Rusya Ortadoğu’daki dengeleri değiştirebilecek bir hamleyle Suriye savaşına dahil oldu. Kore savaşından bu yana ilk defa Amerika ve Rus orduları aynı topraklar üzerinde bir savaşın içinde yer almış durumdalar. Bu durum, Putin yönetimindeki Rusya’nın Sovyetlerin mirasına sahip çıktığının bir göstergesi olup, kısa bir aradan sonra, dünyanın yeniden iki kutuplu olabileceği yorumlarını da beraberinde getiriyor.  

Kremlin yanlısı çıkan haberlere göre, Suriye’de bulunan Rus askeri uzmanların verdikleri raporlar doğrultusunda Putin’in savaş kararı aldığı yönünde. Bu raporlarda, Suriye ordusunun dört yıldır süren iç savaşta yorgun düştüğü ve hatta dağılmak üzere olduğu değerlendirmesinin yer aldığını belirtiliyor ve ülkenin tamamının DAİŞ’in konrtolüne geçmeyi önlemek için, Rusya’nın zorunlu olarak bu savaşa dahil olduğu öne sürülüyor. 

Rusya’nın savaş kararı hakkında birçok ülkenin medyasında çeşitli makaleler yayınlandı. Fakat öyle anlaşılıyor ki, Putin’in Suriye stratejisi hala tam olarak açığa çıkarılmış gibi görünmüyor. Bu makalelerin bazı ortak noktaları şöyle;

* Rusya bu savaşla Sovyetlerin yıkılmasından sonra uluslar arası alanda zedelenen imajını restore etmek istiyor.

* Rusya kendi güvenliği için bu savaşa dahil oluyor. Halihazırda Suriye topraklarında cihatçı saflarda yer alan ve yarın Putin’nin başına bela olabilecek iki binden fazla Çeçen, Türkmen ve diğer cumhriyetlerin militanları bulunuyor.

* Ukrayna savaşıyla birlikte Rusya’nın giderek dünyadan izole olma durumu var. Özellikle Avrupa’nın ambargosu Putin’i sıkıştırmış durumda. Rusya ancak Ortadoğu’da bu savaşı kazanmasıyla bu tür sorunları bertaraf edebilir.

* Rusya, Amerika’nın bölgede Mısır ve Körfez ülkeleriye kurduğu işbirliğine karşı İran, Irak ve Suriye ile işbirliği kurarak, denge durumunu yakalamak istiyor.  

Batılı kaynaklara göre, Rusya’nın Suriye topraklarında şimdiye kadar savaşa dahil olmuş 50 savaş uçağı ve bin ile üç bin arasında askeri personeli bulunuyor. Cepheden yansıyan haberlerde ise Rus hava kuvvetleri daha çok Esad’ın kontrolünde olan şehirlere yakın cihatçıların mevzilerini vuruyor. Bunun dışında, Şam yolunu açmak için Hama çevresini, sembolik öneme sahip Palmira şehrini ve DAİŞ’ın merkezi Rakka’yı bombalıyor.

Peki Rusya bu savaşı kazanabilir mi?

Bazı analistler, Rusya’nın askeri kapasitesinin Amerika’nın gerisinde olduğunu savunuyorlar. Amerika’nın çok uzun süreden beri DAİŞ’i aralıksız vurduğu, fakat bu örgütün gücünden bir zayıflamanın tespit edilmediği görüşüne sahipler. Rus ordusunun Sovyetlerin Afganistan’da saplandığı bataklığa benzer bir durumla karışılaşabileceği ihtimali üzerinde de yorumlar yaplıyor. 

DAİŞ’ın gücüyle ilgili yorumlar bir anlamda doğru. Rojava cephesinin dışında DAİŞ hemen hemen hiçbir cephede geriletilmemiştir. Bu durum, elbette dünya genelinde YPG ve YPJ başarısı olarak kabul görülüyor. 

Rusya işte tam da bu Kürt cephesinin durumunu göz önüne alarak Surye’deki savaşı kazanabileceğini düşünüyor olabilir. YPG ve YPJ’nin koalisyon güçleriyle olan koordinasyonun bir benzerini, kendi hava kuvvetleri ile karada Suriye ordusu arasında uygulamak istiyor gibi. Savaşın ilk haftasında bunun işaretleri görüldü. Havada bombaladığı cihatçı mevzilerine karşı, Suriye ordusunun karada operasyon başlattığı haberleri geliyor.

Neredeyse bütün dünyanın odaklandığı ve süper güçlerin savaşa dahil olduğu Suriye’de, Kürt güçlerinin dışında hiçbir koordinasyonun ilerleme şansı görünmüyor. Rus savaş uçakları cihatçı hedefleri tam isabet vurabilirler. Ama cesareti kırılmış, dağılmaya başlamış Suriye ordusunun karada ilerlemesi imkansızdır. Putin’in, Esad’ın karabirliklerine dayanarak savaşı kazanma şansı görünmüyor.