Erdoğan, Avrupa’dan taviz koparmak için sürekli mültecileri kullanırken, AB ise şantaja boyun eğiyor. Avrupa basınında ise şantaj ve rüşvete boyun eğilmemesini isteyen yorumlar bulunuyor.
Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, Kürtler ve diğer halklara dönük etnik temizlikle işgal etmek istediği Kuzey ve Doğu Suriye için mültecileri, bir koz olarak kullanıyor. Başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ise Türk devletinin tehdit, rüşvet ve şantajlarına yeşil ışık yakan politika izliyor. Son olarak Almanya Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in Ankara ziyareti, mültecileri krize dönüştürüp, bunu da Batı’dan hem Kuzey ve Doğu Suriye’nin işgal onayı hem de daha fazla para koparmayı amaçlayan AKP-MHP rejimine destek niteliğinde.
Erdoğan ağzını açtıkça önüne para atıyorlar
Seehofer’in AB heyetiyle gittiği Ankara’da Erdoğan rejimine daha fazla maddi yardıma yeşil ışık yakıldı.
Türkiye’den Yunanistan’a duran mülteci akışının son dönemlerde yeniden artması ve AKP’li Türk Cumhurbaşkanı’nın mültecileri yeniden bir koz olarak ileri sürmesi Avrupa Birliği’ni, özellikle de Almanya’da kaygıyla izleniyordu.
Avrupa Birliği’nin 8 Mart 2016’da Erdoğan rejimiyle yaptığı mülteci anlaşmasının gereği olarak Yunanistan’dan ret alan sığınmacıların yeniden Türkiye’ye gönderilmesi sürecinin hızlanması amacıyla Alman İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in öncülüğünde bir heyet Ankara ve Atina’nın yolunu tuttu.
Fransız bakanın yerine büyükelçi
Paris’teki polis cinayeti yüzünden Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner’in yerine Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Charles Fries ve AB Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulos’un da yer aldığı heyet Ankara’da Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile bir araya geldi.
Toplantı öncesinde heyet ve Soylu basının karşısına çıktı. AB ile imzalanan mülteci sözleşmenin gereklerini yerine getirdiklerini iddia eden Soylu “Avrupa’nın da aynı çerçeve içinde olması beklentimizdir” diye konuştu. Soylu devamla Erdoğan’ın üzerinde çalıştığı ve Rojava Kürdistanı’nda etnik temizlik anlamına gelecek ‘güvenli bölge’ için destek isteyeceklerini de açıkça bildirdi.
Soylu’nun bir başka açıklaması da AKP-MHP rejiminin İdlib’deki sıkışmışlık halinin bir itirafı niteliğindeydi. Soylu, “Aynı zamanda İdlib’de gelişebilecek hadiseler sebebiyle yaklaşık 3 milyon 750 bin kitlesel insan göç dalgası gibi bir durumla karşı karşıya kaldığımız da aşikardır.”
Seehofer açıkça faşizmi övdü!
AB yetkilisi Dimitris Avramopoulos ise “Yunanistan’a son haftalar ve aylarda düzensiz göçmenlerin gelişleri arttı. Türkiye’den kaçak göçmenlerin tespit edilmesi ve engellenmesine acil bir ihtiyaçtır” ifadesini kullandı. Türkiye’de artan baskı ve hak ihlalleri için tek kelime dile getirmeyen Alman İçişleri Bakanı Seehofer ise Erdoğan rejimi için övücü sözler sarf etmesi dikkat çekti.
Toplantıda göç ve ‘güvenlik’ konularını ele almak istediklerini bildiren Seehofer “Türkiye olarak bütün Avrupa için önemli hizmetlerde bulundunuz. Bunun için hükümetinize ve Türk milletine teşekkür etmek isterim. Sizlerin dayanışması olmadan göç bizim bölgemizde bu şekilde halledilemezdi” dedi.
AB-Türkiye hattında imzalanan mülteci anlaşmasını güçlendirmek istediklerini belirten Seehofer “Konuyla ilgili katkıda bulunabileceğimiz her yerde biz bu katkıya hazırız” şeklinde konuştu. Seehofer’in bu sözleri, AB’nin Erdoğan’ın göçmenleri ülkesinde tutma karşılığında dile getirdiği talepler arasında olan para yardımına yeşil ışık yakılacağı şeklinde yorumlandı.
İlk etapta 2 milyar dolar daha var
Türkiye’nin çoğunluğu Suriyeli olan mültecilerin Avrupa’ya geçmesini engellemek ve Yunanistan’dan mültecileri kabul etmenin karşılığında AB’den şu ana kadar 6 milyar euro para yardımı aldı. Ankara rejimi ise 2 milyar euro daha Brüksel’den kopartmak istiyor. AB ise bu parayı üye ülkelerin bütçelerine göre dağıttığı için paranın önemli kısmi Almanya’nın kasasından çıkıyor.
