
Türk ordusuyla 1995 yılında girdiği bir çatışmada sağ olarak esir alınıp, daha sonra infaz edilen Bager kod isimli Hatip Çınar’ın kardeşi Ömer Çınar, sürece yönelik düşüncesini şöyle aktardı: “Erdoğan’ın geçmişteki söylem ve yaklaşımlarına bakılırsa sürece pek fazla güvenmiyoruz. Güvendiğimiz tek şey Önderliğimiz ve gerillamızdır. Türkiye’ye bir barış havasının gelmesini ve gençlerin ölmesini elbette istemiyoruz. Ancak Türklere verilen hakların Türkiye sınırları içerisinde yaşayan bütün halklara da verilmesi gerekiyor. Yani eşitlik olması gerekiyor. Bunun yerine gelmesi içinde sadece Önderliğin atacağı adamlarla olmaz. Türk devletin de yasal değişikliğe gitmesi gerek. En önemlisi de bu sürecin daha hızlı ilerlemesi için Önderliğin direkt Kandille görüşmesi gerekiyor. Bunlar olmazsa süreçten umutlu olduğumuz kadar, tehlikeleri de bekliyoruz.”
Ömer Çınar, son olarak CHP ve MHP’nin sürece yönelik yaklaşımlarını da eleştirerek, “Bu iki partinin yaklaşımları ırkçı ve Kemalist bir yaklaşım olarak görüyorum. CHP’nin içerisinde yer alan Kürtlerin ve demokratların istifa etmeleri gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.
‘Ölüm yerine yaşam olsun’
1993’te PKK’nin tek taraflı ilan etiği ateşkes döneminde, Türk devletinin gerçekleştirdiği bir operasyonu sonucu beş arkadaşıyla birlikte yaşamını yitiren Xebat kod isimli Eşref Emrek’in abisi Ahmet Emrek, “Gördüğümüz acıyı başkalarının da görmesini istemiyoruz” dedi. Emrek, süreç hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: “Süreci olumlu görüyorum. Ülkemize huzur gelsin. Ölümün yerine yaşamlar olsun, uçakların yerine güvercinler uçsun diyoruz. Yaşamlarını yitiren Türk gençlerin aileleri de cesaretli olup süreci desteklemeliler.”
CHP’nin tutumunu da eleştiren Emrek, “Barış sadece Kürtlerle olmaz, herkes desteklemelidir. Özelikle CHP’nin bu konudaki tavrını kınıyorum” dedi. Akil insanların sadece halkla değil İmralı ve Kandil’le de görüşmesi gerektiğine inandığını söyleyen Ahmet Emrek, “Şunu çok net ve altını çizerek belirtiyorum, hiç bir zaman AKP ve Türk devletine güvenmiyoruz. Tek güvencemiz Önderliğimiz ve onu destekleyen gücüdür. Sürekli barış için Allah’a dua ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
‘Önce Serok serbest bırakılmalı’
Şırnaklı 63 yaşında Fatima Teke’nin, Dijwar kod isimli oğlu M. Şerif Teke 1993 yılında bir çatışmada yaşamını yitirmiş. Onun hasretiyle her kıldığı namazında ilk duası Öcalan’ın özgürlüğü ve barışın gelmesi. Çocuğunu düşündükçe aktığı gözyaşları içinde yeni sürece ilişkin şunları belirtti: “Kürtler bedel ödedi, emek harcadı. Kan verdi, can verdi. Bunların karşılığı vardır ve alınmalıdır. Nedir bunlar; dilimizdir, kültürümüzdür, toprağımızdır. Bunları almak hakkımızdır. Alınması içinde Serokumuza güvendik ve bu uğurda can verdik. Allah’tan sonra bedel ödemiş Kürtlerin güvendiği tek kişi Serok’tur. O her şeyi bilir. Eğer gerçekten barış deniyorsa herşeyden önce Serok’un serbest kalması gerekiyor ki barış süreci yürüsün. Yoksa zor olacaktır.”
Gözü yaşlı Fatima ana, Türk devletine güvenmediğini özellikle vurguluyor. Fatima ana, “Bu devlet vahşidir, iki yüzlüdür. Zaten temeli yalanların üzerine kurulmuştur. Her şeyi çarpıtarak yaşamını sürdürmüştür. Güvenmiyoruz. Barışın gelmesi onlara güvenmekle olmaz, Kürtler birleşmelidir, güçlenmelidir. Barışı kazanacaksak böyle olacaktır. Serok’la olacaktır. Bunun içinde sonuna kadar destekliyoruz” dedi.
SAİT ÖZTÜRK/HEİLBRONN