Şimdilerde Rojava’da kadın olmak, bütün dünyada kadın olmanın adı oluyor, orada dökülen gözyaşları bütün dünya kadınlarının yanağını ıslatıp yüreğine damlıyor. Kadınlar Rojava’da bütün insanlığın gözü önünde kaçırılıyor, tecavüze uğruyor, kardeşlerinin başlarının kesilmesine tanık oluyor. Camilerde Kürt kadınlarına tecavüz edilmesinin helal olduğu anonsları yapılıyor. Hangi Allah’a inanıp bu fetva verilebilir ki… Hangi Allah böylesi bir talimatın sözcüsü olabilir ki? Savaşı kutsallıklara büründürüp en çirkin eylemler yapılarak Allah’a sığınılıyor, ya başı kesilen, tecavüze uğrayan kime sığınsın, kime inansın, kimden yardım dilensin?
Biz bu yangının neresindeyiz diye soranımız oldu mu? Bu insanlığa sığmayan eylemlere maruz kalan Rojavalı bir kadın gibi hissedebiliyor muyuz kendimizi bu vahşet sadece Kürt kadınlarına mı yapılıyor, hayır aslında kendine insanım diyen her insan bu vahşetten payını alıyor, fakat şimdi bazı insanlar bu fikri sesli dile getirmenin bir yararı olduğunu düşünmüyor.
Güncel çıkarlar bu tarihi günahı görmezden gelmenin referansı oluyor. Bu savaşı görmezden gelenler, ateşin düştüğü yeri yakmasını izliyor. Oysa savaşın yarattığı günahlar sadece bir yeri yakmakla sınırlı kalmıyor, kurbanların adı değişiyor ama bu ateş hep aynı acı ile yakıyor. Bu gün Kürt kadınının kapısındaki ateş yarın dünyanın herhangi bir yerine sıçrayacak. O zaman bu savaş vampirlerinin hep aynı dilden konuştuğunu, toprağa el atanın, toprağı işgal edenin asıl amacının kadını işgal etmek olduğu anlaşılacak ama o zaman insanlık geç kalmış olacak.
Rojava’da Kürt kadınlarına yapılan, yaşatılan acı, özgürlüğe adım atan bir halktan intikam alma harekatıdır. Rojava devrimini, bir halkın uyanışını hazmetmeyen iktidarcı güçler, kuduz olmuş köpekler gibi hırlayarak her değere saldırmayı marifet biliyor. Sistem uşaklığını yapan bu iktidarcı güçlerin uzlaştığı nokta bütün çirkin hırslarıyla Rojava’ya saldırmak oluyor. Rojava’ya ve bütün insanlığa yapılmak istenen her şey şimdi ilk etapta kadına yapılıyor. Bilinmelidir ki şimdi insanlığımız Rojava’da sınanıyor. Ve oradaki kadınlar hepimiz yerine acı yaşıyor. Bu gün onlara yapılanı çıkarlarımız gereği görmezden gelirsek, yarın bize yapılacak olanlara itiraz edecek eşimiz dostumuz kalmayabilir. Rojava devrimine saldıranlar, kadınların ve halkların özgürlüğüne saldırıyorlar, onları ‘Allah Allah’ naraları eşliğinde öldürmeye ve tecavüz etmeye koşullayan tek güç var, o da özgürlükten ödü patlayan kapitalist sistemdir.
Her kılıfa giren iktidarcı sistem bu gün Rojava’da yarın başka yerde olabilir, ama hepimiz her halükarda Rojava’da bir kadınız. Orada her Kürt kadınına, her Kürt insanına yapılan insanlığın ve kadınlığın özgürlükçü özüne yapılıyor. Onlar şahsında içimizde var olan adalet ve özgürlük tutkusuna vuruluyor, yarın biz baş kaldırmayalım diye bu gün onlar öldürülüyor. Biz nereye gidersek gidelim, nereye saklanırsak saklanalım Rojava’da kadınız…
Rojava’da atılan bir kadın çığlığı yüreğimize değmiyorsa ve biz hemen yanı başında olduğumuzu hissettiremiyorsak bizden çok şey eksilmiş demektir. Biliyoruz ki özgürlüğün bedelini ilk kadınlar ödüyor ve bu yolda kadınlar kol kola olmalıdır. Ve her birimiz Rojavalı bir kadın olduğumuzu unutmamalıyız.
Rojava’da kadın olmak