‘Güvenli bölgeye destek’ adı altında Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtler ve Kürtlerle müttefik diğer halklara dönük etnik temizlik ve para dışında Soylu’nun Seehofer’den Almanya’da yaşayan Kürtlere yönelik baskıların artırılması ve Türkiye’nin istediği muhaliflerin iadesini de talep edeceği belirtiliyor.
Türkiye ile AB arasında 8 Mart 2016 yılında varılan mülteci anlaşması, kaçak yollarla Yunanistan’a gelen sığınmacıların Türkiye’ye geri gönderilmesini, iade edilen her Suriyeli karşılığında da bir Suriyeli sığınmacının yasal yollardan Avrupa’ya kabul edilmesini öngörüyor.
Bu anlaşmaya karşın Türkiye’den Yunanistan’a geçen sığınmacıların sayısında son dönemde büyük artışlar var. Bu yıl içinde Türkiye’den Yunanistan’a geçen sığınmacı sayısının 36 bin olduğu tahmin ediliyor. Yunan hükümetinin geçen hafta Midilli Adası’ndaki Morya Kampı’nda çıkan yangının ardından yaptığı kriz toplantısından 2020 sonuna kadar 10 bin sığınmacıyı Türkiye’ye iade etme kararı çıkmıştı.
Alman basını: AB, şantaja boyun eğmemeli
Alman basını ise eleştirisel bir dille Alman Bakan Horst Seehofer’in Türkiye ziyaretini değerlendirdi.
Süddeutsche Zeitung (SZ) yorumunda, Erdoğan’ın Türkiye’deki Suriyelileri, Kuzey ve Doğu Suriye’de ‘güvenli bölge’ adıyla işgal ettikten sonra yerleştirmeyi düşündüğü plana, AB’nin destek vermeyeceğini belirtti ve şunları dile getirdi: “Suriye sınırında oluşturulacak ‘harikalar diyarının’ maliyeti 24,4 milyar euroyu buluyor. Peki bunu kim karşılayacak? Türkiye, ekonomik krizde olduğu için bunun altından kalkamaz. Erdoğan bu konuda Ortadoğu’dan ve daha da uzaklardan gelebilecek yeni bir mülteci dalgasından korkan Avrupalılara güveniyor. Şayet AB isteklerine kulak tıkarsa da ülkesinin sınırlarını açacağı tehdidini bir çok kez dile getirdi. Ancak Erdoğan şu gerçeği görmüyor: AB uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Suriye’ye girişe destek veremez. Zira Erdoğan’ın sığınmacıları ‘güvenli bölgeye’ nakletme planına destek verirse tam da bunu yapmış olacak.”
Neue Osnabrücker Zeitung’da (NOZ) Michael Clasen imzalı yorumda şu ifadeler yer aldı: “Tabii ki, AB Erdoğan’ın ‘şayet Brüksel ödemeleri artırmazsa sığınmacıları Avrupa’ya gönderirim’ şantajına boyun eğmemeli. Erdoğan’ın otokratik yönetim şekline ilişkin tüm haklı eleştirilere rağmen şu gerçeği de unutmamalı: Sığınmacı krizinde en büyük yükü Türkiye omuzluyor.”
Almanya’nın önemli gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) yorumu ise şöyle: “Avrupa’nın sığınmacı kriziyle ilgili olarak Türkiye’ye muhtaç olduğu doğru. Ancak bunun Erdoğan’la bir ilgisi yok. Bu ülkenin coğrafik konumuyla alakalı. Şayet AB, Birlik içinden yükselen eleştirilere uyup Türkiye ile varılan sığınmacı anlaşmasını sonlandırırsa, şu gerçek değişmeyecek: Türkiye hem Suriye’nin hem de Avrupa Birliği’nin komşusu konumunda. Ayrıca sınırları içinde dünyanın hiç bir ülkesinde olmadığı kadar sığınmacı barındıyor. İran, Güney Asya ve Afrika’dan gelecek milyonlarca potansiyel sığınmacı için bir geçiş ülkesi olma konumunu sürdürecek. Ama söz konusu mutabakat olmazsa Erdoğan’ın sığınmacıları ülkesinin batı kıyılarına ve oradan da Yunan adalarına geçişini engellemek için hiçbir nedeni kalmayacak. Brüksel, Ankara ile varılan anlaşmaya son verirse, Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan kara sınırı da ortadan kalkmayacak.”
HABER MERKEZİ