
Bu hafta yıl başı itibariyle yapamadığımızı yapalım, yeni yıla ilişkin toplu bir değerlendirme ortaya koyalım diye düşünüyorduk. Necdet Özel yönetimindeki savaş uçaklarının 35 köylüyü vahşice yakan ve parçalayan Roboski katliamı (29 Aralık 2011) nedeniyle bu düşüncemizi yine pratikleştiremiyoruz.
AKP iktidarı altında ülkemiz gerçek anlamda bir felaketi yaşıyor. Gün geçmiyorki toplumu yasa boğan, anaları ağlatan, psikolojimizi altüst eden yeni bir olay yaşanmasın. Sanki AKP iktidarı faşist bir karabasan gibi ülkenin ve toplumun üzerine çökmüş.
Aylardır, yıllardır durmadan bu gerçeği haykırıyoruz. AKP’nin ülkemizi felakete sürüklediğini, toplumumuzun geleceğini ciddi bir tehlike içine attığını, buna mutlaka dur demek gerektiğini belirtiyoruz. Fakat toplumdan neredeyse çıt çıkmıyor. Sanki üzerine ölü toprağı serpilmiş! Böyle olursa, o zaman işte sonu da Roboski katliamı olur.
AKP ülkeyi uçuruma götürüyor dedik. Toplum bölünüyor ve şoven-milliyetçilikle zehirlenerek cinnet geçiriyor dedik. Tayyip Erdoğan kendini kaybederek Çillerleşiyor dedik. Ancak söylediklerimizi toplumun çoğuna dinletemedik. Şimdi artık bu durumun yol açtığı felaketler yaşanıyor. Roboski katliamı Tayyip Erdoğan’ın Çillerleşmeyi de geride bırakarak artık Saddamlaştığını gösteriyor.
Neydi Saddam Hüseyin kişiliğinin temel özelliği? Kendi iktidarı için her şeyi yapabilmesiydi. Bu doğrultuda tüm komşularıyla savaşa tutuşması, mazlum Kürt halkının kanını akıtmasıydı. Halepçe örneğinde görüldüğü gibi, Kürt soykırımını yürütebilmek için kimyasal gaz da dahil her silahla katliam yapabilmesiydi.
Şimdi Tayyip Erdoğan’ın bundan ne farkı var? Başbakan Tayyip Erdoğan da kendi iktidarını koruyabilmek ve 2024’e kadar iktidarda kalabilmek için aynı şeyleri yapmıyor mu? Türkiye tüm komşularıyla savaşır hale gelmedi mi? Saddam’ın yarıda bıraktığı Kürt soykırımını şimdi aynı vahşilikle AKP hükümeti yürütmüyor mu?
Belliki Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti Kürtleri sevindirmemek ve onlara bayram yaptırmamak için yemin etmiş. Kürtlerin yaşadığı Habur duygu ve sevgi devriminden beri yaşamı Kürtlere zehir etmeye çalışıyor. Adeta AKP’de bir “Habur sendromu” oluşmuş. O zamandan beri sevinçli bir bayram yaşanmasına fırsat vermiyor. Kurban bayramını Van depremi ve Çukurca katliamı ile zehir etti. Yılbaşını Roboski katliamı ile. Neredeyse sonu gelmeyen Van depremlerinin AKP tarafından sunî olarak yaratıldığı görüşüne inanır hale geldik. AKP’nin Kürt düşmanlığı artık herkese bunları düşündürtüyor.
Burada Roboski katliamında can veren tüm demokrasi şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Ailelerin ve Kürt halkının acılarını paylaşıyoruz. Katliamda yaralanmış olanlara acil şifalar diliyoruz. Katliamı yapanları ve destekleyenleri nefretle lanetliyoruz. Katliamı geçiştirmeye çalışan polisçik basını, özel savaş medyasını şiddetle kınıyoruz.
Roboski katliamının Halepçe katliamından ne farkı var? İkisi de Kürt soykırımının birer parçasıdır. İkisi de bu amaçla bilinçli ve planlı yapılmıştır. İkisi de hedeflediği insanları vahşice katletmiştir. İkisi de Kürt halkına gözdağı vermek, halkı korkutarak özgürlük mücadelesinden uzaklaştırmak amacıyla yapılmıştır. İkisi de işinde gücünde olan sivil insanları hedeflemiştir.
Kesinlikle Roboski katliamını böyle değerlendirmek gerekiyor. Halepçe katliamı İran savaşından sonuç alamayan Saddam yönetiminin işiydi. Roboski katliamı da Suriye ve Ortadoğu savaşından sonuç alamayan AKP yönetiminin işi oluyor. Her ikisi de Kürt direnişi karşısında yaşanan yenilgiyi ve çaresizliği yansıtıyor.
