
FEHMİ KATAR / EREM KANSOY / BRÜKSEL
Pentagon’a ve ABD Başkanı George Bush’a 2000’li yılların başında Ortadoğu ve Türkiye konularında danışmanlık yapan Michael Rubin, Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 13. Uluslararası Kürt Konferansı’nda sorularımızı yanıtladı.
ABD’nin Ortadoğu ve Türkiye uzmanı eski Pentagon çalışanı Michael Rubin, El Bab’ın DAİŞ‘in istihbarat merkezi olduğunu, burada Türkiye ve DAİŞ arasındaki ilişkiyi belgeleyecek bilgi ve kişiler bulunduğunu belirtti. Rubin, Türk devletinin kendisi dışında bir gücün oraya girmesi durumunda bu ilişkilerin ortaya çıkmasından korktuğu için Bab’ta bu kadar ısrarcı olduğunu kaydetti.
Uluslararası güçlerin itirazlarına rağmen Türk devleti, beraberindeki çete örgütleriyle birlikte Minbic ardından El Bab’a yöneldi. Türkiye’yi Pakistan’a benzeten Rubin, “Türkiye Pakistan örneğini hatırlatıyor. Pakistan bir taraftan diplomatik söylemlerde bulunuyor, diğer taraftan terörizmi destekliyor. Türkiye de aynı duruma geldi. Türkiye, Ortadoğu’nun Pakistan’ı haline geldi” dedi.
Erdoğan ailesi tutuklanmalı
Türkiye ve özel olarak Erdoğan ailesinin DAİŞ’le ilişkisine işaret eden Rubin, WikiLeaks tarafından yayımlanan Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak’a ait olduğu belirtilen kişisel e-postaları hatırlatarak, “Bu belgeler de gösterdi ki Erdoğan’ın damadı DAİŞ’i finanse ediyor, onlarla petrol ticareti yapıyor. Eğer siz DAİŞ’ten yararlanıyorsanız ondan kurtulmak da istemeyeceksiniz. Erdoğan sadece kendisi için değil ailesi için de endişelenmeli. Onların çoğu demir parmaklıkların arkasında olmalı” diye konuştu.
Söz konusu e-postalarda Albayrak’ın adı, DAİŞ ile petrol ticareti yapmakla gündeme gelen Powertrans gibi çeşitli şirketlerle anılıyor.
ABD ve Avrupa’da suikastler olabilir!
Saddam yönetiminde Irak, Kaddafi’li Libya, Humeyni’li İran ve Pinochet yönetimindeki Şili... Hepsi de Avrupa ve ABD'de siyasilere suikast düzenledi...
Rubin, son dönemde gündemde olan Kürt siyasetçilere yönelik suikast tehlikesinin de hem ABD hem de Avrupa için geçerli olduğunun altını çizdi ve ekledi: “Bunun zaten halihazırda örneği var elimizde. Türk istihbaratı, Paris’te Kürt siyasetçileri öldürdü. Gerekli önlemler alınmazsa bunun aynısını Almanya, Avrupa veya ABD’de de yapabilirler. Saddam yönetimi altındaki Irak, Kaddafi yönetimindeki Libya, Humeyni yönetimindeki İran ve Pinochet yönetimindeki Şili... Hepsi de Avrupa ve ABD’de siyasilere suikast düzenledi. Türkiye de onlarla aynı patikaya doğru ilerliyor ve onun da şimdi böyle bir şey yapmayacağını düşünmemiz akılsızlık olur.”
Türkiye bir tehdit
Türk Mirası Organizasyonu’nun (Turkish Heritage Organization) ABD’deki Kürt ve Türk işverenler ile tanınmış kişiler hakkında istihbarat topladığını ve Türkiye’ye gönderdiğini kaydeden Rubin, “Halihazırda zaten Sabah gibi gazeteler, kurumlar ve kuruluşlar, Türkiye’nin istihbarat servisi olarak çalışıyor. Bu kurumlar, buradaki Türkiye toplumu hakkında da istihbarat calışmaları yapıp bunu Türk istihbaratına gönderiyor. Yine WikiLeaks’ın belgelerine göre mesela Turkish Heritage Organisation, Türkiye’nin illegal yabancı şubesi olarak çalışıyor, ona bilgiler, istihbarat topluyor. Burada Türkiye’nin ona istihbarat toplayan bir ‘network’ü var. Benim söylediğim şu: Türkiye’ye normal bir devletmiş gibi davranmak yerine, Avrupa ve ABD Karşı İstihbarat Ofisi (CI) Türkiye’nin bir tehdit olduğunu anlamalı ve buna karşı gerekli operasyonları yürütmeli.”
