Eğer Kuzeydoğu Suriye yönetimi ile Şam rejimi arasında yapılan anlaşma gerçekten uygulamaya geçerse, bilelim ki, bu savaş Kürt halkı açısından yeni bir mahiyet kazanmış demektir.

Rojava’yı Türk destekli DAİŞ çetelerinden özgürleştirme savaşı, bu anlaşmayla birlikte “ortak vatanı savunma” savaşına dönüşüyor.

Apocu paradigma bu alanda da bize yol göstermekte. “Ortak Vatan” Suriye’dir. Henüz tıpkı Türkiye gibi “ortak vatan” haline gelememiştir. Ortak Vatan’ın nüvesi Rojava’da “Demokratik uluslaşma süreciyle” kendini göstermiştir. Eğer söz konusu anlaşma hayata geçerse Suriye’nin bütünü de “Ortak Vatan’a dönüşme aşamasına gelecektir.

Neler olacaktır?

Ortak vatan Suriye’yi Türk emperyalizmine ve onun işbirlikçisi ve vatan haini “mülteci ordusuna” karşı savunma savaşı boyunca Suriye’deki halklar “demokratik uluslaşma sürecine” dökülen kanların kardeşliği ile girecektir. Her vurulan Alevi Arap, yanı başındaki Şafi Kürde “hakkını helal et kardeşim” diyecektir. Her toprağa düşen Sünni Arap, son anında ona su veren Ermeni’nin gözlerine kardeş gözüyle bakacaktır. Milliyetçiliği kışkırtan “kan bağı”, cephede “kan kardeşliğine” dönüşecek ve “demokratik ulus” ormanını yeşertecektir. İşgalciye karşı savaşan farklı dinlerden insanlar şöyle soracaklardır: “İbrahim, İsa ve Muhammed şimdi burada yaşıyor olsaydılar ne yaparlardı?” Cevap son nefesini vermekte olan İbrahim, İsa ve Muhammed dininden gelme savaşçılar tarafından verilecektir; “İnsanlık dini yaparlar, hepimizi Nuh’un Gemisinde tek bir demokratik ulus olarak birleştirirlerdi.”

Başka neler olacaktır?

Kürt halkı tarihi tecrübeleri asla unutmayacaktır. “Ortak vatan Türkiye” için vaktiyle İstiklal Harbi’nde vuruşup, Cumhuriyet’le birlikte “vatanını kaybeden” Kürt,  savaşın bu aşamasında BAAS’ın “ulus devleti yeniden ihya etme” eğilimine karşı ve “Ortak vatan Suriye”de eşit haklı yaşam için iki büyük önlemi mutlaka alacaktır: Kürt ulusal birliği için var güçle çalışacak ve Kuzeydoğu Suriye’de varolan öz savunma güçlerini aralıksız güçlendirecektir.

Kürt halkı bu iki önlemi alırken aynı zamanda, Apocu paradigmaları Şam rejimini destekleyen kitlelere durmaksızın anlatacak, yeni bir vatanın mümkün olduğunu, yeni vatanı kurmanın tüm Ortadoğu’da Konfederal bir ortak evde halklara özgürlük, demokrasi, yabancı müdahalelerden kurtuluş ve refah getireceğini gösterecektir. Suriye halkları Ortak Vatan’ı savunma savaşı içinde, düne kadar yüz yılda anlayamayacağı bu paradigmayı, birkaç yılda, hatta birkaç ayda kavrayacaktır.

Tekrar vurguluyorum. Eğer bu anlaşma Türk emperyalizminin ve vatan haini çetelerin saldırılarından istifade ederek, Rojava devrimini kuşatma, onu yeniden “Ulus devletin” içine hapsetme gibi sinsi amaçlar taşımıyorsa ve Rojava devrimi bu gibi muhtemel planları boşa çıkartacak önlemleri alabiliyorsa bilelim ki, yalnız savaş yeni bir aşamaya evrilmekle kalmayacak, Ortadoğu’da Konfederalizm süreci de başlamış olacak.

BAAS’ın “Arap Birliği” tecrübesi hüsranla sonuçlanmıştı. Şimdi Ortadoğu’nun önünde yeni bir perspektif var. Suriye “Demokratik Cumhuriyete” dönüştüğü gün, Irak bugünkü konumunda kalamaz. Güney Kürdistan’ın tehdit altındaki kazanımları garantiye alınır. Vaktiyle “Arap milliyetçiliği” temelinde birleşen Suriye ve Irak, bu defa “Konfederalizm” temelinde birleşme imkanına kavuşur. Bu Arap birliğinin öncüsü Mısır, böyle bir gelişmeye ilgisiz kalamaz. Nasır’ın tüm Arapları birleştirme hülyası Apo’nun tüm Ortadoğu halklarını ve özellikle kadınlarını birleştirme hülyasına dönüşür.

Bütün bu yazdıklarım “eğer…” şart kelimesinden sonra yazılmıştır.

Eğer BAAS rejimi ve Rusya bu anlaşmayı Türk işgalinden ve ona yeşil ışık yakan Trump yönetiminin askerlerini çekmesinden yararlanarak Rojava’yı kuşatmak ve devrimi boğmak gibi gizli bir amaçla yaptı iseler, önümüzde ABD-Rusya merkezli yeni bir “uluslar arası komplo” var demektir.

Varsa ne olur?

Ne olacağını Kürt halkı 1998 yılında komplonun ilk gününden bu yana biliyor.

Komploya karşı direnmek…

Birinci komploya karşı direnişin sonucunda Rojava devrimi doğdu. Şimdi ortada bir ikinci komplo var ise, bu komplodan sonra ufukta Konfederalist devrim duracaktır. Kürt tarihi her yenilgiden sonra yeniden daha güçlü doğuş tarihidir.

Kürdistan devrimi düşmanına benzemeyen bir devrimdir. Eli temizdir. Temiz kalma iradesidir. Onun temiz kalması insanlık vicdanını harekete geçirmiştir. Rojava devrimi çölde susuz kalmış insanlığın önünde bir vaha gibi sulak ve yeşil bir dünya yaratmıştır. Bu küçük vahanın cazibesi kıtaları aşmış, insan ruhunu fethetmiştir.

Bundan büyük zafer olabilir mi?

Bu zafer yeni zaferlerin habercisidir.