Cenevre Uluslararası İnsancıl Hukuk ve İnsan Hakları Akademisi Direktörü olan Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesörü Marco Sassoli uluslararası hukukun bir gereği olarak Rojava’nın statüsünün tanınabileceğini ve Rojava’da uluslararası bir mahkemenin kurulabileceğini söyledi. Sassoli, İmralı tecridinin insan hakkı ihlali olduğuna dikkat çekti.  ANF’den Serkan Demirel’in sorularını yanıtlayan Sassoli, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Baxoz operasyonu sırasında sağ yakalanan DAİŞ çetelerinin yargılanması için Rojava’da uluslararası bir mahkemenin kurulması yönündeki taleplerine ilişkin özetle şunları söyledi: “Öncelikle şunu belirteyim; Rojava’da uluslararası bir mahkemenin kurulması biraz karışık. BM Güvenlik Konseyi Rojava’da böyle bir mahkeme kurabilir fakat bunu yapmak zor çünkü Rusya ve Çin bunu istemez. Ama örneğin batılı güçler Almanya, Fransa, İsveç, İsviçre gibi devletler tutuklu kendi vatandaşlarını yargılamak için Rojava’da bir mahkeme kurabilir. Bu devletlerin kendisi bir mahkeme kurabilir veya uluslararası bir mahkemeye yetki vererek kendi vatandaşlarının yargılanmasını talep edebilir. Sorun şu ki; yasalar gereği bir devletten onay alınmadan o devletin topraklarında uluslararası bir mahkeme kurulması zordur. Çünkü uluslararası toplumlar halen devletler şeklinde parçalanmış ve örgütlenmişler. Bu nedenle Suriye’nin izni olmadan sadece askeri bir grup olarak tanımlanan bir bölgede (Rojava) uluslararası mahkeme kurmak zor. Belki böyle bir mahkemeyi Irak’ta kurmak daha kolay olabilir. Bu noktada benim anlamadığım neden Iraklı, Suriyeli ve yani yerel DAİŞ üyeleri ile yabacı DAİŞ’liler arasında bir ayrım yapılıyor... Kurulacak bir mahkeme sadece batılı olan DAİŞ üyeleri yargılanacaksa, o zaman o topraklarda suç işleyen Iraklı ve Suriyeli DAİŞ üyelerini kim, nerede ve nasıl yargılayacak? Bu nedenle bu yargılamanın doğru temelde yapılabilmesi için Rojava’daki yönetime yardımcı olunarak mahkemelerin kurulması sağlanabilir. Bütün bu sorumluluğun Kürtlerin omuzlarına bırakılması anlaşılır değil. Bu zorluk Kürtleri de bıktırıyor. Kimse bu noktada Kürtlere yardım etmiyor. Bu tutuklu insanların bakımı için veya kovuşturması için Kürtlere kimse yardımcı olmuyor. Bana göre en mantıklı olan Batılı her ülkenin kendi vatandaşı olan DAİŞ üyelerini almasıdır. Yaşananlar ve bu durum uluslararası toplumun bir gerçekliğidir, batının da bu yaşanan gerçeklik karşısında sorumluluk alması gerekir.”

“Uluslararası alanda statüsü tanınan bir Rojava’da böyle bir mahkeme kurulmasının önü açılmaz mı?” şeklindeki bir soruya ise Prof. Marco Sassoli şu yanıtı verdi: “Bu durumun Kürtler açısından biraz trajik olduğunu biliyorum. Uluslararası hukuk, her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkının olduğunu söylüyor ve bunu tanıyor. Şimdiye kadar Kürt halkı bu hakkını kullanamadı, normalde bu hakka sahip olması gerekir. Bu çerçevede batı, Rojava’yı tanıyabilir.”

Tecrit insan haklarının ihlalidir

Prof. Marco Sassoli Öcalan üzerindeki tecridin ise insan hakları ihlali olduğunu söyledi. Sassoli, “Sayın Öcalan üzerindeki tecridin bir insan hakları ihlali olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Öcalan’ın tutukluluğunu bir insan hakları ihlali olarak görmese de, AİHM’inde içinde olduğu Avrupa Konseyi (AK) kurumlarının Sayın Öcalan’a yönelik insan hakları ihlalli yapıldığına dönük aldığı kararlar vardı. Bu kararların tam ayrıntısını hatırlamasam da bu kurumların bu durumda bir sorumluğu var diyebiliriz.”

 

HABERMERKEZİ