Ekolojistler, savaşa karşı olduklarını dile getirerek Rojava'ya atılan her bombanın sivil katliamlara yol açtığını, sivil katliamların yanında binlerce canlıyı yok ettiğine dikkat çekiyor.
Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırısına sert tepki gösteren ekolojistler, savaşın tüm canlıların yaşam hakkını elinden aldığını hatırlatarak, Rojava'ya atılan her bombayla binlerce canlının yok edildiğini söyledi. Ekolojist Erol Çırak, savaşın binlerce insanın ölümüne, yaralanmasına, yerinden yurdundan edilmesine, sosyal hayatların dağılmasına, yoksulluğa ve açlığa sebep olduğunu vurguladı. Savaşın yıllarca sürecek olan travmalara neden olduğunu belirten Çırak, “AKP iktidarının Suriye’de ‘güvenli bölge’ oluşturma gerekçesiyle savaş açması tam bir çılgınlıktır. Avrupa ülkeleri savaşın hemen durdurulmasını istemektedir. Suriye'nin geleceğinin askeri operasyonlarla, savaşla değil, o topraklarda yaşayan tüm halkların kendi ülkelerinde söz ve karar sahibi olmasının önündeki engellerin kaldırılmasından geçmektedir. Plan bellidir. Kürtlerle başlayan askeri çatışma sayesinde dağılan oyların yine iktidar blokuna dönmesi, tek parti devletine karşı oluşan muhalefetin dağıtılmasıdır. Toplumun batan ekonomiyi, yağmur gibi yağan zamları, işsizliği, yoksulluğu, pahalılığı unutmasıdır. Oysa karşımızda bölgesel savaşın tekrar başlaması gibi büyük bir tehlike durmaktadır. Toplum yapılanların farkındadır ve karşı çıkmaktadır. Bu duruma derhal son verilmelidir.”
Öldürücü gazlar doğal dengeyi bozuyor
Her savaşta, o ülkenin iktisadi kaynaklarının boşa harcandığını ve aynı zamanda ekolojik dengesinin bozulmasına neden olduğunu ifade eden Çırak, o bölgenin tarihi ve kültürel yapısının da yok olduğunu ifade etti. Bombaların toprağı, suyu kirlettiğini ve tarımsal alanları verimsizleştirdiğine dikkat çeken Çırak, “Rojava'ya atılan her bomba binlerce canlının ölümüne sebep olmaktadır. Barajlar, göller, yer üstü ve yeraltı suları ağır metallerle kirlenmektedir. Ortama salınan öldürücü gazlar yaşamı altüst etmektedir. Binlerce yılda oluşan doğal denge bozulmaktadır” dedi.
Flora yok oluyor
Ekolojist Yasemin Sağlam ise, savaşın emperyalizmin en vahşi hali olduğunu söyledi. Savaşların daha fazla yakıt, enerji tüketimi ile ekosistemin yıkıcı şekilde tahrip ettiğini belirten Sağlam, “Savaş bir ekonomik beslenme şeklidir. Kapitalizmin sorun çözücüsü ve zararlı atıkların kaynağı. Savaşlar tüm canlıların yaşam haklarının elinden alıyor. Florayı katlederken, iklim değişikliklerinin de sebebi oluyor” dedi.
Endemik ve epidemik türler zarar görüyor
Bölgedeki bombardımanlar sonucunda ortaya çıkan basıncın endemik ve epidemik canlı türlerinin yok olması ve bir daha geri dönülemez tahribatlar yaratması anlamına geleceğini söyleyen Mersin Nükleer Karşıtı Platform üyesi ve Çevre Mühendisi Cihan Ersoy, “Bu zarar sadece bombanın patladığı bölgelerle de sınırlı kalmıyor. Bunun yanı sıra küresel zararları da olacaktır. Bomba ‘canlı, insan, bitki ölsün’ diye ayırmıyor. Bu tür girişimler geleceğe yapılmış en büyük kötülüktür” diye belirtti.
“Süren savaşta bölgenin uğradığı ekolojik tahribatların şu an tespit edilmesi imkansızdır” diyen Ersoy, “Her an bir yanınıza bomba düşebilir, vurulabilirsiniz. Dolayısıyla inceleme yapma imkanı yok” diye dile getirdi. Çözüm sürecinin devam ettiği dönemdeki bölgede yapılan ekolojik incelemeleri anlatan Ersoy, “Çatışmasızlık sürecinde Anadolu’dan bölgeye inceleme yapılmaya gidildi. Endemik ve Epidemik canlı türlerinde artış gözlenmişti. Otlu kirpiler, bölgedeki engerek yılanlarının çoğalması gözlemlenmişti. Bunun etkisinin ne olduğu hangi canlı türlerinin tekrar üremeye başladığı araştırılırken, tekrardan çatışmalı süreç başladı ve bu çalışmalar yarım kaldı” ifadesinde bulundu.
