
Bugün belki de Kobanê Direnişi'ni sıcağı sıcağına değerlendirmek zor. Ancak bunun yalnızca Kürdistan tarihinde değil, dünya tarihindeki önemini zamanla görecek ve anlayabileceğiz. Kobanê'deki kuşatma ve direniş, yalnızca eşit olmayan iki güç arasında bir savaş olmanın ötesinde bir varlık yokluk savaşı olarak, belki de tüm Kürdistan'ın bu yüzyıldaki kaderinin özgürlük olacağını ortaya koydu. Bütün Kobanê Kantonu'nun Kürtsüzleştirilmesini, temel bir etnik temizliği hedefleyen gücünün zirvesine çıkmış Ortadoğu'daki gerici güçler, Kobanê Direnişi'yle gerilemeye başladı. Dört parça Kürdistan'daki Kürtleri yüz yıldır sömürgecilerinin insafına terk eden bütün dünyanın gözleri önünde Kürtler, gerçek anlamda tarih sahnesine çıktı. Direniş, yalnızca Ortadoğu'nun değil tüm dünya halklarının özgürlük mücadelesi için bir umut, moral oldu.
Kobanê direnişi, canlarını hiç düşünmeden feda eden yüzlerce kadın ve erkek, genç ve yaşlı savaşçının kahramanlığında hayat buldu. Bu irade savaşının, bu büyük direnişin ruhunu anlamak isteyenlerin bakması gereken yer ise Serzorî'dir.
Serzorî, Kobane Direnişi destanının yazıldığı ilk büyük cephedir. Sayıca az olan YPG/YGJ savaşçıları, 15 Eylül 2014 günü Kobanê'nin doğusundaki Serzorî köyünde DAİŞ çetelerinin büyük ve ağır saldırısına uğrar. Aynı zamanda hepimizin hafızasında Kobanê'nin saldırıya uğradığı ilk gün olarak da kayıtlara geçen 15 Eylül günü, gece 03:00'dan ertesi gün 16:30'a kadar bu okulda direnişi sürdüren 12 savaşçının kahramanca direnişini de simgeler.
Telsizden ilk mesaj: Mevzilerimizi asla bırakmayacağız
DAİŞ çeteleri, tanklar dahil tüm ağır silahlarla önce köye saldırır. Bu kahraman 12 savaşçı, çetelerin saldırıları karşısında bir süre sonra köy okuluna çekilir. Üstelik yanlarında keleşler ve biksiden başka bir şey de yoktur. Buna rağmen hiçbiri bulunduğu mevziden ayrılmaz. Çünkü Serzorî, stratejiktir ve eğer düşecek olursa üstündeki tepe de düşer. Savaşçıların mevzilendiği okul ise düzlük bir arazidedir; Serzorî'nin en yüksek kısmında yer alır. Serzorî'nin düşmesi halinde içindeki sivillerin tahliye edilmekte olduğu köyler, bir anda tehlikeye düşecektir. Bu doğrultuda savaşçılar, telsizden konuştukları komutanlarına, yerlerini koruyacaklarını, mevzilerini asla bırakmayacaklarını belirtir.
Arkadaşları desteğe göndermeyin
Genel olarak tanklar, panzerler ve diğer ağır silahlarla donanmış DAİŞ çeteleri, 15-16 köyde aynı anda saldırıya başlamış ve köylerin çevresinden dolanarak Kobanê'ye doğru hızla ilerlemeye çalışmaktadır. Buna karşılık savaşçılar, yerlerini bırakmayacaklarını bildirirler. Bu arada beşi kadın 12 savaşçıdan ikisi, zaten yaralıdır. Cephaneleri bitmeye başlayan 12 kahraman savaşçıya takviye dahi götürmek imkansız hale gelmiştir. Buna rağmen çıkarılmaları ve yeni destek güç sağlanması için iki ayrı koldan güçler yönlendirilir. Ancak DAİŞ çeteleri, tüm olası geçiş yollarını kapatmış, adeta dışardakiler ile Serzorî'de kuşatma altında olan savaşçılar arasındaki bağlantıyı tümüyle kesmiştir. Kurtarılmaları için takviye güçlerin gönderildiğini öğrenen 12 savaşçı telsizden anons yapar: "Hiçbir arkadaşı bize destek için buraya göndermeyin. Daha fazla kayba gerek yok. Etrafımız çevrili durumda zaten. Şehit düşerler yoksa. Hangi arkadaş buraya gelmeye çalışırsa kesin pusuya düşer ve şehit olur. Kesinlikle buraya gelmelerine izin vermeyin!”
