- Rojhilat güçlerinin, İran'daki savaşa neden katılmadığına dair spekülasyonlar sürüyor. Hazırlığın ve kısmi hareketlenmenin olduğu açık, ancak 'durun' butonuna nasıl basıldığı gizemini koruyor.
THE NATIONAL CONTEXT
ABD ve İsrail, 2026 İran savaşının ilk günlerinde ikinci bir cephe açmaya hazırlanıyordu. Tasarım, birkaç günlük yoğun hava vuruşlarının ardından sürekli hava desteği altında Başûrê Kurdistan'dan İran’ın batısına doğru bir Kürt kara ilerleyişiydi. Mart'ın ilk haftasında plan ileri konuşlanma aşamasına gelmişti. İran Kürt grupları sınır yakınında toplanmış, ön unsurlar geçmiş, bir koridor bombalanarak temizleniyor ve pêşmerge gücü Hecî Umran'da sınıra kadar ilerlemişti. Ana birlikler ise geçmedi. İsrail medyasına göre; geçiş harekâtı, ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’nin doğrudan baskısı üzerine yetkiyi geri çekmesiyle, icra aşamasına saatler kala durduruldu. Şekillendirme vuruşları devam etti; kara unsuru ise harekete geçmedi. Planın varlığı artık tartışma konusu değildir. Tartışmalı olan, planın ne kadar ileri gittiği, kimin tarafından ifşa edildiği ve ilerleme emri verilmeden önce neden bu kadar çok detayın basına yansıdığıdır.
Kara bileşeni, Mossad Direktörü David Barnea’nın 11 Şubat’ta Başbakan Netanyahu’ya ve video bağlantısıyla Beyaz Saray Durum Odası’nda Trump’a sunduğu daha geniş bir rejim değişikliği konseptinin parçasıydı. Tasarım, yoğun bir hava kampanyasının İran’ın liderliğini ve iç güvenlik aygıtını zayıflatmasından sonra Kürt güçlerinin Irak’tan gireceği, diğer azınlık güçlerinin paralel hareket edeceği ve İsrail destekli mesajlaşmayla güçlendirilmiş bir muhalefet ayaklanmasının takip edeceği varsayımına dayanıyordu. Hava gücü ilerleyişi koruyacaktı. Ertesi gün Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve CIA Direktörü John Ratcliffe gibi üst düzey ABD yetkilileri itirazlarını bildirdi; Ratcliffe’in taslağı “uygulanamaz” olarak nitelendirdiği aktarıldı. Trump, 26 Şubat’ta ilerleme kararı verdi. Vuruşlar 28 Şubat’ta başladı. 22 Şubat’ta 5 İran (Rojhilatê Kurdistan) Kürt partisi, İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu adıyla ortak bir cephe ilan etti. Kısa süre sonra bir parti daha katıldı. Bu birleşme, Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), PDKI, Xebat ve Komala gibi oluşumları bir araya getirdi. Amacı ortak bir pozisyon belirlemek, harekât sektörlerini bölmek; Hewlêr, Washington ve Tel Aviv ile koordinasyonu sağlamaktı. Savaş başladığında ortak harekât odası henüz kurulma aşamasındaydı; bu da ittifakın siyasi olarak mutabık, ancak askeri olarak entegre olmadığı anlamına geliyordu.
Konsept aşamalı olarak ilerleyecekti: Rotayı temizlemek için yaklaşık 100 saatlik hava harekâtı, ardından kara aşaması. Vuruşlar, 28 Şubat’ta başladığına göre, planlanan geçiş Mart'ın ilk günlerine denk geliyordu. Hecî Umran’daki yığınağın gözlemlendiği 4 Mart tarihi ve ifşaatların patlak verdiği dönem de aynı çerçevedeydi.
Savaştan aylar önce
Operasyonun ne kadar ileri gittiğini anlamak isteyen The National Context (TNC), uzun vadeli hazırlıktan emrin gelmediği ana kadar fiziksel sıra olarak takip etti. Buna göre; savaştan aylar önce Kürtler, ülkenin batısında gizli ağlar kurdu, Devrim Muhafızları (IRGC), polis ve sınır muhafızlarının hareketlerini izliyor, kaçakçılar ve sempatizan sınır görevlileri aracılığıyla sınır ötesi rotalar işletiyordu. Starlink terminallerinin vuruşlardan önce sokulduğu, güvenlik tesislerine dair hedef bilgilerin İsrail ve ABD’ye sağlandığı belirtiliyor. Bu sayede operasyon, tüm savaşçıları tek bir gecede tek bir geçitten geçirmeye bağlı değildi. Keşif timleri, yerel irtibatlar ve iletişim altyapısı Şubat'tan çok önce yerindeydi.
