Kürdistan’da uygulanan sömürgeciliğin, bireyi kendi tarihine, kültürüne, diline ve ülkesine yabancılaştırmayı esas alan bir sömürgecilik olduğu hatırlatılan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında, fiziki katliamların yanı sıra ‘beyaz soykırım’a dikkat çekildi. Açıklamaya şöyle devam edildi: “Bununla Kürdistanlı bireyde Kürt ve Kürdistan’a ait ne varsa onu adeta ortadan kaldıran, silen; anlam, zihniyet, ahlak ve estetik yitimini gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Adı yasaklanan, belleklerden silinmeye çalışılan bir ülke ve varlığı-yokluğu belli dahi olmayan bir halkın özgürlüğü için mücadeleye karar vermek ve bu mücadelede şahadeti göze almak ve gerçekleştirmek kolay olmamıştır. Herkesin soykırımcı asimilasyonun etkisi altında bir ulusal yabancılaşmayı yaşadığı bir dönemde böyle bir ülke ve halk için şahadeti göze almak, sıradan, herkesin göze alabileceği ve gerçekleştirebileceği bir durum değildir.”
Bu nedenle Hakilerin, Halillerin, Dörtlerin ve Karasungurların özgürlüğe giden yolu hem açtıkları hem de bu yolda nasıl bir kavrayış ve duruş içerisinde olmanın militan ölçülerini de ortaya koydukları vurgulanan açıklamada, şu detaylar hatırlatıldı:
- Antep’te ajan-provokatör bir yapılanma tarafından 18 Mayıs 1977’de Haki yoldaşın katledilmesi henüz emekleme dönemini yaşayan Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin ne kadar zor olduğunu ortaya koymuştur. Haki Karer yoldaşın şahadeti aynı zamanda Kürdistan Özgürlük Hareketi’nde anıya bağlılığın, yoldaşlığın nasıl olması gerektiğini de ortaya koymuştur. Önder Apo, Haki Karer yoldaşın şahadetine bağlılığın gereği olarak PKK’nin örgütlendirilmesini tasarlamış ve bunu gerçekleştirmiştir.
- Halil Çavgun yoldaşın feodal çeteler tarafından 18 Mayıs 1978’de katledilmesine verilen yanıt ise Kürdistan’da işbirlikçi-hain-feodal çetelere karşı direnişin boyutlandırılması olmuştur.
- 18 Mayıs 1982’de Amed Zindanı’nda sömürgeci-faşist cunta esaret altına alınan PKK militanları şahsında Kürdistan halkının son özgürlük umudunu da kırarak Kürt halkını Türk ulus-devleti içerisinde tümüyle eritmeyi önüne koymuştu. Bunun için Amed Zindanı’nda insan yaşamının kendisi dahi bir işkenceye dönüştürülmüştü. Ferhat Kurtay, Eşref Aynık, Necmi Öner ve Mahmut Zengin yoldaşlar sömürgeci-faşist rejimin bu hesaplarını bozmak ve Kürdistan halkının özgürlük umutlarını diri tutmak ve bunu kalıcılaştırmak için en amansız koşullarda dahi tam bir birlik ruhuyla kenetlenerek bedenlerini ateşe vermişlerdir. Bu eylemleriyle hem 12 Eylül askeri-faşist uygulamalarına karşı bir direniş tutumu sergilemişler hem de PKK militanlarının asla ve asla teslim alınıp yenilgiye uğratılamayacaklarını, gerektiğinde kendi bedenlerini ateşe vereceklerini göstermişlerdir.
- Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin yoldaşların şahadeti ise ulusal parçalanmaya ve Kürt partilerinin kendi aralarındaki savaş ve çatışmaya karşı ulusal birliği sağlamanın sembolü olmuştur. Sömürgeci güçlerin Kürt ulusunu parçalama, bölme ve çatıştırma siyasetine karşı ulusal birliğin sağlanması uğruna her türlü fedakarlığı göze almak suretiyle bugün üzerinde yoğunca tartışılan ulusal birlik kongresinin de harcını kanlarıyla yoğurmuşlardır.
-  Türkiye devrimci hareketinin önderleri İbrahimler ve Denizlerin katledilmesi Türkiye’de özgürlük ve demokrasi mücadelesinin ne kadar zorlu, çetin ve ağır bedeller gerektirdiğini ortaya koyduğu kadar halklar arasında gerçek anlamda eşitlik ve kardeşliğin nasıl olması gerektiğini de ortaya koymuşlardır.
- Ayrıca Mayıs ayı başta ’97 Hewlêr Katliamı şehitleri olmak üzere yüzlerce Kürdistan özgürlük gerillasının şahadete ulaştığı bir aydır. Bugün de Mayıs ayında Serhat’ta, Botan’da ve Garzan’da Kürdistan özgürlük gerillaları sömürgeci işgalci Türk ordusunun ABD’den ve diğer Batılı ülkelerden aldıkları ileri teknoloji ürünü silahlarına rağmen kahramanca mücadele ediyor, direniyor ve şahadete ulaşıyor.

Sömürgeciler yenilecek
Sömürgeci AKP devletinin Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ni tasfiye ederek Kürt ulusunu Türk ulus-devleti içerisinde eriterek yok etme planını hayata geçirmek, 2023 yılında da bunun zaferini ilan etmek istediği belirtilen açıklamada, anayasa tartışmaları çerçevesinde de sahte bir beklenti yaratıldığı kaydedildi. “AKP-Gülen Yeşil Faşizmi”nin Kürdistan halkının direnişi karşısında yenilmekten ve dağılmaktan başka seçenekleri kalmadığı ifade edilen açıklamada, “Sömürgeci Türk devletinin politikalarıyla yok oluşun eşiğine getirilen Kürdistan halkı bugün bu topraklarda hiçbir tartışmaya yer vermeyecek kadar varlığını kesinleştirmiş ve özgürlüğe doğru yürüyor ise bunun temelinde şehitler gerçeği vardır. Kürt ve Kürdistan adına söylenen her söz, her örgütlülük, her kurumlaşma, her bilinç ve sergilenen her davranışın temelinde şehitlerin kanı vardır” denildi. 


ANF/BEHDİNAN