Teslimiyeti, değersizleşmeyi kabul etmeyeceğiz
Gönderilen ilk takviye grup deneyip başaramayınca, ikinci kol başka bir yönden sızmaya çalışır ama DAİŞ çetelerinin yoğun ateşi altında kalır ve fazla ilerleyemezler. Bir başka gruba daha, hazırlanarak Serzorî'deki savaşçılara destek yetiştirmeleri talimatı verilir. Bunu fark edince Serzorî'deki savaşçılar, cihazdan tekrar itiraz etmeye başlar: "Buraya yardım göndermeye çalışarak arkadaşları tehlikeye atmayın. Eğer başarabilirsek biz kendimiz çıkacağız. Bunun için uğraşacağız. Ola ki biz çare bulamazsak bile gene de diğer grupları bize destek için Serzorî'ye yönlendirip tehlikeye sokmayın. Her yönden kuşatılmış durumdayız. Çevremizi tanklar ve panzerlerle sardılar. Ağır silahları var ve onları kullanıyorlar. Biz üst kattayız, onlar ise hemen alt katımızda. Bize 'Teslim olun' diyorlar ama biz teslim olmayacağız. Çeteler Kobanê'ye ulaşamayacak ve asla alamayacak. Çünkü biz, şehitler partisinin militanlarıyız. Felsefemiz Önder Apo'nun çizgisidir. İşte bu yüzden hiçbir zaman teslimiyeti ve değersizleşmeyi kabul etmeyeceğiz."
Son sözleri, direniş vasiyetiydi
Tam da söyledikleri gibi bu direniş, aynı zamanda bir çizgi temsiliyetidir. İşte bu yüzden hepsi telsiz konuşmalarında durum bilgisi vermeyi bırakmış, özeleştiri vermeye başlamış, sonra da helallik istemiştir. Mesela içlerinden bir savaşçı, "Bazı arkadaşların gönlü bizden yana kalmışsa bağışlasınlar, haklarını helal etsinler" der. Mesela Ciwan, "Taburdaki bütün arkadaşlarımı tek tek öpüyorum. Devrimcilik görevlerimi yeterince yerine getiremediğimi arkadaşlarıma söyleyin. Bir devrimci olarak bu harekete katılmamdan beri devrime ve devrimin ihtiyaçlarına yeterince yanıt olamadığım için özür diliyorum. Önder Apo'nun gerçek bir militanı olmayı çok isterdim. Ne yazık ki kişiliğimi yeterince partileştiremedim. Bu açıdan özeleştiri veriyorum" demiştir. Peyman ise, "Arkadaşlar sizler bize, 'Devrimciler gülerek ölüme gider. Biz bu felsefeyle büyüdük' demiş, bunu öğretmiştiniz. Asla umutsuz değiliz. Şehit düşersek bile biliyoruz ki her zaman bizim silahımızı devralacak yeni arkadaşlar gelecek. Buna inanıyoruz. Yüzlerce, binlerce arkadaşımız var. Biliyoruz ki yolumuzdan yürüyecek ve DAİŞ'in geçmesine asla izin vermeyecekler" der. Hepsinin son sözlerindeki ruh ortaktır. Ağız birliği etmişçesine son ana kadar direnişi vasiyet edip direnişi gerçek kılarlar.
Hayri Durmuş'un ruhu Kobanê'de
Neden Serzorî'nin büyük bir destan olduğunu vurguluyoruz? Çünkü Serzorî, çetelerin tüm hayallerini bozmuş, umutlarını kırmıştır. DAİŞ çetelerine, "Biz bu kadar küçük bir köyü bile kolay kolay geçemezken Kobanê'yi nasıl zapt edeceğiz?” sorusunu sordurmuştur. Öyle ki, 4 gün sonra Kobanê'yi ele geçireceğini ilan etmiş olan çeteler, 12 savaşçının direnişi sonucu 3 gün boyunca sadece Serzorî ve etrafında mevzilenir, bir adım bile ilerleyemez.
İlerlemeyi başaramayan DAİŞ çeteleri, ağır silahlarla saldırıp içinde 12 savaşçının olduğu okulu ateşe verir. Buna karşılık savaşçılar, son dakikaya kadar metanetlerini korur, telsiz konuşmalarında korkmadıklarını ve bir saniye olsun ölüm tereddüdü yaşamadıklarını söylerler; büyük bir moralle arkadaşlarından tek tek hatır isterler. Son sözleri, tıpkı Hayri Durmuş'un dediği gibi, "Biz ülkemize, halkımıza borçluyuz. Kobanê savaşına borçluyuz" olur. Bir süre sonra telsizden sesleri kesilir.
Kobanê Direnişi'nin ruhu Serzorî'dir
Evet, tüm Kobanê Direnişi'nde çok büyük bir kahramanlık sergilendi. Ancak Serzorî direnişi, Kobanê direnişinin ruhu, yol haritası oldu. Pek çok savaşçı, o gün söz verdi: "Kobanê düşmeyecek, direniş ruhuyla ayakta kalacak!” Bunu söyleten aslında Serzorî destanıydı. Serzorî'de bu kadar değerli bir direniş sergilenmeseydi, belki de durum bugün daha farklı olabilirdi. Serzorî'deki savaşçılar, direnişleriyle o ruhu yarattılar, ete kemiğe büründürdüler.
Serzorî, bu anlamda tam bir kırılma noktası olmuştur. Orada gerçek fedailik hayat buldu. Sonuna kadar direnildi. Sergiledikleri direnişle Serzorî savaşçıları, teslimiyet ruhuna, geri çekilme anlayışına karşı yeni bir yol yarattı. Onların arkasından yürüyenler de Kobanê'de işte bu yeni ruhla savaştı. Kobanê Direnişi'nin ruhu, budur.