenmeye çalışıyoruz. Rojava’da hemen her şey, insanlar da yeni. Pratikte her şey yeni. Ekonomide sorunlar var, çalışanlar ücret alamıyorlar. Günde 10 saat çalışmaya herkes razı değil. Bu kantonda halkın yüzde 60’ı Rojava; yüzde 20’si Barzani yanlısı ve yüzde 20’si de karışık.”
Kürt Dil, Edebiyat ve Tarih Kurumu
Eğitim veriliyor, dışa yönelik üç aylık eğitim çalışmaları var. Şu andaki süreçte öğretmenler eğitiliyor. Bu eğitim bir nevi yatılı oluyor. Yatılı olmayan devreler de var.
Rojava eğitim sisteminde değişimler: Şimdiye kadar ciddi değişim olmadı, Kürtçe dersi eğitim programına eklenmedi, eksik materyallerden dolayı bir gelişim sağlanamadı. İlk okuldan 7. sınıfa kadar programlar hazır, önceki rejimde milliyetçilik dersi vardı, onu kaldırdık, yerine demokratik ulus dersi gelecek.
Bir grup arkadaş eğitim kitabı hazırlıyor. Eski rejimin dersleri Arapçaydı. Diğer dillerde eğitim henüz gerçekleştirilmedi, program var, ama materyallerin tercümesi henüz yapılamadı.
Êfrin ve Kobanê’de akademiler var. Üniversite tartışmaları var ama daha açılmadı. Cizîrê Kantonunda akademi ve yüksek okul açıldı. Yüksek okulu açmak için hazırlık var, eğitim branşları var. Üniversite eğitimi için yurt dışından profesörler çağrılıyor.
Üniversite tartışması var, fakat zemin oluşturmamız gerekiyor, kitap basmak gerekiyor, toplumu yeniden inşa eden hareket olarak normal ülkelerdeki gibi değil, düşünsel bir yenilenme yaratmak zorunludur. Meslek sahibi insanlar var. Onlar üzerinden bu eğitimi hazırlamayı düşünüyoruz. Eğitim verecek insanları kendi yanımızda, kendi çabamızla eğiterek hazırlıyoruz. İki devre eğitim görüldü. İlkine 36 ve ikincisine de 40 kişi katıldı. Verilen dersler: Kürt dil dersi/tarihi, Toplum bilimi (Sosyoloji), Jineoloji.
İnsanlar daha önceki sistemde eğitildiler ama zihniyet devrimini önemsiyoruz. Bizim okullarımızda oluşturmaya çalıştığımız eğitim sistemiyle dini, gerici düşünceleri yıkmak istiyoruz. Abdullah Öcalan eğitimimizin temel kaynağıdır. Geçen sene APO dünyanın en etkin 100 insan arasına seçildi.
Eski okul sistemi
Daha önce Süryani, Kürt ve Arap çocukları arasında çelişkiler vardı. Bu çelişkileri yıkmak istiyoruz. Okullarda askeri disipline benzeyen oturmuş bir şekillenme vardı. Şimdi ise doğal, çocuğun kendisini daha rahat ifade edebileceği, çocuk-öğretmen arasında yoldaşça ilişkinin sağlanması için öğretmenleri psikolojik olarak eğitiyoruz. Genelde her ülkede, özellikle Ortadoğu’da tektipleştirme vardı; tek dil, tek bayrak. Şimdi her dilde eğitmeye çalışıyoruz. Özellikle Süryani dili eskiden Mezopotamya’da hakim olan dillerdendi, şimdi nadir konuşuluyor. Gelişmesi için özel önem gösteriyoruz.
Öğretilmiş erkeklik konusunda: Eskiden cinsiyetçi mantık vardı, şimdi paylaşırken bile normal bir arkadaşlık, her şeyden önce bir insan olarak görmede değişiklik var. Erkek, kadını görünce ilk olarak cinsellik aklına geliyordu, şimdi o zihinsel değişim gerçekleşti. Belediyecilik projesi var, Kuzeye gidip eğitim alabiliyoruz. Kuzeyde Kurdî Der var, onlar yardımcı oluyorlar. Kitap toplama yardımları geldi.
CIZÎRÊ
Cizîrê, Arapça bir isimdir ve “ada” anlamına geliyor. Coğrafi haritada bir ada görüntüsü veren Cizîrê, Fırat ve Dicle nehirleri arasında bulunuyor. Doğusun da, tarihi bir yer olan ve zamanında tarihin merkezi olup adı stranlara (Endîwerê paytexte – başkenttir Endîwerê) konu olan Endîwerê ilçesi bulunuyor. Diğer bir tarihi yer olan “pıra Romanî” de burada bulunuyor. Cizîra Botan ile komşu olan Endîwerê’nin yüzü Cudi’ye dönüktür. Kentler, ilçeler Endîwerê’den Rojava’ya doğru sıralanırlar. Dêrik, Girkê Legê, Rimêlan, Çelaxa, Tirbespiyê, Qamîşlo, Amûdê, Dirbêsiyê, Serêkanîyê. Bunlar dışında, Güney tarafından ise Hesekê (Cizîrê resmi olarak bu isimle tanınıyor) ve Tiltemir ilçesi de bulunuyor.
Cizîrê Kantonu her yönden çok zengindir. Düz ve verimli bir toprak yapısına sahiptir. Verimliliği ile sadece Rojava değil bütün Suriye’yi doyuracak bir zenginliğe sahiptir. Örneğin; yıllardır Suriye’de elde edilen buğdayın yüzde 40’ı Cizîrê ve Rojava’nın diğer bölgelerinden elde ediliyor. Cizîrê petrol yönünden de zengindir. Savaştan önce Suriye’deki petrolün yüzde 60’ı Cizîrê bölgesinden çıkarılıyordu. Cizîrê, tarihi olarak da Kuzey Mezopotamya’da ve Altın Hilal bölgesinde yer alınıyor. Cizîrê Kontonu’nun her tarafının tarih olduğu söylenebilir. Endîwerê, Aliya Bölgesi (Dêrik’ten Tirbespiyê kadar), Qamîşlo, Amûdê, Dirbêsiyê ve Serêkanîyê çok eski zamanlardan beri yaşam merkezleri olarak biliniyor. Serêkanîyê tarihi ismi “Waşukanî” (xwaşkanî- güzel çeşme) milattan önce 1500’lerden itibaren Mitanilerin başkenti olmuştur. Tarihe derin izler bırakmıştır. Bugünde bütün zenginlikleri (toplum, kültür, dil, inanç vb.) ile yaşıyor.
Suriye Rejimi 1962’den beri Cizîrê üzerine çok derin ve stratejik siyaset yürütmüştür. Araplaştırma siyaseti ve asimilasyon başta politik projeler (Arap Kemeri), 1973’den beri pratiğe konuldu. Sistem bu projeleri ile Cizîrê’yi Kürtlerden boşaltmak istedi. Bu projeler sonucunda, onlarca Arap köyü kuruldu ve Kürtlerin toprakları ellerinden alınarak Araplara verildi. Cizîrê Kontonu’nun nüfusu, göç edenlerle beraber bir buçuk milyona yakındır. DEVAM EDECEK
İBRAHİM OKÇUOÐLU