1994'te Ruanda tarihinin en büyük soykırımını yaşadı. Soykırım, ardında çok büyük acılar, yıkımlar bıraktı. Aradan geçen yıllar içinde Ruanda halkı  yaralarını sarmaya çalıştı. Savaşta en ağır bedeli ödeyen kadınlar ise, son 18 yıl içinde tarladan, fabrikaya, sanata ve siyasete kadar yaşamın her alanında toplumun yaralarını sarmada öncülük etmeye devam ediyor.

Ruanda’nın Başkenti Kigali’de bir hafta sonu...Ünlü rap şarkıcısı Dr. Jose Chameleone konser vermek için Kigali’de.
Konser salonu yavaş yavaş dolmaya başlıyor. Ama ziyaretçiler yalnız gençler değil, aileleri, anneleri, babaları da eşlik ediyor çocuklarına. Hepsi, Doğu Afrika’nın en ünlü rap şarkıcısını dinlemek için sıraya girmiş. Yarım saatin ardından Uganda'lı sanatçı Dr. Chameleone sahnede beliriyor.Parlak kıyafetleri ve altın rengi eşofmanıyla kalabalığı coşturuyor, kendi ülkesi Uganda’nın bayrağını dalgalandırıyor. Rap şarkıcısına sahnede iki yarı çıplak kadın dansçı da eşlik ediyor. Her şey sıradan bir konser gibi görünse de, rap şarkıcısının ağzından dökülen sözler bu konserin sıradan bir konser olmadığını gösteriyor:
"Kadınlar, hep birlikte söyleyin: Aile içi şiddete hayır!"

Bir daha ev kadını olmadılar

Dr. Chameleone, Ruanda’nın modern, başları dik, bağımsız ve hakları için mücadele eden modern kadınlarına nasıl hitap edeceğini biliyor gibi. Ruanda'da kadınlar nakış işleri ve takı tasarlayıp turistlere satıyor.Cinsiyet eşitliğine olan bu tutku, Ruanda’da son 20 yılda yaşanan olayların etkisiyle doğan bir coşkudur. Yirminci yüzyılın en korkunç katliamlarından biri olan Ruanda soykırımının ardından, birçok erkeğin cesedini bırakması üzerine doğan bir akımdır.
Ruandalı milletvekili Faith Mukakalisa,"Ruanda’yı yeniden inşa etme işi bize düştü. O zamandan beri, kadınların güçlendirilmesi için bağırıyoruz. Ev kadını olmak hiçbir zaman seçeneklerin arasında yer almadı.Takip edilmesi gereken işler, ekilmesi gereken tarlalar ve alınması gereken önemli kararlar vardı" diyor.


Parlamentonun yüzde 56'sı kadın
Ruanda parlamentosunun yüzde 56’sını kadınlar oluşturuyor. Bu rakam, tüm dünyadaki kadın milletvekilleri sayısının çok üstünde.İktidardaki Ruanda Yurtsever Cephesi’nin soykırım sonrası yürürlüğe koyduğu yeni anayasa, meclise yüzde 30 kadın milletvekili kotası, eğitim, arazi ve kişisel mali düzenlemelere de cinsiyet eşitliği getirdi.
Ruanda’da kadın milletvekillerinin kanunları gözden geçirme, değiştirme ve ayrımcılığın önüne geçme yetkisi var.
Mukakalisa bu konuda şöyle diyor: "Bunu inkâr edemezsiniz. Kadınlar bugünkü istikrarı inşa edenlerdir. Ama bu istikrarı sağlamak pek de kolay olmadı. Yerel bir fabrikada nakış yapan bir grup kadını ziyaret ettiğimde bunu daha iyi anladım. İşe geldiğinizde, kocası öldürülmüş birinin veya kardeşinizi öldürdüğü için eşi sürgünde yaşayan birinin yanına oturduğunuzu düşünün."

Hala yapılacak çok iş var...

Hayatlarını normalleştirmek, sofralarına bir kap yemek koyabilmek ve yeni beceriler öğrenmek için olan kararlılıkları onlara birlik olma gücü veriyor.
Bir zamanlar aileleri savaşan bu kadınlar, şimdi yan yana oturmuş, şarkılar söylüyor ve köydeki hayatları hakkında konuşup para kazanıyor.
İşverenleri ise, çalışan kadınların bankadan para çektiğini ve hayatlarında ilk defa kredi kartıyla tanıştıklarını görmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söylüyor. Ama hala yapılacak çok iş var… Son beş yıldır, bir milyon Ruandalı fakirlik sınırında yaşıyor. Ortalama gelirleri günde yaklaşık bir dolar. Ruanda’da ortalama yaşam süresi 50 yıl.
Rap şarkıcısı Dr. Chameleone’nin de söylediği gibi hala birçok Ruandalı kadın aile içi şiddetin kurbanı.

KİGALİ