Su dağıtım tesislerine saldırı yapılıyor
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Komisyonu üyesi Yağmur Yurtsever de, “Rojava Devrimi’ne bu saldırı ve Rojava topraklarına yönelik bu işgal başladıktan bir kaç saat içinde, tüm savaşlar olduğu gibi başta çocuk ve kadın olmak üzere sivil ölümler yaşandı. Bununla birlikte çocuk parkının bombalanması gibi savaş suçlarına şahitlik ettik” diye konuştu. Yurtsever, “Bu işgal harekâtı bölgenin demografik yapısı değiştirme niyetiyle yapılmıştır” diye belirtti. Savaşların sivil katliamlara ve yaşam alanlarında derin tahribatlara sebep olduğunu vurgulayan Yurtsever, “Cizre ve Dersim’de operasyon adı altında ormanların içindeki tüm canlılarla birlikte yakılıp, kül etmekten geri durmayan militarizmin işgal kapsamında hastanelere, su dağıtım tesislerine, kentlerin yaşamsal fonksiyonları olan alt yapı sistemlerine doğrudan verdiği zararları uzun yıllardır görüyoruz. Bunun başta sivil halklar olmak üzere yaşama karışı bir saldırı olduğunu dile getirmek gerek. İşgal edilen bölgeleri yaşam sürdürülemez, yeniden yaşam kurulamaz hale getirmek isteyen militarizmle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Barış demekten vazgeçmeyelim
Munzur Koruma Kurulu Başkanı Hasan Şen ise saldırının kabul edilebilir bir yanının olmadığını söyledi. “Biz, barışa uzanan yolun asla savaşmaktan geçmediğini biliyoruz” diyen Şen, “Bu uğurda her gün ölsek, yaralansak, cezalandırılıp hapislerde çürümeye bırakılsak da barış istemekten vazgeçemememiz gerektiğinin farkındayız. Üstelik bugün tanıklık ettiğimiz savaş, o bildiğimiz, emperyalist kapitalizmin masa başında sömürmek amacıyla paylaşamadığı alanlar için uzlaşamama halinde başvurduğu bir seçenek olmanın bile çok uzağındadır” diye belirtti. Şen konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Savaşı çıkaranlar ‘milli-ulusal’ değerlerden söz ediyorlar. Gençlerin, kadınların, erkeklerin, sivillerin, çocukların, masumların öldüğü, toprakların, suların zehirlendiği savaşlar hangi milletin hangi ulusun çıkarına olabilir? Can kayıplarını ve bu muazzam yıkımları milli ve ulusal değer olarak tanımlamak ancak kapitalizm gibi şizofren bir sistemde mümkün olabilir.”
Toprak zehirleniyor
Aynı zamanda Kadıköy Demokrasi Meclisi üyesi olan Ekolojist Koray Türkay, bugün Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırısının büyük ekolojik yıkımlara sebep olduğunu söyledi. Türkay, “Savaşlarda kullanılan bombaların içerisinde kimyasallar vardır. Son derece toprağı zehirleyen, o toprakta herhangi bir şeyin artık sağlıklı olarak yetişmesini olanaksız kılan, insanlığa karşı, kimyasallarla ortaya çıkan maddelerdir. Bombalar, silahlar insan yaşamını ortadan kaldırdığı gibi geleceği de ortadan kaldırıyor” diye belirtti.
Ekolojistler savaşa karşı durmalı
Bölgedeki ekolojik yıkımların yeni olmadığını, daha önce de Kürt illerinde, Kürt halkının yaşadığı bölgelerde çok ciddi yıkımlara yol açıldığını söyleyen Türkay, şunları ekledi: “Savaş uçakları ile ormanlar bombalandı, ormanlar yakıldı. Yine bu bombalar ile ortaya çıkan zehirli kimyasallar, toprağa ve suya karışıyor. Bölgedeki insanların o anda yaşamlarını etkilemiyorsa bile sonrasında kanser olarak yaşamlarının ortadan kalkması niyetli bu saldırılar bütün bir geleceği yok etme arayışında. Dolayısıyla doğa mücadelesi yürüten, ekolojistlerin en başka karşı durması gereken şey savaştır. Savaşa karşı durmadan bir çevre mücadelesi yürütmek söz konusu değil. 'Savaşın karşısında durmak bugün halihazırda yürütülen çevre mücadelelerine zarar verir' şeklindeki bir bakış açısı daha baştan mücadleeyi kaybetmek demek. Bunlar birbirinden ayrılmaz bir bütündür” diye konuştu.
HABER MERKEZİ