Üç katmandan oluşan güç
Hareket edecek kuvvet üç katmandan oluşuyordu: Küçük gizli kadrolar zaten İran içindeydi. Ana sınır ötesi unsur, Başûr'daki İran Kürt gruplarıydı; hafif donanımlı, pikap ve dağ yollarına bağımlıydılar. Arkalarında pêşmergeler, Irak tarafını tutacak, yolları, sınır köylerini, ikmal hatlarını ve tıbbi tesisleri güvence altına alacaktı. Birleşik Kürt sürgün güçlerinin yaklaşık 3 bin ila 8 bin arasında olduğu tahmin ediliyordu; bunların yalnızca bir kısmı ilk dalgaya katılabilirdi. Savaş öncesi haftalarda yüzlerce Kürt savaşçının Irak’taki kamplardan sınıra doğru hareket ettiği bildirildi. İsrail medyasının da yer verdiği bir Türk kaynağı bu sayıyı yaklaşık 500 olarak verirken, sahada güvenilir bir kaynak The National Context’e sayının bine yakın ve iyi eğitimli olduğunu söyledi. Bu, kitlesel bir taarruz yerine keşif partilerinin ve savaşçıların gizli dağ mevzilerine sızmasıyla uyumludur. Daha sonra ortaya atılan “binlerce kişinin taarruza geçtiği” iddiası ise görünür ve kalıcı çatışmalara yol açardı.
İlk vuruşların belirlediği hat
28 Şubat’ta başlayan vuruşlar, Tahran’ın bir sızmayı tespit etmek ve bir ayaklanmayı bastırmak için kullanacağı kurumlara yoğunlaştı: İran İslam Devrimi Muhafızları garnizonları, Besic üsleri, polis ve istihbarat binaları, sınır muhafız komutanlıkları, haberleşme düğümleri ve hava savunma mevzileri. Reuters, ilk günlerde en az 20 yerel güvenlik tesisine vuruş yapıldığını ve Mart sonuna kadar Kürt nüfusunun yoğun olduğu kuzeybatı İran’da yaklaşık 140 vuruş gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Planlanan eksen, Irak tarafındaki Hecî Umran’dan Tamarçin üzerinden Pîranşar’a, oradan da Urmiye’ye giden yollara yakın, güçlü Kürt nüfusuna sahip Oşnaviye kasabasına uzanıyordu. Kaynaklar burayı ilk hedefler olarak tanımladı. Bu hattın tutulması, Irak’tan ikmal edilen bir sınır kuşağı oluşturacaktı; diğer gruplar ise daha güneyde Bene ve Merîvan civarında harekât yürütecekti. İsrail haberlerine göre, bu spesifik rotayı temizlemek için ayrılan hava gücü planın çok gerisinde kaldı; bir rapora göre hedeflerin yalnızca küçük bir bölümü gerçekten vuruldu.
The Economist'in haberi
Operasyonun ne kadar ilerlediğine dair en net fiziksel kanıt, The Economist muhabirinin 4 Mart’ta Hecî Umran’dan verdiği haberden geliyor. Haber, sınır yolunda zırhlı kolları, yüzlerce pêşmergenin işaretsiz beyaz otobüslerle gelişini, savaşçıların yakın köylere dağılmasını, komutanların İran tarafını izlemesini ve bir hastanenin bir gecede kışlaya dönüştürülmesini kaydediyordu. Muhtemel görevler yol ve geçiş noktasını güvence altına almak, geriyi sızmalara karşı taramak, toplanma alanlarını ve ikmal hatlarını korumak ile yaralıları karşılamaktı. Bir hastanenin bir gecede kışlaya çevrilmesi, kısa süreli bir devriye için değil, daha fazlası için hazırlık yapıldığını gösteriyordu. Duruş kasıtlı olarak çift kullanımlıydı: İlerleme olursa taarruz koridorunu güvenceye alır; iptal olursa “sınır savunması” olarak sunulabilirdi.
Basın planın parçası mıydı?
Yabancı gazeteciler de öne çıkarıldı. İsrail haberlerine göre; gazeteciler, planlanan saldırı birliğine katılmış komutan ve savaşçılarla röportaj yaptı; geçişin birkaç gün içinde gerçekleşeceği bilgisi verdi. Geçiş görüntüleri, ele geçirilen sınır karakolları, firarlar ve sivillerin savaşçıları karşılaması, momentum yaratmak ve İran halkına devletin kontrolü kaybettiği sinyalini vermek için tasarlanmıştı. Basın, planın bir parçasıydı.
İran'ın tedbirleri ve Türkiye
İran, bunları tamamını stratejik olarak bekliyordu. Geçişleri kısıtladı, Kürt bölgelerini takviye etti, askeri güçlerini sivil binalara dağıttı, Devrim Muhafızları birliklerini sınıra kaydırdı ve Federe Kürdistan Yönetimi'ni doğrudan tehdit etti. İran istihbaratının yığınağı tespit ederek bunu Türk istihbaratına ilettiği bildiriliyor. 6 parti, yüzlerce savaşçı, otobüsler, gazeteciler ve yerel katılımcılarla yürütülen çabanın büyüklüğü, gizlenemeyecek bir iz bırakmıştı.
