Almanya’da bir süreden beri aşırı sağın güçlendiği ve ırkçı saldırıların tehlikeli bir noktaya geldiği tartışmaları, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporuyla da doğrulandı.

Almanya’da Federal Hükümet’in görmezden geldiği ırkçılık ve aşırı sağ şiddet, endişe edilir bir seviyede. İç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporunda aşırı şiddet, 2018’de bir önceki yıla göre  yüzde 71,4 artış kaydetti. 2017’de aşırı sağcı şiddet eylemlerinin sayısı 28 iken bu sayı 2018’de 48’e yükseldi. Almanya’da ordu ve polis teşkilatında aşırı sağa dayanan ideolojilerin yayıldığına ilişkin iddialar ise önemli bir gündem maddesi olarak yerine koruyor. Ülkede aşırı sağa ilişkin bir diğer gelişme ise geçtiğimiz günlerde Kassel Valisi Walter Lübcke’yi evinde öldüren Stephan Ernst’in itirafları...

Yüzde 71,4

Ülkenin önde gelen gazetelerinden “Bild am Sonntag”, 2018 yılında işlenen ve kaynağını aşırı sağdan alan şiddete ilişkin haberini Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) raporuna dayandırdı.

Rapora göre, 2017’de 28 aşırı sağcı şiddet eylemi kaydedilirken, 2018’de bu sayı 48’e yükseldi.

Bugün açıklanacak olan rapora göre, 2018 yılında aşırı sağcı kaynaklı olduğundan şüphelenilen altı öldürmeye teşebbüs vakası kaydedildi. Bu vakaların altısının da yabancı düşmanlığı kaynaklı olduğu ifade edildi. Bunun yanı sıra Yahudilere yönelik “Halk arasında nefret yayacak antisemitist söylemlerin” de yayıldığı belirtildi. Rapor, suçlardaki artış yanında aşırı sağcı bireylerin de arttığını belirtiyor. Federal istihbarat kurumunun raporu, 2018’de aşırı sağcı olarak tasnif edilen kişi sayısının 24 bin 100 kişi olduğunu belirtiyor. Belirtilen bu sayı bir önceki yıla göre 100 daha fazla. “Şiddet eğilimli” katagoride ise yaklaşık  12 bin 700 kişi bulunuyor.

Yabancılar düşman olarak görülüyor

Irçılar, ülkelerinden gerek siyasi, gerekse de ekonomik nedenlerle kopup gelmiş ve burada iltica başvurusunda bulunmuş olanlar ve Müslümanları yabancı olarak niteliyor ve bunların ‘Alman ulusal kimliğini’ bozduğunu ileri sürüyor.

Öte yandan Almanya’da ‘İmparatorluk Vatandaşları- Reichsbürger’ ve ‘Selbstverwalter- Kendi Kendini Yönetenler) adlı ırkçı yapılanmalara güvenlik ve istihbaratta kaygı yarattığı belirtiliyor.

İmparatorluk Vatandaşları, Almanya Federal Cumhuriyeti’ni reddederek, Alman İmparatorluğu’nun devamını talep ediyorlar. ‘Selbstverwalter’ adlı grup ise Almanya Federal Cumhuriyeti’nden çıktıklarını ilan ediyor.

Anayasayı Koruma Teşkilatı, raporunda her iki grubu ‘devlet düşmanı’ olarak lanse ediyor.

Rapor bu gruba ilişkin üye sayısını da veriyor. Buna göre her iki grubun toplam üye sayısı 2017 yılında 16 bin 500 iken bu sayının 2018’de 19 bine yükseldiği belirtildi. Bunlardan yaklaşık 950’si aşırı sağcı olarak nitelendiriliyor.

Polis ve askerde aşırı sağ ideoloji gelişiyor

Alman polis ve ordu teşkilatı içinde aşırı sağ ideolojilerin giderek daha fazla yaşam bulduğu yönündeki tezler ise şu anda büyük bir tartışma yaratmış durumda. Siyasi partilerin önde gelen temsilcileri bu durumda duydukları endişeleri dile getiriyor.

