Rojbîn Çetin’e yapılanlarla verilmek istenen mesaj
Forum Haberleri —

Rojbin Çetin
İRFAN SABRİ AHMET
Son günlerde basına yansıyan bilgilere ve yayınlanan fotoğraflara bakıldığında tıpkı 1990’lardaki JİTEM ve Hizbul-Kontra adına yapılan işkence ve cinayetler insanın aklına geliyor. Sevil Rojbîn Çetin bir Kürt kadını, aydın-entelektüel ve siyasetle uğraşıyor. Kayyım gaspı ile görevden uzaklaştırılmış, Hakkari doğumlu bir aktivist. HDP’nin yaptığı açıklamaya göre Yerel Yönetimlerde üye ve aktif bir kişilik. İlk, orta, liseyi Hakkari’de bitirmiş, sosyoloji mezunu bir kadın.
Diyarbakır’da tek başına yaşadığı bir evde yalnız kalırken TC’nin faşist polis baskınına maruz kalıyor. Bu polis baskınında arama gerekçeli iki köpek kullanılıyor. Köpekli aramada Rojbîn Çetin’e her türlü insanlık dışı vahşi yöntemlerle köpekler saldırtılıyor. Yansıyan fotoğraflardan adeta vücudu lime lime ediliyor. Sonrasında işkence yapan sadist polisler adeta zevk alırcasına yapılan işkenceleri utanmadan basına ve kamuoyuna yansıtıyorlar.
1990’larda TC devletinin JİTEM ve Hizbul-Kontra adına yaptıkları binlerce işkence türünün aynısı. Kürtler evlerinden alınıyor ve ya kendi evlerinde kadın yada erkek, çocukları önünde her türlü işkenceden geçiriliyor. Kadın veya erkek fark etmeksizin işkence esnasında her türlü tecavüze maruz kalıyor. Hatta eşinin önünde erkek sadist yöntemlerle insanlık dışı uygulamalara tabi tutuluyor. Kadın ise erkeğinin gözü önünde tecavüz ediliyordu. Kürtler bu tip uygulamalara binlerce örnek ile maruz kaldılar. Tek gerekçe gerillaya ekmek vermesi veya olumlu konuşması.
Rojbîn Çetin silahlı değil, kırsalda yaşamıyor. Amed gibi Kürtler için sembolik olan Kürt başkentinde demokratik siyasetin, direniş geleneğinin kökleştiği ve uluslararası alanda Kürt halkının merkezi olarak bilinen milyonların yaşadığı şehirde 21.yy’da işkence ediliyor. Kürtler söz konusu olduğunda tüm siyasi eğilimlerin Amed’de mesaj vererek başladığı bir şehirde Rojbîn Çetin’e işkence yapılıyor.
AKP–MHP faşizminin varabileceği en ultra faşizmi Rojbîn Çetin’e yapılanlarda okumak gerekir. Süleyman Soysuz soytarısı, “PKK artık kadın tarafından yönetiliyor, tümü kadın olmuş” mealinde açıklamalarda bulunmuştu. Sonrası ardarda Mexmûr’da 3 kadın, Kobanê’de 3 kadın, havadan suikastlerle katledildi.
Geçmişte de Paris’te Sara, Rojbîn, Ronahî, Silopi’de de Sêvê, Pakize, Fatma adlı yurtsever devrimci kadınlar çok bilinçli hedeflenerek katledilmişlerdi. Bunların tümü AKP’yi yöneten R.T. Erdoğan liderliğinde yapıldı.
Ardı sıra Rosa Kadın Derneğine, TJA aktivistlerine ve en son Kürt Halkı için sembolleşen Leyla Güven’e farklı yöntemler aynı zihniyet ve anlayışla saldırılar oldu. Saldırıların tümünün hedefinde Kürt kadını, yurtsever ve devrimci kadınlar vardı.
Rojbîn Çetin’e yönelik saldırı ve işkence bunların bütünü olmaktadır. Kürtsen hele Kürt kadını isen sana verilecek tek hak var, AKP–MHP’nin polis, bekçi ve askerleri tarafından sadistçe işkence yapılma hakkı, “ya düşüncelerinden, eylemlerinden vazgeçersin ya da Sana hak olan insanlık dışı işkenceler yaparım” denilmektedir.
Hatta HDP veya bu eksende yapılacak tüm muhalif siyasetleri düşünce ve eylemlerinizden vaz geçmezseniz size köpek saldırtırız, işkence yaparız, fiziki olarak maraz ve özürlü hale getiririz, imha ederiz mesajları Rojbîn Çetin olayında mevcuttur.
1980’lerde Amed zindanında Kıbrıs’ta NATO gladyosu tarafından eğitilen Esat Oktay Yıldıran adlı yüzbaşının devrimcilere, yurtseverlere köpeği Co ile yaptığı işkencelerin birebir aynısı Rojbîn Çetin’e yapılmıştır.
“Türkçe Konuş Çok Konuş”, “İstiklal Marşı Oku”, “Ben Türküm de” anlayışını ret eden istisnasız her devrimci yurtsevere Esat Oktay Yıldıran Co adlı köpeği ile sadistçe işkence yapmıştır.
Esat Oktay ve onun başkomutanı Kenan Evren’in akıbetini bilmeyen yok. Fark nedir, Esat Oktay Yıldıran zindan gibi kapalı bir mekanda bu işkenceleri yapıyordu. Fakat AKP–MHP polisi milyonların önünde hiç utanmadan adeta zevk alırcasına bu işkenceleri yapıyor.
Rojbîn Çetin’e yapılanlar sonrası insanlık, toplum, halklar gibi önemli kavramların ötesinde hangi Türklük veya Kürtlük bu uygulamaları kabul edebilir. Ahlak, politika, etik-estetik bu kadar nasıl kirletiliyor. Silahsız, savunmasız üstelik kadın olan bir insana hangi etik değerler böyle işkence yapma hakkı veriyor. Bu tamamen AKP–MHP’nin özgür Kürt ve Özgür Kadın için çok planlı yürüttüğü tasfiye etme, imha etme siyasetinin somut pratik ifadesi oluyor. AKP–MHP iktidarının bırakın halklar, toplum, kamuoyu hiçbir bireyin karşısında da meşrutiyeti kalmamıştır.
Rojbîn Çetin olayı herkes için öğretici ve son olmalıdır. AKP–MHP iktidarına karşı mücadelede devletten, devletin anayasa ve yasalarından, hukuktan bir şey beklemek safdillik olmaktır.
Her Kürt, her yurtsever, her devrimci kendi öz savunmasını mutlaka örgütlemeli, AKP–MHP’nin polis, bekçi, asker ve kontraları karşısında meşru savunmasını yapacak tarzda eğitim, örgütleme ve güvenlik tedbirlerini sürekli bir yaşam tarzı haline getirmeli.
Rojbîn Çetin’e yapılanların intikamını da namuslu, şerefli ve gururlu Hakkarili, Vanlı gençler veya Amed’in cesur gençleri mutlaka alabilmelidir.
AKP–MHP’nin polis, bekçi, asker ve kontralarına karşı meşru savunma, öz savunma temelinde tutum geliştirilmezse salt demokrasi, barış söylemleri ile sonuç alınamayacağı anlaşılmıştır.