Fox'un ifşası ve Türk tazyiki
Aynı dönemde operasyon basına hızlı bir şekilde yansıdı. Axios, Trump’ın Kürt liderler ile görüşmelerini haberleştirdi. Sonraki haberler CIA’nin Kürt güçleri silahlandırma çabalarını, savaşçıların sınıra hareket edip emir beklediğini ve vaat edilen Amerikan hava desteğini aktardı. Fox ise yalan bir haberle büyük sayıların zaten geçtiğini iddia etti. Bu son haber, bir sınır ötesi saldırı haline getirerek siyasi durumu değiştirdi ve tüm aktörleri kamuya açık yanıt vermeye zorladı. Türkiye, zaten medyadan bağımsız olarak yığınaklaşmayla ilgili istihbarata sahipti. Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 3 Mart’ta Nêçîrvan Barzanî, 4 Mart’ta Mesrur Barzanî ile görüştü; her iki Kürt lider de kamuoyunda istikrar vurgusu yaptı. Türkiye, Barzanî ve Talabanileri katılım konusunda uyardı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan operasyonu doğrudan Trump ile görüştü; bir Kürt ilerleyişinin Türk güvenliğini tehdit ettiğini ve daha geniş bir çatışmaya yol açabileceğini savundu.
Trump, Kürtleri istemedi
Veto geldiğinde koridor ateş altındaydı, gruplar sınır yakınında toplanmıştı, ön unsurlar İran içindeydi ve pêşmergeler Irak tarafındaki arka cepheyi tutuyordu. Birlikler hava desteği garantisi ve harekât emri bekliyordu. İsrail haberlerine göre; geçiş, icra aşamasına saatler kala durduruldu. Trump yetkiyi vermedi, tam hava destek paketi sağlanmadı ve ana kuvvet geçmedi. Pêşmergeler ileri mevzilerden çekildi, Rojhilat birlikleri kamplara ve dağ mevzilerine dağıldı, Federe Kürdistan ise konuşlanmasını “sızmalara karşı tedbir” olarak açıkladı. İran ve müttefiki milisler daha sonra Başûr'daki Kürt üslerine yönelik vuruşları yoğunlaştırdı; savaşçılar taarruz hazırlığından insansız hava aracı ve füze saldırılarına karşı hayatta kalma moduna geçti.
İstemeyenlerin iş birliği
Klasik bir özel operasyon, ana kuvvetten tek bir askerin bile geçmesinden önce bu kadar yüksek hacimli ifşaat üretmezdi. Görülen tablo, Washington’da ve muhtemelen Hewlêr’de, kısmen sızdırmalar yoluyla yürütülen bir iç mücadeleye işaret ediyor. Bazı ifşaatlar, Türkiye, Irak ve İran tepkilerini tetikleyerek operasyonu durdurmak isteyen yetkililerden gelmiş olabilir. Diğerleri ise operasyonu geri dönüşsüz kılmaya çalışan destekçilerden kaynaklanmış olabilir; İran içinde savaşçıların zaten olduğu haberlerinin Washington’u hava koruması sağlamak ya da onları terk etmek arasında baskı altına alacağını hesaplamışlardır. Fox’un kaynağının kimliği açıklanmadığı için niyet tespit edilemiyor, ancak sahte “geçiş” haberi en siyasi olarak hassas anda gelmiş ve kalan inkar edilebilirliği ortadan kaldırmıştır.
Vance, Erdoğan'a iletti
Maariv’de önce çıkan ve sonra başka yerlerde yer alan İsrail istihbarat kaynakları, Beyaz Saray yetkililerinin (birkaçı özellikle Vance’i işaret ederek) planı Erdoğan’a ilettiğini, böylece operasyon başlamadan Trump’a ulaşmasını sağladığını iddia etti. Vance’in basın sözcüsü Luke Schroeder, iddiayı kesin olarak yalanladı. Burada üç iddia ayrılmalıdır: Vance’in plana karşı olduğu kanıtlanıyor. Bir sızmanın Türkiye’nin zamanında müdahalesine yardımcı olduğu, İsrail’in sonradan yaptığı haberlerle teyit ediliyor. Vance’in şahsen planı Erdoğan’a ilettiği ise kanıtlanmadı. Zaten Erdoğan’ın buna ihtiyacı yoktu: İran istihbaratı yığınaklaşmayı tespit edip Ankara’ya iletmişti ve Türkiye’nin Barzanî ve Talabani liderlikleriyle kendi doğrudan kanalları vardı.
Artık şüphe götürmeyen tek şey, gelişmiş bir operasyonun var olduğu, sınırına ulaştığı ve Washington’daki bir kararla eşikte durdurulduğudur.