Roboski katliamı ardından yaptığı açıklama, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın nasıl faşist bir kişilik olduğunu tamı tamına ele veriyor. Özürü kabahatinden büyük diye bir deyim var. Güya on gün önce alınan bir istihbarat sonucu PKK kampları vurulmuş! Olaylar bu sözleri kesinlikle yalanlıyor. Velevki doğru olsun, bu kadar vahşi saldırı yapmak hangi insanlığa ve Müslümanlığa sığıyor?
Başbakan bir de katliamı devletin yaptığını yazan basını suçluyor. Yavuz hırsız ev sahibini haksız çıkarırmış. Tayyip Erdoğan’ın tutumu ve sözleri işte buna benziyor. Tayyip Erdoğan’a göre, devlet vatandaşı bombalamazmış! Peki Roboski katliamı kimin işi? Eğer insanlar uçak bombardımanıyla parçalanmamış olsa, herhalde hemen diyecekler “PKK’nin işi”!
Zaten şimdiye kadar otuz yıldır hep böyle söyleyerek toplumu aldatmaya çalıştılar. Fakat bu sefer devlet de, AKP hükümeti de suçüstü yakalandı. Otuz yıldır yürütülen Kürt savaşının gerçeği bir kez daha açığa çıktı. O çok propaganda edilen insansız keşif uçaklarının nasıl bir suç ve katliam aracı olduğu herkesçe görülür hale geldi.
Şu hususlar artık kesinleşmiş bulunuyor: Roboski köylüleri bilinçli ve planlı olarak vurulmuştur. Onların kaçakçı olduğunu herkes bilmektedir. Kaçakçı köylüleri önlerine çıkan askerler görmüş ve hepsini bir yerde toplanmaya yöneltmiştir. Uçaklar da bu temelde tam isabetli vuruş yapmıştır. Burada herhangi bir tesadüf ya da yanlışlığın olmadığı netçe ortadadır.
Dolayısıyla katliamın sorumlusu ve suçlusu AKP hükümetidir. MGK toplantısının hemen ardından yapılmış olması da dikkat çekicidir. Çünkü toplantı ardından “Teröre karşı mücadelede yeni önlemlerin görüşüldüğü” açıklanmıştır. “Yeni önlemler” herhalde bu katliam oluyor.
Roboski katliamı AKP hükümetinin yürüttüğü “Kürtleri korkutma ve sindirme politikası”nın bir parçası oluyor. Yani demokratik siyasete dönük siyasal soykırım operasyonları gibi. Kürt halkı tutuklanarak ve katledilerek özgürlük ve demokrasi mücadelesinden uzaklaştırılmak isteniyor. Özgürlük hareketini imha ve tasfiye planı işte böyle uygulanıyor. AKP, 2011’deki başarısızlığın intikamını Kürtlerden katliamlar yaparak almaya çalışıyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “İntikam alınacak” sözü ardından yaşanan askeri saldırıların seyrinin değiştiği görülüyor. İnsanlar ya parçalanıyor, ya da kömür gibi yakılıyor. Kimyasal silah kullanıldığına yönelik güçlü kanıtlar var. Diğer yandan artık siviller hedefleniyor. Mardin’de sivillerin askerler tarafından vurulması ardından Roboski katliamının da yaşanması, AKP hükümetinin pasifikasyon amacıyla sivil katliama yöneldiğini gösteriyor.
Tabi bütün bunlar Türk ve Kürt birliğinin köküne dinamitler koyuyor. Roboski katliamına bakalım, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ifade ettiği gibi birlik adına ortada bir şey kalmış mı? AKP böyle yaparsa elbette Kürtler de başının çaresine bakar. Nitekim otuz yıllık mücadele içinde bilinçlenmiş ve örgütlenmiş olan Kürtleri bundan hiç kimse alıkoyamaz.
Roboski katliamı Türk-Kürt kopuşunu derinleştirdiği gibi, Kürt birliğini de güçlendirmiştir. Şimdi Kürtler, AKP’nin katliam politikasını daha çok sorgulayacağı gibi, AKP saldırılarına izin veren, aktif karşı durmayan ve Kürt startejik birliğini oyalayan KDP politikalarını da sorgulayacaktır. Kürtlerde radikalizm ve birlik gelişecektir.
ABD kucağında oturan Fethullah efendinin soykırım fetvasını Roboski katliamlarıyla hayata geçirmeye çalışan AKP içinse gelecek pek parlak görünmemektedir. Zira Saddam Hüseyin örneği ortadadır. Birkere işbirlikçi oldunmu, insanı önce kullanır, sonra da ipe çekerler. AKP için de gelecek pek farklı görünmemektedir. Yani ABD uşaklığının ve jandarmalığının geleceği yoktur.