 

Federal Almanya üçlü koalisyon hükümetinin büyük ortağı 

Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) önemli simalarından Friedrich Merz, bu tartışmayı başlatan isim. Merz, geçen haftasonunda Bild am Sonntag gazetesine verdiği röportajda, askerler ve polisler arasında sağ popülist AfD (Almanya için Alternatif) partisine kayışın arttığını söylemişti. Friedrich Merz, “Aşarı sağa kaymaya karşı CDU, kayıtsız şartsız emniyet birimlerinin arkasında durması gerekiyor” şeklinde bir çözüm önerisinde de bulunmuştu.

Merz’in açıklamasına Alman Polis Sendikası (GdP) Başkan Yardımcısı Jörg Radek şu karşılığı verdi: “Bir çok memurda bazı şeylerin yolunda gitmediği, sağ milliyetçi partilere duydukları sempatiden anlaşılıyor” dedi.

Bir başka polis sendikası olan Federal Polis Sendikası (DPolG), Başkanı Ernst G. Walter, Merz’in CDU’nun kayıtsız şartsız emniyet teşkilatına destek önerisini destekledi.

Konu ile ilgili açıklamalara katılan Hür Demokrat Parti’nin (FDP) Meclis Grubu İç Politika Sözcüsü Konstantin Kuhle, Merz’ın dile getirdiği sorunun sorumluluğunun Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer’de olduğunu söyledi.

Polislerle anayasal düzen arasındaki makasın açıldığını kaydeden Kuhle, bunun nedeninin de gereksiz İslam tartışmaları başlatan ve bir işe yaramayan sınırdışı kararlarına imza atan Seehofer gibi insanlar olduğunu dile getirdi.

Anketlerin ülkede birinci parti olarak gösterdiği Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Robert Habeck ise polislerin siyasi eğilimini tam olarak bilemediğini ancak memurların ‘anayasal düzene’ ettikleri yemine bağlı kalacaklarına ve bu tüm siyasi  eğilimlerin üstünde tutacaklarına inanmak istediğini söyledi.

 

HABER MERKEZİ

 
 

Ernst: Valiyi ben öldürdüm

   

2 Haziran’da evinin terasında öldürülen Kassel Valisi Walter Lübcke’nin katil zanlısı aşırı sağcı Stephan Ernst’in sessizliğini bozarak itirafta bulundu.

Suçunu itiraf eden Ernst, Lübcke’yi mülteci tartışmaları yapıldığı dönemde Lohfelden’deki sözlerinden dolayı öldürdüğünü itiraf etti. Kassel Valisi Walter Lübcke, çok sayıda mültecinin geldiği  Ekim 2015’te Lohfelden’de yaptığı konuşmada, “Bu ülkenin değerleri var. Be değerleri benimsemeyenler her zaman ülkeyi terk edebilirler. Bu özgürlük, her Alman’ın hakkı” sözleriyle, mülteci alımını savunmuştu. Stephan Ernst’in suçunu itiraf ettiği bilgisini İçişleri Komisyonu’nun gizli oturumuna katılan milletvekilleri paylaştı. İçişleri Komisyonu’nun ise bu bilgiyi Federal Savcı Peter Frank’tan aldığı belirtildi. Edinilen bilgiye göre Ernst, ifadesinde cinayeti tek başına planlayıp işlediğini savundu.

Olağanüstü toplandılar

Bu arada Stephan Ernst’in suçunu itiraf etmesi üzerine Federal Meclis İçişleri Komisyonu salı sabahı saat 08.30’da olağanüstü toplandı. Toplantıya Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer, iç istihbarat teşkilatı Anayasayı Koruma Örgütü Başkanı Thomas Haldenwang, Asayiş Şubesi (BKA) Başkanı Holger Münch ve Fderal Savcı Peter Frank da katıldı.

Yetkililer, oturumda komisyon üyelerinin sorularını yanıtladı. Oturumdan sonra açıklama yapan İçişleri Bakanı Seehofer, Ernst’in suçunu itiraf ettiğini ve suçu tek başına üstlendiğini doğruladı. Seehofer, “Bununla bu siyasi cinayetin aydınlanma çalışmaları sona ermiş olmuyor” dedi.  Vatandaşları aşırı sağa karşı mücadeleye ve çok açık tavır almaya çağıran, yabancı ve Yahudi düşmanlığına hoşgörü gösterilemeyeceğini belirten Seehofer, “Bir kırmızı çizgi çekmek gerekir” dedi.  Federal Savcı Peter Frank da, zanlının, cinayeti tek başına planlayıp işlediği itirafıyla soruşturma yetkisinin sona ermiş olmadığını vurguladı. n BERLİN