- Tarihi, anayasayı, yasaları, hatta kutsal kitapları bile erkekler kendi işine göre yazmıştır. Demokrasi evden başlar; evde demokrat olmayan hiç kimse demokrasiden söz etmesin.
MAHMUT KAYA
Dünyamız, birkaç silah üreticisi firma tarafından resmen teslim alınmış durumda. Varşova Paktı dağıldıktan sonra NATO'nun varlık gerekçesi kalmadı. NATO'nun rakipsiz olduğu hâlde varlığını devam ettirmesi, tüm insanlık için bir tehdittir.
Trump'ın NATO üyesi ülkeleri daha fazla ödeme yapmaya zorlaması, mafyavari bir yaklaşımdır. Trump, esir aldığı ülkelere resmen şantaj yapıyor. Silah üretiminde rakipsiz olan ABD, istediği fiyata satış yapabiliyor. Bu durum, ABD Anayasası'na aykırıdır, çünkü kapitalist sistemin temel ilkelerine ve ABD'deki tekel karşıtı yasalara aykırıdır.
ABD'nin sanki İran'a karşıymış gibi sergilediği sözlü ve silahlı saldırıların sahte bir durum olduğunu düşünüyorum, çünkü ABD'nin İran'a ihtiyacı var. Dikkat edilirse ABD, her dönem Arap ülkelerine İran'ı tehdit olarak gösterip trilyonlarca dolarlık silah satıyor. ABD, Araplara "Ben olmazsam İran sizi işgal eder" diyerek şantaj yapıyor. İran da bu durumdan memnun, çünkü İslamcı rejim, iktidarını sürdürebilmek için mutlaka bir düşmana ihtiyaç duyuyor.
İşin ilginç yanı ise varlık gerekçesi savaş olanlardan barış isteniyor. İşte Kürt ve Kürdistan sorunu yüzyıldır sürüncemede bırakılıyor; sorun resmen çözülmek istenmiyor. Ehliyet ve diplomanın parayla satıldığı bir toplum ve ülke düşünün! Burada asıl suçlu toplumun kendisidir. Dolaşıp geldiğimiz nokta, aynı noktadır. Sosyolojide ahlaki bir çürüme var ve sosyolojinin kendisinde ahlaki sorunlar bulunuyor. Yakın bir tarihte Türkiye'de hukukçular arasında yapılan bir kamuoyu araştırmasında; toplumun en adil olması, hukuku ve hakikati savunması gereken yargıç ve avukatların, Kürtlerin temel hakkını ve hukukunu es geçip faşist bir yaklaşımla "Kürtler ana dilde eğitim görmesin" dediklerine şahit olduk. Yani "Kürt anasını görmesin" anlayışı... Şimdi gel de bu işin içinden çık. İddia ediyorum ki; Türkiye'de var olan imamların büyük bir bölümü, Kürt halkının doğuştan sahip olduğu hakları kullanmasına karşıdır. Adaleti dağıtan ve Allah adına söz söylemekle görevli olanlarda ahlaksızlık varsa bu toplum insani değerlerini kaybetmiş demektir.
Tarihsel yanlışı düzeltmek
Devam eden çözüm sürecinde bir türlü gelişme olmuyor. Şimdi biz, "Erdoğan sorunu çözmek istiyor ama nasıl çözeceğini bilmiyor mu?" mu diyeceğiz? Lütfen kimse toplumun zekâsıyla oynamasın. Evet, Kürt ve Kürdistan sorununu var edenlerin emperyalist güçler ve iş birlikçi Türkiye hükümetleri olduğu biliniyor. Geçen yüzyılda yaşanan acıların sorumlusu bu güçlerdir ve bu tarihsel yanlışı düzeltmenin ilk adımı, ilgili güçlerin Kürt halkından özür dilemeleridir.
Geçen yüzyıllarda Yahudi ve Ermeni halklarına dayatılan soykırımlar için birçok ülke kendi parlamentolarında soykırımı tanıyan kararlar aldılar. Bu hâliyle önemlidir, ancak Kürt halkı da insanlık ailesinin bir mensubu olarak görülmelidir. Kürt halkının, işgal altında bulunan Kürdistan'ı özgürleştirmek için şimdiye kadar verdiği ve bundan sonra da vereceği mücadelenin meşruluğu ve haklılığı tartışılamayacak kadar berraktır.
Ne kadar mücadele veriliyor?
50 yıldır ulusal ve işgal altında tutulan ülke için mücadelede oluşan alışkanlıklar var ama bundan sonra ulusal boyutun yanı sıra demokrasi, kadın ve insan hakları için verilecek mücadelenin çok renkli olacağı açıktır. Demokrasiyi tanımlamanın farklı yanları olabilir ama ortak tanım, halkın kendi kendisini yönetmesidir. Demokrasi; eşitlik, özgürlük, hukukun üstünlüğü, erkler ayrılığı, insan ve kadın hakları, inanç özgürlüğü, demokratik hukuk ve laik bir cumhuriyettir. Demokrasiyi tanımlarken dürüst olmak gerekiyor. Demokrasi evden başlar; evde demokrat olmayan hiç kimse demokrasiden söz etmesin. Evde sabah kahvaltısını hep aynı kişinin hazırlaması normal mi? Dernekte, sendikada veya legal bir partide iken, tabii kendisini dışta tutarak demokrasiyi ve insan haklarını tanımlamak kolaydır ama demokrasi ve eşitlik için ne mücadele ediliyor?
Aile içinde yaşanan baskılara karşı ne kadar devrimci mücadele veriliyor? Yanlış nereden veya kimden gelirse gelsin baskıya ve sömürüye karşı devrimci mücadele verilir. Evdeki baskıya karşı mücadele etmek yerine "aman kimseler duymasın, ailenin saygınlığı zarar görür" kaygısı, ataerkil zihniyetin bir ürünüdür. Daha doğrusu tarihi, anayasayı, yasaları, hatta kutsal kitapları bile erkekler kendi işine göre yazmıştır.
Çok çalışmak gerekiyor
Yeni strateji için mücadele etmek gerçekten zor; bunun için çok okumak ve çok çalışmak gerekiyor. Herhalde birileri bize "Gidin Erdoğan'dan demokrasi isteyin" demez, çünkü Erdoğan'ın kendisi demokrasiye inanmıyor. Aslında insanlığın temel bir çelişkisi olan Türkiye'de kadınların haklarını Atatürk verdi ama bugün Türkiye'de kadınların genel sistem içinde ciddi bir etkisi yok. Yani bir kadının hiçbir güce dayanmadan milletvekili veya belediye başkanı olması mümkün değil. Ancak PKK'de bir kadın, gerçekten şu anda taşıdığı statüyü alırken hiç kimseye borçlu değildir, çünkü o statüyü kendi emek ve çabasıyla almıştır.