
Bütün bu gelişmelere rağmen bugün yine Rojava’ya sahip çıkma ve yardım kampanyalarını canlandırmak üzerinde durmaya çalışacağım. Bilindiği gibi bir süre önce Avrupa da dahil Rojava’ya yardım kampanyası örgütlendi. Güney sınır kapısının kapatılmasına ve süren saldırı ve kumpaslara karşı Kürdistan halkında büyük bir duyarlılık oluşturuldu. Halkın baskıları ve diyaloglar sonucu Güney yönetimi sınır kapısını açtı.
Rojava Kürdistan’ın en küçük parçasıydı, ama devrimsel çalışmalarda diğer parçalara her zaman en büyük desteği veren parça oldu. Bugün bir kurtuluş şansı yakalamışken diğer parçaların da halkımınız bu bölümüne sahip çıkması ve mücadelesiyle bütünleşmesi ve onu yalnız bırakmamasi gerekir.
Güney ekonomik olanaklar açısından Rojava’ya büyük destek sunabilir. Ancak bu desteği vermek yerine orada kendilerine yakın güçleri destekleyerek, diğerlerini dışlayarak veya baskı altına alarak iktidar oyunlarına teşne bir politika güdüyorlar. Halbuki PYD dahil varolan örgütler arasında ayrım yapmadan, tümüyle dostane ilişkiler kurarak ulusal birliğe de büyük bir katkı sunabilirler. Güney yönetimi şimdi yeniden sınırları Rojava’ya kapatmış, oradaki direniş güçlerini sınırlandırmaya ve kendilerince hızaya getirmeye çalışıyorlar. Bunun pratik yansıması da kendi halkını açlığa ve yokluğa mahkum etmek biçiminde oluyor. Süreçten en olumsuz ve ağır etkilenen ise sivil halktır. Temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Suriye’de sistemin çöktüğü ve ekonomik olarak halkın sıkıntılar yaşadığı, en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan yoksun olduğu biliniyor.
İlk dönem devrimin ortaya çıkardığı coşku ve heyacanla Kürdistan halkı Rojava’ya karşı büyük bir ilgi ve duyarlılık gösterdi. Avrupa’da başlatılan yardım kampanyası yetmezliklerine rağmen iyi yürütüldü. Yardımlar halka ulaştırıldı. Ancak sınırın yeniden kapatılması özellikle Êfrîn ve Kobani’ye olan saldırılardan sonra Rojava’da durum yeniden kritik bir hal aldı. Bu merkezler biliçli bir şekilde hedeflenerek Kürtlerin elindeki bölgelerin birbirleriyle bağlantılarını kesmek ve halk hareketini boğmak istiyorlar. Saldırılar en fazla da Türkiye ile bağlantılı muhalif gruplar tarafından organize edildi.
Rojava halkı bu saldırılara karşı büyük bir direniş sergiliyor. Direnişlerinde tüm Kürdistan’ın maddi ve manevi desteklerini hak ediyorlar. Ayrıca bu halkımızın yerine getirmesi gereken tarihi ve ulusal bir görevdir. Parçalar arasında ayrım yapmamak ve direnişi heryerde sahiplenmek ve yaymak ihmal edilmemesi gerek bir durumdur. Ancak mevcut duruma baktığımızda halkta Rojava’ya karşı belli bir izleme ve gelişmeleri bekleme pozisyonu var. Bu kabule edilemez. Hızla harekete geçip Rojava’daki gelişmelere ve halkın içinde bulunduğu duruma müdahale etmek gerekir.
Başta Avrupa’daki halkımız ve siyasi birimleri yeniden başlatılan Rojava’ya yardım kampanyasına karşı daha duyarlı davranmalıdır. Kim ne yapabiliyorsa şimdi yapmalıdır. Bekleme ve seyretme zamanı değildir. Oradaki halkımız siyasi oyunların hedefinde ve saldırı altındadırlar. Kampanya çalışmaları bir coşku ve heyacanla yürümedi sıradanlaşır ve istendiği gibi hedefine ulaşmaz. Çünkü bu rutin ve zamana yayılmış bir çalışma değildir. Özel bir zamanda özel bir duruma çözüm bulmak için düzenlenen bir çalışmadır. Bu açıdan bu çalışmanın özel durumuna göre herkesin harekete geçmesi ve katkılarını yapması gerekir. Avrupa’da ekonomik, siyasi ve diplomatik açıdan yapılacak çok şey vardır. Olanaklar buna uygun. En başta da ekonomik imkanlar ülkeye göre daha iyi. Halkımızın bu katkıyı esirgememesi ve kendileriyle beraber çevrelerini de bu çalışmaya dahil etmeleri gerekiyor.
Rojava için başlatılan kampanyaya herkesin katılması ve hızla hareket etmesi zorunludur. Tavsayarak, sıradanlaştırarak halkın zor zamanlarında gerektiği gibi yanında olamayız. Kürdistan halkı şimdiye kadar direnişle, örgütlenerek ve birbirlerini sahiplenerek devrimi yükseltti. Parçalar arası sınırlar giderek aşıldı. Dört parça birbirine ve kurtuluşa yaklaştı. Özgürlük, ulusal birlik ve kurtuluş parçalardaki direniş ve birbirlerini sahiplenmeyle gerçekleşecektir.