Rojbîn, Leyla ve Sakine iki yıl önce tam da bu zamanlarda, Paris'in kalbinde, başlarına kurşun sıkılarak, soğukkanlılıkla öldürüldü.
Tam biz bu katliamın yıldönümünü konuştuğumuz anda ise karikatür dergisi Charlie Hebdo, yine Paris'in kalbinde saldırıya uğradı: 12 ölü ve birçok yaralı.
Bu saldırılar karşısında yaşadığımız dehşet büyürken diğer taraftan saldırı bizim için kelimelerle anlatılamayacak bir acı bırakıyor.
2013 yılında üç Kürt kadın katledildiğinde ben ülkemin adaletine güveniyordum. Bugün ise iki yıl geçmesine karşın hiçbir gelişme olmaması nedeniyle Sakine, Leyla ve Rojbîn için adalet talep eden insanlarda adalet konusunda oluşan şüphe zemin buluyor.
Olaydan birkaç gün sonra hemen şüpheli olarak Ömer Güney hızlı bir şekilde tutuklanıp hapse atılmıştı. Olayın gelişme biçimi kısa bir sürede ortaya çıktı. Fakat yakalanan katil zanlısı Ömer Güney'in -ki şimdiye kadar masum olduğunu iddia ediyor- bu olayda sadece tetikçi olduğu açığa çıkıyor. Yani soru şu: Talimatı verenler, bu cinayetin arka planındakiler kim?
Bu konuda Fransa adaleti iki yıldan fazla bir süredir yerinde sayıyor. Adalet çabaları, birçok kurumsal engele takılıyor. Basında çıkan birçok habere göre Türk Gizli Servisi'nin olayın içinde yer aldığı yüzde yüz açık olmasa da çok büyük ihtimalle mevcut olan bir gerçektir. Fakat burada kendimize soracağımız bir soru daha var: Neden cinayet zanlısını takip altında tutmalarına rağmen dosya ile ilgilenen hakim Fransa Gizli Servisi'nden bilgi alamıyor? Neden ilgili Fransa bakanlıkları gizli servisin elinde bulunan bazı bilgileri soruşturmanın geliştirilmesi için paylaşmıyor? Fransa kurumlarının bu davranış biçiminin (ya da tedbirinin) 2011'in Kasım ayında o dönem İçişleri Bakanı olan Claude Geon'la Türk devleti arasında imzalanan güvenlik anlaşmaları sonucu olmadığını nasıl söyleyebiliriz?
Söz konusu güvenlik anlaşması, bugün halen yürürlükte ve Kürt militanların yakalanması hatta hapise atılmasında kullanılıyor. Onlarca Kürt, çoğu zaman Türk birimlerinin vermiş olduğu bilgiler çerçevesinde (onların terörizm teriminin ne kadar yüzeysel olduğunu da hatırlatmak gerekiyor!) yakalanıp tutuklandı. Tabii ki PKK'nin Avrupa Birliği'nde terör örgütü listesinde olması da Kürtlere yönelik bu keyfi uygulamaları kolaylaştırıyor.
Aslında Kürt sorununu takip eden unsurlar, PKK'nin terör örgütleri listesinden çıkarılmasının kaçınılmaz olduğunu görebilirler. PKK bu listede tutulduğu sürece devlet güçleri ile örgüt arasındaki barış görüşmelerinin de ciddi bir inandırıcılığı olmaz.
Diğer taraftan iki ülke (Fransa ve Türkiye) arasında hukuk anlamında bir anlaşma (mesela güvenlik anlaşması) ancak iki ülkede de aynı demokrasi ve insan hakları standartları uygulanıyorsa geçerlidir. Halbuki Türkiye'de insan hakları sorunu çok ciddi boyutta. Maalesef Rojbîn, Leyla, Sakine'nin katledilmesi de bunun açık ve üzücü ifadesidir.
Bir kez daha açıkça ortaya çıkmaktadır ki politik, stratejik veya sadece ekonomik çıkarlar, her şeyin üstünde tutulmakta. Recep Tayyip Erdoğan'ın 2014 yılının altıncı ayında Fransa devlet güçlerinin en üst düzey temsilcileri tarafından karşılanması da bunun bir başka açık örneğidir. Bu çerçevede adaletin iyi işlemesi pek de ağır basmıyor.
Fransa devleti sessizliğinden çıkmak durumundadır. Devlet sorumluları gereken tüm kararları alarak cinayet dosyasında hakimin gerekli bütün bilgi ve belgelere ulaşabilmesini sağlamak durumundadır. Fransa devlet güçleri, mağdurların aileleriyle görüşmelidir. Ki zaten bu tür durumlarda genelde bu yapılmaktadır.
Son aylarda uluslararası durum bir kez daha Kürt halkının cesaretini herkese göstermiştir. Kürt direnişçiler, DAİŞ barbarlarına karşı en ön saflarda hem Irak'ta hem de Suriye'de -özellikle Kobanê'de- kahramanca direnmektedir. Bundan dolayı her zamankinden daha çok Kürt halkının yanında yer almak gerekiyor; Kürt halkının kimliğinin tüm boyutlarıyla tanınması için gerekeni yapmamız gerekiyor. Bunu yaparken aynı zamanda Rojbîn, Leyla, Sakine'nin anısına sahip çıkmış ve ailelerinin de adalet ve aydınlığı elde etmesini sağlamış oluruz.
* Fransa Sol Parti Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili, AP Kürt Dostluk Grubu Üyesi