Türkiye El Bab’a girmemeli çünkü...
Rojava’da kantonların birleşmesini önlemek için Şehba bölgesini işgal eden Türk devleti, Bab’a yönelik saldırılarını ise sürdürüyor. El Bab’ın DAİŞ ve Türkiye için önemine işaret eden Rubin, devam etti: “El-Bab’ta DAİŞ‘in istihbarat örgütü var. Onların istihbarat operasyonları için kullandıkları merkezlerden biri. Eğer oraya ilk Türk devleti ulaşırsa, kimsenin oradaki belgeleri ve DAİŞ’in istihbaratında çalışmış tutukluları görmeyeceğinden emin olmak isteyecektir. Türkiye, bu belgelerin ya da orada DAİŞ istihbaratına çalışmış kişilerin konuşması durumunda Türk devletinin DAİŞ ile olan ilişkisinden bahsetmesinden korkuyor. Bundan dolayı da Bab’a ilk ABD’nin ya da Türkiye dışında bir gücün ulaşması çok önemli.”
Sadece ‘öngörü’ değil
“Bu sizin öngörünüz mü yoksa bununla ilgili bir belge var mi elinizde?” sorusuna ise Rubin şu karşılığı verdi: “Hayır benim öngörüm değil. DAİŞ istihbaratının nasıl çalıştığı üzerine ABD’de Anne Speckhard ve Ahmet Yayla makale yazdı. Onlar, George Mason Üniversitesi’nden; onlarca DAİŞ üyesiyle söyleşi yaparak bu sonuca ulaştılar. Benim yorumum da onların yaptığı çalışmaya dayanıyor. Onların çalışmasına göre El Bab, DAİŞ‘in istihbarat merkezi olarak görünüyor. Bundan dolayı da oraya ilk olarak Türkiye’nin ulaşmaması çok önemli.”
Sabah gibi gazeteler, kurumlar ve kuruluşlar, Türkiye'nin istihbarat servisi olarak çalışıyor. Bu kurumlar, buradaki Türkiye toplumu hakkında da istihbarat calışmaları yapıp bunu Türk istihbaratına gönderiyor.
Türkiye’nin ‘Reichtag Yangını’
Türkiye’de darbe olabileceğini aylar öncesinden yazan ve 15 Temmuz’da yaşananları “tiyatro” olarak tanımlayan Rubin, görüşlerini yineleyerek, “Ben gördüğümü yazdım. Orada olanlar daha çok bir gösteriye benziyordu, gerçek değildi” dedi.
Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbesini “Allah’ın bir lütfu” olarak tanımladığını hatırlatan Rubin, Hitler’in iktidara gelmesinin önünü açan Reichstag Yangını’na atıfta bulunarak, “O gerçekte Türkiye’nin Reichstag Yangını’ydı. Her şey çok çabuk değişmeye başladı. Çok kısa sürede ortaya çıktı ki Erdoğan bu olayı yaratarak hiçbir zaman demokratik yollarla yapamayacaklarını yapmak için bir mazeret yaratmış oldu” diye konuştu.
Şimdi Perinçek’i kullanıyor
American Enterprise Institute (AEI) için kaleme aldığı makalede geçen ve Türkiye’de epey tartışma konusu olan, “Darbe girişiminin arkasında kim olursa olsun, Erdoğan saatler öncesinden durumdan haberdardı. Ama üçüncü bir darbe en şiddetlisi olabilir; pekala Erdoğan’ın hayatına da mal olabilir” açıklamalarında bulunan Rubin, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve ekibinin ya da mağduriyetler üzerinden intikam almak isteyecek grupların Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast düzenleyebileceğini ileri sürmüştü.
Açıklamalarına ilişkin “Öncelikle benimki bir analiz” diyen Rubin, şöyle devam etti: “Türkiye’de, özelikle Türk ordusunun içinde ne olduğuna bakarsanız, Doğu Perinçek ve Sedat Peker arasındaki çekişme büyük bir şeyin olacağının temel noktası olarak görünüyor. Erdoğan, kullanabileceği arkadaşlar oluşturuyor. Mesela Fethullah Gülen ile iyi arkadaştı öncesinde. Şimdi de Perinçek’i kullanıyor. Çünkü Perinçek, Gülen’den ve Kürtlerden nefret ediyor ama diyelim ki Gülen ve Kürtler ezildi, geriye ne kalacak? Erdoğan daha sonra Perinçek’e de saldıracak. Perinçek, tabii İslamcı olmaktan çok Maoist’tir. Ve bundan sonra ikisi arasında çok kanlı bir mücadele olacak.”